SONBAHAR ESİNTİSİ 13. BÖLÜM

” PİŞMANLIK ”

Sana nerden gönül verdim
Ah keşke vermez olaydım
Seni nerden gördüm
Keşke görmez olaydım

BÜLBÜLÜM ALTIN KAFESTE

Hae Min’ in dizleri onu taşımadı . Gözlerini açtığında başında  Hye Jin ve Young Jae vardı .’’ Bana ne oldu ‘’dedi.

Hye Jin  ‘’bir şey yok bayılmışsın’’ dedi. Üzgün olduğunu belli etmemeye çalışıyordu.

Hae Min ise hala yorgun hissederek zar zor konuşuyordu. ‘’Jon Won nasıl’’ dedi.

‘’ Hala ameliyatta’’ dedi Hye Jin . Durumu çok kötü diyorlar .

O kadar üzülüyordu ki Hae Min yıldırım gibi fırladı Tae Jun’ un evine gitti. Tae Jun onu görünce çok mutlu oldu. Hae Min ona gelmişti. Sevdiği işte onun yanına gelmişti. Belki de her şeye yeniden başlayabilirdi. Belki Hae Min onu severdi. Umutla doldu için  ama beklediği tepkiyi alamadı.

Hae Min  ‘’sen yaptın değil mi sen yaptın ‘’ diye Tae Jun’ a saldırdı. Onu yumrukluyordu.

Tae Jun ne olduğunu Anlamadı ‘’ ne yapmışım’’ diye bağırdı.

Hae Min zor duyulur bir sesle konuştu ‘’Jon Won onu sen dövdürdün’’dedi.  Tae Jun ne yani ona bir yumruk attığı için mi bu kadar ağlamıştı . Gözleri böyle kırmızı, yüzü solmuş  ve bana deli gibi saldırdı , hepsi bu yüzden mi?  Öfkesi yine onu eline geçirdi. ‘’ Evet ben yaptım. Ne olmuş dayaktan ölecek değil ya .’’

Hae Min buz kesti demek o yapmıştı. Bu kadar kötü olamazdı değil mi?  hayır olamazdı . İçinde hep bir umut vardı o yapmamış olsun diye.

Tae Jun  ‘’Beni aptal yerine koydunuz dedi. Anladın mı aptal, bunu hak etti. ‘’

Hae Min,  Tae Jun’ dan kaçarak uzaklaştı . Bu Adamı sevmişti bu  Adamı …ve Yıkıldı.

*********************************************************

Dmitri Shostakovich – The second waltz

Young  Jae bu kızın ona karşı ilgisizliğinden nefret ediyordu. Belki böyle buz gibi davranmasa görüp unuttuğu sıradan güzel bir kız olacaktı ama Hye  Jin ‘in davranışları bu işi kazanılması gereken bir mücadeleye dönüştürmüştü.

Sanki bu kız dünyadaki hiç bir kız tipine uymuyordu. Ne denese ne yapsa bu kadının inadını kıramıyordu. Çünkü Hye  Jin temkinli biriydi. Olmayacak duaya amin demezdi. Bu adamla ilgili söylenenleri duyduğu zaman ne hissederse hissetsin ona soğuk davranmaya karar vermişti. Hye  Jin duygularını bastırma konusunda çok iyiydi. Hae Min gibi yelkenleri suya indirmezdi.

Young Jae , Hae Min ‘i merak ediyordu. Son zamanlarda hiç iyi değildi üstelik bu Jon Won meselesi de kızı iyiden yiye yıpratmıştı. Evine gidip kontrol etmese içi rahat etmeyecekti. Young Jae onu beklerken Hye Jin göründü. Yavaş adımlarını sıklaştırıp adamın yanına geldi.’’  Sana daha kaç defa söyleyeceğim benim peşimi bırak’’ dedi.

Young Jae umursamaz bir tavırla sinirlerine hakim olmaya çalıştı ‘’  Senin peşinde falan değilim, sen kendini dünyanın merkezinde falan mı sanıyorsun. Ben Hae Min i bekliyorum .’’ dedi.  Hye Jin sinirle ne dememsi gerektiğini bilmeden arkasına döndü. ‘’Hae Min i bekliyormuş. hıh . ‘’

Young Jae umurunda olmaması gerektiğini söylese de  hala Hye Jin i izliyordu.

***************************************************************************

Young Jae,  Hye Jin  ile birlikte hastaneden çıktığında saat çok geç olmuştu.  Hae Min kalmakta ısrar ediyordu. Jon Won’ u bırakamam demişti.  Young Jae ,  Hye Jin’ i eve bırakacağı sırada bir telefon geldi. Arabada Young Jae ve Hye Jin vardı. Young  Jae gelmem işim var dedi. Hye Jin onu dinliyordu. ‘’Bak cidden gelemem’’ . Karşıdaki ses yolunun üstü dedi.

Hye Jin, Young jae  telefonu kapatınca ‘’ ben kendim giderim’’ dedi.

Young  Jae ‘’ olur mu öyle şey seni ben bırakacağım’’ dedi.

Hye Jin ısrar etti. Young  Jae  ‘’Bana iyilik yapmak  istiyorsan benimle gel. Çok sürmez yarım saat sonra seni eve bırakırım ‘’ dedi. Hye Jin kabul etmek zorunda kaldı .

Young Jae mekana girince arkadaşı hemen kolundan tutup bir masaya oturttu. Hye Jin de onun yanına . Young Jae nin okul arkadaşlarının hepsi buradaydı. Kızlar onu bir kadınla görünce kıskandılar.  Uzun boylu bir tanesi Young Jae’ nin omzuna elini yaslayıp sevgilinle geleceğini bilmiyordum dedi. Üzüldüğünü beli ediyordu. Young Jae açıklama yapacaktı ama çocuklardan biri fırsat vermedi. Oo onu yalnız bulmak ne mümkün ama tebrik ederim bu sefer ki sevgilin çok güzel dedi. Diğerleri de olayı budaklandırınca ne Young Jae ne de Hye Jin bir şey söyleyemedi. Young Jae biz kalkalım diyince ortamda gürültü koptu arkadaşı olmaz bir şarkı söylemden bırakma seni benim hatırım için bu gece çok özel biliyorsun .


Young Jae gerçekten olmaz dediyse de zorla sahneye çıkarılmıştı. O da mecbur şarkısını söylemeye başladı. Şimdi Young  Jae I m your man şarkısını söylüyor Hye Jin de gözlerini ayırmadan onu izliyordu. Sahnede öyle havalıydı ki onun şimdiki karizmasını gören hiçbir kadın etkilenmeden yapamazdı, taş olsa çatlardı. Hye Jin büyülenmiş gibiydi. Bu adam her defasında onu şaşırtıyordu. Tam tanıdığını düşündüğü anda yepyeni biri gibi ortaya çıkıyordu. Young Jae tanımakla bitmiyordu işte. Her defasında yeni bir hüneri çıkıyordu ortaya . Bırak uğraşma ben sonsuz bir dünya gibiyim dercesine ona bakıyor, onun için söylüyordu adeta.

OKUMAYANLAR İÇİN  SIFIRINCI BÖLÜM TIK TIK

Young Jae böyle tutkuyla şarkı söylemeyeli yıllar olmuştu. Bir heves başladığı müzik hayatı bir heves son bulmuştu. Belki buraya da zorla çıkarılmıştı ama Hye Jin e bakıp söyledikçe o tutku yeniden sarıyordu onu,  şimdi isteyerek ve sevdiği kadının gözlerine bakarak , en içten şekilde okuyordu şarkısını. Bir ara o kadar kapıldı ki hislerine Hye Jin e çok yaklaştı . Gözlerine bakıyor bir tek onu görüyordu. Nefesi onun ensesinde son buluyordu. Şarkı bittiğinde  Hye Jin hemen dışarı çıktı. Kendi kendine bir mücadeleye girişmişti. Young  Jae ne olduğunu anlamadan peşinden çıkıp kızın kolundan tuttu ne oldu nereye gidiyorsun dedi.

Hye Jin ben… ben… hemen gitmeliyim diyerek kendini kurtardı . Young Jae’ nin yüzüne bakmaya bile cesareti yoktu. Ona deli gibi aşık olmuştu. Bunu şimdi  anlamasa olmaz mıydı . ah aptal kafa ah . Young  Jae kolundan tuttu tekrar  nereye gidiyorsun seni ben bırakacaktım dedi..  Arabada biliyor musun Hye Jin PGMALİON  onu biliyor musun dedi Young Jae. Sende aynı onun yaptığı heykel gibi taş kalplisin.  Hye Jin bütün  gece düşündü uyku girmedi gözüne .

Sonraki bir kaç gün Young  Jae ona yüz vermedi ve  Hye Jin’ in sinirleri yıprandı.

********************************************************

duydum ki unutmussun

Young  Jae , Hye Jin ile asansörde karşılaştığında yine aynı taktiği uyguluyor ve görmezlikten geliyordu.Hye Jin  yine aynı tepki ile karşılaşınca kızdı  ” zor olduğu için vazgeçtin,  aşkın bu kadar basitti işte.”  Young  Jae asansörü durdurdu ve kızı duvara yapıştırdı,  gözlerini içine bakıp  kızı öpecekmiş gibi yaptı ama  Hye Jin ona yaklaşıp başını kaldırdığında vazgeçip  ” haklısın  kolay olanın hiç bir zevki yokmuş. ” dedi ve yeniden asansörü çalıştırıp gitti.  Hye Jin çok bozuldu ardı sıra Young  Jae nin gidişini izlerken içinden sövüyordu.

Dünyada sevdiğim bir tek sen vardın
Evvelce ben değil hep sen yalvardın
Şimdi neden bana el gibisin
Halbuki sen bana asıl yandın

Sevgi bağıma sen koydun bir diken
Nasıl yaktın sen beni daha gül iken
Niçin sözünden sen böyle caydın
Ne olurdu beni sevmiş olsaydın

******************************************************

İşte çıkarılan güvenlik görevlisi Kim Sang  silahı ile  toplantı salonuna daldı. Çok sinirliydi. Bunca emek verdiği işinden kovulmuştu ama yağma yok . Ben öyle harcanacak adamlardan değilim dedi. Sessiz sedasız çekip gidecek değilim. O toplantı odasına daldığı sırada içerde Young Jae , Hye Jin ve Lee Wong toplantı halindeydi. Adam silahı ile havaya bir el ateş etti. Sizi rehin alıyorum dedi. Üçü de şaşkın bir şekilde ne olduğunu anlamadı. Sonra adam kıpırdamayın sizi vururum diye bağırmaya başladı. Eliyle başını ovup duruyordu. Sanki kafasının içinde bir çekiç vardı. Kendine hakim olamıyordu. Karşısındakiler hiç  hareket etmediği halde Kim Sang için onlar kaçmaya çalışıyordu. O sırada silahını onlara doğrultu. Ateş edecekti. Ve çok geçmeden rehinelerin donmuş yüz ifadelerinden sonra bir silah sesi daha duyuldu.   Lee Wong  ‘ın  canı çok acıdı , yüreğine bir sızı saplandı . vurulmamıştı ama yıkılmıştı. Çünkü  havaya ateş eden güvenlik görevlisi yüzünden Hye Jin kendini Young Jae nin önüne siper etmişti . Kimi sevdiği ortaya çıkmıştı Young Jae şaşkındı. Hye Jin o kadar hızlı olmasa aynı şeyi o yapacaktı. Kim Sang ise yaptığından çok korkmuş az kalsın birini  öldürebileceği gerçeği ile yüzleşmiş silahını yere atıp ağlamaya başlamıştı

*********************************************************************

Young Jae kaçanı oynuyordu bu çok da hoşuna gidiyordu.  ama Tae Jun kızın sıkılabilmeğini söyleyince telaşlandı ya gerçekten kovalamaktan sıkılırsa dedi bunu göze alamazdı. O gece artık bu işe bir son vermesi gerektiğini anlayıp Hye Jin in evine gitti. Bahçeye gizli gizli girmiş onun penceresini arıyordu sonra küçük bir taş bulup cama atmaya başladı . Taşlar etki etmeyince bu ne ya bu çağda pencereye taş mı atılır diye söylenmeye başladı. Bu kız da telefonunu niye kapatıyor ki. Madem açmayacaksın onu taşımanın manası ne. Son taşı da bu düşünceler içinde atarken cam açıldı taş Hye Jin in alnında patladı. Hye Jin aşağı indiğinde eli hala kızaran alnındaydı. Young Jae ne diyeceğini şaşırdı . Hye Jin ile köşede ki masaya oturdular. Young Jae bu saatte rahatsız ettim özür dilerim dedi. Sonra yaptığında utanan küçük çocuklar gibi elini Hye Jin in kızaran alnına koydu çok acıyor mu dedi. Yüzü öyle acınası bir hal almıştı ki Hye Jin gülümsemeden edemedi. Hayır geçti dedi. Sonra buraya gelmene çok sevindim dedi. Sana anlatacaklarım vardı. Young Jae şaşırmıştı. Hye Jin devam etti. Lütfen ben bitirene kadar dinle olur mu. Bu çok zor ama Hae Min eğer söylersem işe yaracağını söyledi. Biliyorum biz denk değiliz. Bu söylediklerim çok saçma ama biri içindekileri söylemekten çekinme her zaman işe yara demişti. Sonu ne olursa olsun artık içimde saklamak istemiyorum. Ben nasıl oldu ne zaman oldu bilmiyorum ama seni seviyorum. Sana aşığım hem de bir budala gibi dedi. Young Jae,  Hye Jin in ondan hoşlandığını biliyordu ama böyle bir şeyi beklemiyordu. Afalladı bir an sonra kızı kendisine doğru çekip ona sarıldı . bunun bir rüya olmadığına ikna olduktan sonra  onu uzun uzun öptü bende sana aşığım budalam benim  Diye fısıldarken bu mutluluk hayatında tatmadığı kadar gerçek görünüyordu. Hye Jin ‘in kızaran alnına bir öpücük kondurduğunda artık kızın yanakları da al al olmuştu.

Ey büt-i nev-edâ.olmuşum müptelâ,
aşıkım ben sana,iltifat et bana

(ey yeni bir heykel kadar güzel edalı kız.müptelan olmuşum,
aşığım ben sana,iltifat et bana)

****************************************************************

Aradan geçen iki haftada Jon Won kendine gelmişti ve Hae Min e her şeyi anlattı.  polis Gong Chan ‘i yakalayamadı  ama evinde yapılan aramlar ve Kim Mun ‘un garanti diye sakladı itiraf name olanları ortaya çıkarmıştı. Jon Won ölürken bunları anlatmak için Tae Jun un ismini sayıklamıştı Hae Min ne kadar büyük bir hata yapmıştı. Nasıl Tae Jun u suçlamıştı. Katilsin sen katil diye bağırmıştı.

Hae Min,  Jon Won ‘u dinliyordu. Ona seninle evleneceğimizi söyledim sadece canı yansın istedim intikam istedim özür dilerim . Kendi mutluluğum için bencilce davrandım ama insan başkasının mutluluğu için iyi olamıyor. Mutlu olmak istediğim için beni suçlama lütfen.

Hae min ‘’ Ona kızma’’  dedi.  İçinden ‘’  O mutlu olmak için çabalıyor .   Hepimiz mutlu olmak için çabalarız . O da bunun için uğraştı kimseden başkasının  mutluluğu için bir melek olmasını bekleme,  öyle biri yok.’’

**************************************************************

makaram sarı bağlar (yeşilçam versiyon)

Özür dilemek için Tae Jun a gittiğinde utancından yüzünü kaldıramıyordu.

Tae Jun  ‘’ oo niye geldin tekrar katil olduğumu haykırmak için mi.’’

Hae Min  ‘’ Özür dilerim’’  dedi.’’  Çok özür dilerim,  tamam mı ? Ben bilmiyordum .’’

Tae Jun ‘’ Dileme boşuna,  bana bu kadar güvendiğin için sağ ol yani beni bu kadar mı tanıyordun ? Bunu yapacağıma gerçekten inanmıştın . O gün bana saldırırken bir katil olduğumdan hiç tereddüt etmedin.’’

Hae Min’’  ben…’’ dedi ama tamamlayamadı .

Tae Jun ‘’ Lütfen git söyleyeceğin hiç bir şey bana o halini unutturamaz .’’

Hae Min mecburen Tae Jun’ un dediğini yaptı. Akşam evde ona hala kızgın, öfkesi geçmemiş ama diğer taraftan kendini suçlar bir halde düşünürken telefonu çaldı. Hatta ki garson  ‘’ hızlı aramada siz vardınız’’ dedi.

Tae Jun ‘un numarası olduğu için Hae Min hemen açmıştı, demek bunca zaman sonra bile hala hızlı aramada o vardı.

Garson ’’  Bakın hanım efendi bu bey içkiyi fazla kaçırdı devamlı olarak Hae Min diye birini sayıklıyor . Gelip onu alabilir misiniz yada Hae Min’ i bulur musunuz’’ dedi.

Hae Min ‘’ Benim numaram orada ne diye kayıtlı ‘’dedi.

Garson’’ şey efendim gulyabani yazıyor .’’

Hae Min gülümsedi. ‘’Tamam geliyorum ‘’dedi.

Garson telefonu kapattıktan sonra Tae Jun uyanıp  yine onun yakasına yapıştı ‘’ Beni dinle’’ dedi .

Garson ‘’artık içmeseniz çok sarhoşsunuzu’’ dedi.

Tae  Jun ‘’ Ben sarhoş değilim. O kadın için ben her şeyi bırakmaya razıydım ama o ne yaptı beni aldattı . O kadın beni aldattı.  Benim bir hayatım vardı her şeyi planlamıştım ama sonra o çıktı her şeyi alt üst etti. Yurt dışında yaşamak için gidecektim biliyor musun?  O belki benimle gelmez diye duygularımı bile açamadım ona . Belki beni o kadar sevmez diye. Ama sonra onunla her şeyi göze alırım dedim. Hayallerimi de onu da aynı dünya ya yerleştirebilirim . Ben çok mutluydum . Onunla bir hayat kuruyordum . O gelip bütün dünyamı yıktı. Ondan nefret ediyorum .’’

Hae Min ,  Tae Jun’ u alıp evine getirdi. Sarhoş olan adam Hae Min’ i görünce konuşmaya devam etti. ‘’Haksızsın  Hae Min çok haksızsın .’’  Konuşurken dili dolaşıyordu, bu ona ayrı bir tatlılık katıyordu. Ellerini sallayıp ayakta durmaya çalışarak ‘’ Sana o sözleri söylediğim için çok pişman oldum ‘’  ama ayakta duramadı ve yere düşmek üzereyken Hae Min onu tuttu . Kıza yaslanmış bir şekilde takside hep aynı cümleyi söylüyordu. ‘’Ben başkaları olmadığını biliyorum, çok üzgünüm,  kıskanmıştım ‘’dedi.

Hae Min onu kanepe yatırdı gitmek üzereydi ki Tae Jun’ un eli onu yakaladı.  Tae  Jun gözleri kapalı ‘’ben seni seviyorum Hae Min hem de aklının alamayacağı kadar çok seviyorum’’ dedi.

Hae Min kanepenin yanına diz çöktü . Sabah Tae Jun uyandığında Hae Min’ i diz çökmüş kafası kanepede onun başının yanında uyuya kalmış gördü. Gözlerini açıp da kızı görünce yüzünü bir tebessüm sardı. Hae Min,  onun Hae Min ‘i yanındaydı işte. Tae  Jun,  hae min uyurken seyretti ve  ‘’ Seni bırakamam başkasıyla mutlu olsan bile olmaz. Benden başkasıyla mutlu olmana dayanamam benimle ol,  mutsuz olsan bile yanımda ol.’’  dedikten sonra kalktı enfes bir kahvaltı hazırladı.

Hae min bu leziz kokuların dürtmesiyle uyandı. Enfes kokuyordu. Gözlerini açtığında Tae Jun’ u hararetli bir şekilde çalışırken gördü. Öyle mutlu öyle kendinden geçmiş bir şekilde yemek yapıyordu ki bu manzarayı izlemenin verdiği zevk başka bir  şey ile karşılaştırılamazdı.  Tae Jun onu görünce’’ hadi yüzü yıkayıp gel harika şeyler hazırladım’’ dedi.

Hae min olmaz diyecek oldu ama sonra vazgeçti bu yemekler bırakılmazdı ki. Şu sofraya bak krallara layık bir sofra olmuştu.  Üstelik Hae Min bu adamın ne kadar lezzetli yemek yaptığını biliyordu . Obur tarafı onu ele geçirdi sofraya oturdu.  Kahvaltı faslı bitince birlikte sofrayı toplayı bulaşıkları yıkadılar. Hae Min gitmek için davrandığında Tae Jun sana bir şey göstereceğim diyip onu bahçeye götürdü. Bahçede bir bisiklet vardı. Hae Min şaşkın şaşkın Tae Jun a bakıyordu.

Tae Jun ‘’ o akşam bana anlattıklarını hatırlıyor musun işte o zaman aldım bunu . Şimdi sana bisiklet kullanmasını öğreteceğim. Dünya küçük değil Hae Min ama sende küçük değilsin’’ dedi. Hae Min çok mutluydu birlikte çalışmaya başlayana kadar.

Tae Jun  ‘’çok beceriksizsin öyle olmaz.’’

‘’ Hayır ayağına bakma önüne bak’’

‘’’ olmuyor. ‘’

‘’Denge dur’’ gibi sayısız emir veriyordu.

Hae Min sonunda bağırdı. ‘’Sen sanki ananın karnında öğrendin bu işi. ‘’

Böylece bu ikili bisiklet öğrenme sürecini de kavga ederek geçirdiler.

********************************************************************************

Jon Won hala bitkin olmasına rağmen hastaneden çıkmıştı artık daha fazla bu hastanede kalmaya dayanmayacaktı. Evine giderken aklında bin bir düşünce vardı ama bunların hiç birisinde evinde onu bekleyen davetsiz misafir yoktu.  Sessiz evine girip de ışıkları açınca karşısında gördüğü kişi Jon Won ‘u hayatında hissetmediği kadar  şaşkına çevirdi.  Gong Chan elinde sivri , parlak bir cisimle onu bekliyordu. Jon Won bırak kaçmayı yürümeye takati yoktu. Sesini duyurabilecek kimsesi olmaması gibi.  Gong Chan öyle pis sırıtıyordu ki olacakları anlamak için medyum olmaya gerek yoktu.

SONBAHAR ESİNTİSİ 7.BÖLÜM

george moustaki

” HOŞ GELDİN ”

Pazar gününden bir kaç gün önceydi. Young  Jae bir restoranda oturmuş eski bir arkadaşıyla yemek yiyordu. Yüksek sesle tartışan bir çift dikkatini çekmişti. Sesin geldiği yöne doğru bakınca Tae Jun ile Hae Min ‘i hararetli bir tartışmanın ortasında gördü. Tae  Jun o kadar dalmıştı ki tartışmaya  Young  Jae ‘yi görmedi bile.

Arkadaşı Young  Jae ‘nin baktığı yöne baktı ” aaa o Tae  Jun değil mi ? diye sordu.

Young  Jae ‘ ‘ Evet o ” dedi  umurunda olmadığını belli eden bir bakışla.

Sonra konu Tae  Jun ‘un üzerinden devam etti.  Arkadaşı Young  Jae ‘ye dönüp ‘’O adam hayranım, çok zeki biri ‘’dedi.

Young  Jae ”  Hımm zeki, çok zeki , o kadar zeki ki daha aşık olduğunun bile farkına varamayacak bir kalas dedi ” alay edercesine bir sırıtışla.

Arkadaş, Young Jae ‘nin söylediklerinden sonra  ikna olmamıştı ” Aşık mı?  Ne aşkı?  Tae Jun ‘dan bahsediyoruz . O öyle biri değil ” dedi.

Young Jae haklı olduğunu ispat etmek istedi. ‘’ İnan bana o fena halde aşık ama anlaması için biraz yardıma ihtiyacı var  ve ben ona yardım edeceğim ‘’  diyen Young  Jae filmlerdeki kötü kahkahaların sahibi meşhur cadılar gibi görünüyordu.

Pazartesi sabahı Hae Min ‘e bir demet kırmızı gül gelmişti. Masadaki güller hemen dikkat çekiyordu. Üzerinde Young  Jae ‘den gelen bir not vardı.  Geçen gece söylediğim şeyi unutmadın değil mi ?  Tae  Jun notu okurken Hae Min içeri girdi.

Hae Min ‘i görmezlikten gelen Tae  Jun notu masaya fırlatıp odasına geçti. Ne söylemiş olabilir ki diye düşünmeden edemedi. Tae Jun ‘un dalgınlığı yüzünden toplantıları kötü geçmişti.

Çok geçmeden işler değişmeye başlamıştı. Hae Min artık daha çok sorumluluk alan  biri haline geldi. Tae  Jun onun için her şeyi daha kolay hale getiriyor, her detay ile ilgileniyor, o fark etmeden her şeyi düzeltiyordu.  Hae Min artık  iş yerinde çok daha iyi vakit geçirmeye başlamıştı. İşe başladığından beri geçirdiği en iyi hafta buydu. Hae Min , Tae  Jun ‘un onun için yaptıklarının farkında değildi belki ama onun son zamanlarda çok dalgın olduğunu gözden kaçırmamıştı.

Young  Jae de şirkete sık sık uğrar olmuştu. Her defasında Hae Min ‘in yanına gitmeyi de ihmal etmiyordu. O gün Young Jae , Hae Min  i öğle yemeğine çıkarmıştı.

Hae Min bu ani ilginin nedenini merak ediyordu. Bu adamın neden bu kadar sık ona uğradığını merak etmemek elde değildi. Sonunda dayanmayıp sordu.

” Benden ne istiyorsun ”

Young  Jae ” Ne mi istiyorum?’’

Hae Min ‘’ Evet ne istiyorsun yani neden devamlı benim etrafımdasın? ‘’

Young Jae  ‘’Bilmem sadece iyi bir arkadaşsın, seninle iyi vakit geçiriyorum, iyi bir dostsun işte.’’

Hae Min  pek ikna olmamıştı  ‘’ Hepsi bu mu ? ”

Young  Jae ” Tam olarak değil galiba. Bir de senden bir iyilik isteyeceğim .”

Hae Min’’  aha!!!  Tamam işte biliyordum’’ dedi içinden . Yoksa Tae Jun’ a karşı casusluk yapmasını falan mı isteyecekti. Belki şirketi ele geçirmek gibi hain planları vardı.

Young  Jae   kızın beynindeki sorulardan habersiz anlatmaya devam etti. ” Belki birinin burnunu sürtmeme  yardım edersin. Bende sana yardım ederim. Sonra sen bana bir yardım da daha  bulunursun ve güzel bir kız arkadaşınla tanıştırırsın. Ne dersin ?’’ dedi alay eden bir sırıtışla.

Hae Min ” Nasıl bir yardım’’ dedi  cingöz bir tavırla.

Young  Jae ”  Belki patronunu elde etmene yardım ederim ” dediğinde   Hae Min yine mi diye düşündü. Neden bunlar hep beni başıma geliyor ki?

Hae Min ” Saçmalama o benden hoşlanmaz. Hem sana anlattım seni ayartmamı söylediğinde bunun bir mucize olacağını söyledi.’’ Bunları söylerken Tae Jun aklına geldi yüzü ekşidi, bütün neşesi kayboldu.

Young  Jae ” Ben yardım edersem olur” dedi. ‘’Hem unutma ava giden avlanır. O eni avlamaya çalıştı. Şimdi  sıra  onda. Ne yani ona söylediği sözleri yedirmek istemez misin? ‘’

Hae Min ” Hayır istemiyorum diye parladı. Neden hep beni kullanmak istiyorsunuz. İkiniz de küçük çocuklar gibisiniz. Ben sizin oyuncağınız değilim. Tamam mı.  Benimde bir insan olduğumu unutuyorsunuz. Benim duygularım yok mu? Derken hem sinirli hem de üzgündü.

Anlaşılan Hae Min çok kızmıştı. Young   Jae  konunun üstüne fazla gitmek istemedi. Hae Min ‘in gönlünü aldı. O tatlı dili ile verdiği sözler ve özür kelimeleri Hae Min’in gönlünü almaya yetmişti. İkisi fazla iyi anlaşıyordu. Hae Min artık Tae  Jun ‘a  ikisinin buluşmaları ile ilgili bilgi vermeyi kesmişti. Tae  Jun için bu durumun tek bir nedeni olabilirdi o da işin ciddiye binmesiydi.  Belli ki bu yüzden anlatmayı kesti diye düşünüyordu.

“Puerto Montt” – Los Iracundos

Hae Min ‘in işi başından aşkındı. Küçük bir mola için bir kahve alıp terasa çıktı. Şirketten diğer insanlarda burada şirket dedikodusu yapıyordu. Hae Min için bu konuşmalar ilginçti. Bilmediği ve çoğunun uydurma olduğu bir sürü tuhaf bilgi ediniyordu. Şimdi de yanına gittiği grup patronu hakkında konuşuyordu. Geçen gün onu ziyarete gelen kadının eski sevgilisi olduğundan, ona deli gibi aşık olduğundan, ne kadar şık ve zarif olduğunda bahsedip durdular. Hae Min patronu ile ilgili hiçbir şeyi merak etmiyordu. Dedikoduları dinlemeye dayanamayıp  içinde neden böyle garip bir his duyduğunu anlamadan orayı terk etti.

Rakip şirket yurt dışında güçlü olmak için ortaklık teklif etmişti. Birlikte çalışacakları bir proje için görevlendirdikleri bir temsilciyi Tae Jun’ a yollamışlardı. Joo won  takım elbisesinin içinde çok saygın ve yakışıklı görünüyordu. Evrak çantasını almış, son derece ciddi bir şekilde asansörlere doğru yürürken aklında projenin detayları vardı. Tae jun ‘u ikna etmesi çok önemliydi.

Tae Jun , Hae Min ‘in masasına bir kaç evrak bıraktı. Hae Min ‘e emir yağdırmakla meşguldü. Jon Won asansörden indiğinde hemen karşısında Hae Min ‘in masasını gördü ama kızın önünde bir adam dikilmiş , aralıksız konuşuyordu. Tae Jun , Jon Won ‘u fark etmedi bile. Hae Min ise Tae Jun ‘un yüzünden sıkılmış bir şekilde kafasını çevirdiğinde karşısında Jon Won ‘u buldu.  Kızın yüzünü koca bir gülümseme kapladı hemen atılıp Jon Won ‘a sarıldı. İkili uzun süre ayrılmayınca Tae Jun öksürük krizi geçirmek zorunda kaldı.

Hae Min hala Tae Jun ‘un varlığını reddediyordu. Gözlerini yakışıklı adamdan ayırmadan heyecanlı ve sevinçle konuşmaya başladı.  ‘’ İnanamıyorum sen karşımdasın. Ne zaman döndün ? Ne kadar kalacaksın. Burada ne işin var. Dur beni nasıl bulun?’’

Jon won ile konuşurken nasıl şen şakrak bana gelince suratsızın teki dedi Tae Jun içinden.

Jon won ise baktı soruların ardı arkası kesilmiyor. Parmağını Hae Min’in dudaklarının üzerine koydu. ‘’ Sakin ol meleğim , yine nefes almayı unuttun ‘’ dedi gülümsemesiyle.

Hae Min hala heyecanlı bir şekilde elini Jon Won ‘un omzuna vurup ‘’ Aman sende’’  dedi .

Jon won da çok şaşkındı karşısından görmeyi en çok istediği ama aynı zamanda görmeyi en son umduğu kişiyi görmüştü. Kalbi bir kuş gibi çırpınıyordu. Yine o okullu çocuk oldu. Sanki yıllar hiç geçmemişti. Sanki bütün bir zaman, dünya her şey, onunla son görüştüğü anda durmuştu. Orada takılı kalmıştı işte. Şimdi yeniden devam ediyordu.  Zamanın bütün izlerini şu güzel kız silmişti yine. Beni çocuklaştıran sendin dedi içinden.

Tae Jun ikisinin burnunun dibine gelip bir adama bir kıza baktı. ‘’ Çay kahve de ister misiniz ‘’ diye sordu sinirli bir şekilde.

Jon Won bir açıklama yapması gerektiğini düşündü. Aslında Tae Jun ‘un delici bakışları yüzünden buna mecbur hissetti.  Elini uzatıp ‘’ Merhaba ben Jon Won, Song şirketi adına buradayım, Song şirketi için pazarlama bölümü yöneticisi olarak çalışıyorum. Sizinle bir randevumuz vardı.’’ Dedi gayet ağırbaşlı bir tavırla konuşuyordu.

Tae Jun adamın  elini sıkıp ‘’ Öyleyse toplantıya geçelim, zaten yeteri kadar bekledim’’ dedi.

Hae Min dudaklarını bükmüştü. Sormak istediği bir sürü şey vardı.

Jon Won ‘’ Kusura bakmayın’’  dedi. Hae Min’i görünce çok şaşırdım,  hiç beklemiyordum.’’  Sonra Hae Min’ in yanağına bir öpücük kondurarak  ‘’ Çıkışta görüşürüz meleğim ‘’ dedi.

Hae min yine de somurtmaya devam etti. Bu sefer Jon Won kızın kulağına doğru eğilerek ‘’ Korkma seninle geçirecek daha çok zamanımız var’’  diyerek Tae Jun’ un peşinden gitti.

Evrakları masaya dökmeye başlayınca Jon Won çok ciddi bir hal aldı. Bu işi ne olursa olsun almalıydı. Uzun ve zorlu bir toplantıdan sonra Jon Won çantasını alıp çıkmak üzereydi. Tae Jun onu durdurarak.’’ Kusura bakmasanız özel bir şey sorabilir miyim ‘’ dedi. Çok merak ediyordu ama bunu belli etmek de istemiyordu.

Jon won ‘’Tabi’’ dedi.

Tae Jun :’’  Hae Min onunla nereden tanışıyorsunuz?  Yani asistanımın rakip şirketle ne işi olabilir ki ?’’

Jon Won bunun iş kaygısıyla sorulan bir soru olduğuna inanıp ‘’ Biz okul arkadaşıydık ‘’ dedi içiniz rahat olsun  Der gibi ‘’ Bir sürede sevgiliydik’’ dedi.

Jon Won gittikten sonra Tae Jun kendini sinirle koltuğuna bıraktı Sevgili mi ? Artık daha çok uyuz olmuştu. Eski sevgililer bu kadar samimi olur mu ya?  Birbirlerini gördüklerinden nasıl sevindiler. Ben benimkilerden hep kanlı bıçaklı ayrıldım. Eski sevgili adı üstünde eski. Yürümemiş ayrılmışsın. Nedir bu samimiyet diye geçirdi içinden. Sonra hem Young Jae ne olacak dedi. Bu kız hiç de düşündüğüm gibi çıkmadı. Baksana kaç kişiyi idare ediyorsun Hae Min dedi. Bizim  bir anlaşmamız vardı, sözünde dursan olmaz mıydı. Tae Jun kendini sadece Young Jae meselesi yüzünden kötü hissettiğine inandırmak için çok çaba harcadı.

Sonbahar Esintisi 5.BÖLÜM

” KALP KARIŞIKLIĞI ”

David Cassidy (Partridge Family) – I think I love you

Tae Jun ”  Kahvaltıya , açlıktan ölüyorum. Çabuk ol. ” dedi.

Hae Min de açlıktan ölüyordu. Yolda onu ikna ederim diye düşündü ve hazırlanmaya başladı. Arabaya bindiklerinde Hae Min ilk defa Tae Jun’ un arabasına binmişti. Ne kadar konforlu diye düşünmeden edemedi. Yol boyunca aklında aslında bu adamı tavlamak hiç de fena fikir olmazdı diye düşündü. Tae Jun ‘dan öğrendiğine göre çok da parası vardı. Aynı Jane Austen romanlarındaki gibi zengin ve yakışıklı hem bu bir suç sayılmazdı. Elizabeth bile Mr. Darcy’ e Pemperley ‘i gördükten sonra vurulmamışmıydı. Bu derin düşüncelerden kendine hayal denizi oluşturmuştu ki  ” ah ne diyorum ben ” diye irkildi yüzü buruştu.

Tae Jun ”  Ne oldu bir şey mi var ?” dedi. Hae Min acele ile ” Yoo yok bir şey  ” diye kekeledi.

Hae Min açık büfeyi görünce ” işte bu be ” dedi. Tabağını ağzına kadar doldurmuştu.

Tae Jun ” Delirdin mi nasıl yiyeceksin o kadar şeyi”  dedi.

Hae Min ” Yerim ben , sen hiç merak etme , hem açık büfe yemezsem yazık olur.”

Tae Jun gülse mi ağlasa mı kestiremedi sonra aklına gelen soruyu sordu. ” Nasıl oluyorda böyle yiyip böyle kalabiliyorsun ” dedi eliyle kızın vucudunu işaret ederek .

Hae Min ”  Bilmem çok hareketliyim yakıyorum herhalde ” dedi.

Tae Jun ‘ dan kocaman bir kahkaha koyup salonda yankılandı. Herkes bir an dönüp onlara baktı ama Tae Jun kendine hakim olamıyordu. ” Hareketli mi ne hareketlisi uyuşuğun tekisin sen .”

Hae Min buna çok alındı  ” Sensin uyuşuk.  Sen yemene bak ” dedikten sonra sinirle tabağındakilere saldırdı. Tae Jun bakmıyor ve konuşmuyordu. Yemek bittikten sonra Hae  Min ”  hadi beni eve bırak”  dedi.

Tae Jun ”  Sen beni dinlemiyorsun değil mi ” dedi.

Hae Min ” işte bundan kesinlikle emin olabilirsin ” dedi .

Tae Jun ” Alışverişe gidiyoruz.”

Hae Min ”  Ne alışverişi ” diye itiraz etti.

Tae Jun ”  Seni kadına benzetmeliyiz , inan tatlım bu pijamalı halinle çok zor dedi. Az önce yanımızdan geçen kızlar seni benim asker arkadaşım bile sanmış olabilirler”   dedi.

Hae Min ” Duyanda erkeğe benziyorum sanır.”

Tae Jun  ” Duymalarına gerek yok seni görmeleri yeterli.”

Hae Min sinirden deliye dönmüştü . Neden durmadan beni aşağılıyor ki ?

Mağazaya girmişlerdi Tae Jun durmadan elbise seçiyor. Hae Min de hepsini deniyordu. Üstelik elbise denemekten nefret ederdi.

Hae Min denediği elbise ile kabinden çıkınca.

Tae Jun ” Babaanneme benzemişsin. Ne o yaşlılar gününe mi gidiyorsun ” dedi.

Hae Min bir başkasını denedi.

Tae Jun ” Liseye mi başlıyorsun?  Bu ne kılık”  dedi.

Bir başka elbise ile karşısına çıktığında Tae Jun acımayla dolu bir ifade ile ” Sana az maaş ödüyorum değil mi ?” dedi.

Hae Min şaşırmıştı ” Neden böyle söyledin”  dedi. Tae Jun ‘ un gerçekten onu düşüneceğine  ihtimal dahi vermiyordu.

Tae Jun ” Baksana otoyolda ek iş yapmak için kıyafet alıyorsun”  dedi.

Buraya kadardı artık Hae Min daha fazla dayanamayacaktı. Bu son söyledikleri çok ağırdı. Bu adamın dili zehirliydi. Aslında Tae Jun da söylediklerinden sonra pişma olmuştu fakat ne yapsın ki dilin kemiği yoktu üstelik söylediklerini geri almak gibi bir şansı da yoktu . Bu yüzden Hae Min’ in sinir patlamsasına katlanması gerekti

Hae Min  ” Ne saçmalıyorsun sen be , Bu çok açık bir kıyafet bile değil ”. ” Sıkıldım artık hiç bir şeyi beğenmiyorsun yoruldum bırakıyorum”  dedi. Tae Jun neden onun güzel görünmesini istemediğini bilmiyordu. kızlar aslında çok güzel olan elbiseleri beğenmemekte direten adamın tavrına anlam verememişti.

Bırakıyorum kelimesi Tae Jun’ un bir an nefesini kesecek kadar ürküttü.

Tae Jun  hızla ” Bırakamazsın olmaz , ben bırakıyorum diyene kadar olmaz ” dedi ve özür dileyerek alışveriş kısmını bırakıp Hae Min ‘i ikna etmeye çalıştı. Hae Min evine gidip yatmak istiyordu.  Oysa Tae Jun’ unun onu bırakmaya hiç niyeti yoktu.

Hae Min ”  Hadi beni eve bırak .”

Tae Jun ” Olmaz açıktım yemek yemeliyim”

Hae Min ”  Sen ye ben gidiyorum.”  dedi.

Tae Jun Hae Min ‘in yüzüne yaklaşıp fısıldar gibi kulağına ” Ben bitti demeden bitmez , unutun mu ?” dedi.

Hae Min normalde çekip giderdi ama bir kaç saniye onu donmuş bir heykele çevirdi.  Kendine geldiğinde arabada oturmuş . Yanında Tae Jun’ la yemek için restauranta giderken buldu kendini.

Enrico Macias-On S’embrasse Et On Oublie

Hae Min sakin bir yemek geçirmeyi planlıyordu ama olmadı tae jun devamlı ona ders veriyordu. Sonuçta kavga etmeye devam ettiler. Hae Min bırakta yemek yiyeyim dediyse de olmadı. Hae Min eve girdiğinde torbaları elinde atıp kendini yatağa attı. Gözlerini tavana dikip düşünmeye başladı. Şimdiden pişman olmuştu. Ne kadar düşünürse düşünsün bir çıkar yol bulamadı.Hye Jin’ e anlatsa kendisine çok kızar ve hemen işi bırakmasını isterdi. Hae Min ise işi bırakmak istemiyordu. Uykuya dalmadan önce her şey oluruna varır dedi. Ne olursa olsun artık umurumda değil.

Pazar sabahı Hye Jin sinirli bir şekilde Hae Min ‘in yatağının ucuna oturdu.

Hye Jin  ” Nerdesin sen?  Dün bütün gün sana ulaşmaya çalıştım. Beni deli etmek zorunda mısın? ”

Hae Min ” Yeter artık , Neden her sabah biri beni böyle uyandırıyor”  diyerek banyoya koştu.  Hye Jin ‘in yüzüne bakmak istemiyordu. Ne anlatacağını bilmiyordu. Tae Jun’ la gittiğini telefonunu evde unututğunu mu . Hye Jin,   Tae Jun’ dan hiç hoşlanmazdı . Planlarını öğrense daha beter nefret edeceği de garantiydi.

Hye Jin banyonun kapısına dayanıp  ” Böyle kaçamazsın ” dedi. ” Bana neler oluyor anlat. Dün temizlik yapmamışsın . Buz dolabı boş , alışverişe gitmemişsin ama elbise dolabın ağzına kadar  dolu. Neler dönüyor çabuk anlat.”

Hae Min kaçınılmaz sondan kaçış yok dedi. Her şeyi Hye Jin ‘e anlattı.  Hye Jin önce Tae Jun ‘a bir sürü küfür sıraladıktan sonra. Hae Min’ e endişelerini anlattı. İşi bırakmasını ona para verebileceğini ailesin de verebileceğini,  isterse yine onlarla yaşayabileceğini söyledi. O kadar telaşlıydı ki Hae Min ‘in onu tehlikede olmadığına inadırması çok zor oldu.

Hae Min ” Tehlikeli bir şey değil inan. Zaten Young  Jae’ nin  bana aşık olacağı falan yok. Bu durumu kullanıp Tae Jun’ a bana yaptıklarından dolayı eziyet etsem fena mı . Hem dün bir sürü para ve zaman harcadı,  onun böyle çabalayıp başarısız olduğunu görmek beni çok mutlu eder. Olur da Young Jae bana aşık olursa zengin bir kadın olur ona,  bana yaptıklarını ödetirim.  Her iki durumda da ben kazançlı çıkarım ” dedi.

Hye Jin  ” Sen yine de dikkatli ol ” dedi.  Tae Jun’ un bir kaçık olduğuna emin olmuştu. Yardıma ihtiyacın olursa bana söyle. Bir süre daha Young  Jae  ile evlenirse  zegin biri olarak Hae Min  yapacaklarından bahsedip dalga geçerek gülüştüler. Hye Jin hadi temizliğe diyene kadar Hae Min’ in keyfi yerindeydi.

Young  Jae bir kaç gün önce bir kadınla tanışmış,  gününü gün ediyordu ama bilmediği şey kadının kocasının  çapkınlardan hiç hoşlanmamasıydı. Young  Jae peşindeki adamlardan  ve onu bulunca kendisinin bile tanıyamayacağı bir hale getireceklerinden habersizdi.

Tae Jun , Hae Min ‘ in tekrar Young  Jae ile karşılşaması için bir bahane bulmuş eline tutuşturdğu evraklarla onu Young  Jae’  nin dairesine yollamıştı. Hae Min otoparkta hangi daireye neden evrak teslim etmesi gerektiğini anlamayarak Tae Jun ‘a sövmekle meşguldü ta ki arkadan gelen seslerle irkilene kadar.

SONBAHAR ESİNTİSİ 4. BÖLÜM

” AVA GİDEN AVLANIR ”

Elvis presley – Pretty woman

Tae Jun , Hae Min ‘i odasına çağırdı. Hae Min  dalgındı henüz Young Jae ile olanları düzeltemediği için kendini huzursuz hissediyordu.  Tae Jun ‘un karşısında oturmuş yine ne var acaba diye bekliyordu.

Tae Jun  konuşmaya başladı. ‘’  Young Jae ‘ den hoşlanıyorsun’’  dedi

Hae Min Bu da nerden çıktı şimdi  diye geçirdin içinden .  ‘’ Bundan sana ne ‘’

Tae Jun iş başında olduğu kadar ciddi bir havaya büründü Hae Min onun bu tavırlarını biliyordu. Samimi tavırlarından arınıp bu hale bürünüyorsa kesin ciddi bir durum vardı.

Tae Jun ‘’  Tamam Tamam Young Jae’  nin sana aşık olması için yardım edeceğim’’  dedi. Lütfeder gibi konuşmasından Hae Min hiç hoşlanmadı hem ben ne zaman böyle bir şey istedim ki diye düşündü.

Hae Min ‘’ Yardım mı ? Neden ?  Ben böyle bir şey istemedim ‘’dedi.

Tae Jun aslında açıklamayı düşünmediği şeyler söyledi ‘’ Çünkü bu adamı yola getirmenin tek yolu düzenli bir hayat yani sıkıcı bir evlilik hayatı diyebiliriz ve bunun olmasını sağlamak benim görevim sayılır.’’

Hae Min ‘’  İyi de bundan bana ne’’  dedi. Hiç umursamıyormuş gibi görünüyordu ve bu hali Tae Jun ‘un canını çok sıkıyordu.  ‘’ Açıkçası canım hiç umurumda değil ayrıca  Gidip bir sürü kız bulacağına eminim ‘’ dedi.

Tae Jun öyle öfkelenmişti ki bu kız nasıl olurda onun bu teklifini red edebilirdi ki. Bu öfkeyle düşündüğü her şeyi sıralamaya başladı.  ‘’Çünkü aynı zamanda bu adama hayatının kazığını atmak istiyorum ve ancak seninle evlenirse böyle bir şey olabilir. Hem ayrıca evleneceği kız iyi aile kızı olmalı yoksa büyükler kabul etmez ve şu tipine bakınca erkelerin tercih edeceği biri olmadığın anlaşılıyor ‘’ dedi.

Hae Min bu küstahlık karşısında ne diyeceğini şaşırdı. Az önce bu adam onu küçümsemiş miydi. ‘’ Ben istersem onu aşık ederim ‘’ dedi alnında bir damar çoktan atmaya başlamıştı bile. ‘’ Sana hiç ihtiyacım yok.’’

Tae Jun kızın yumuşak karnını bulmuştu hemen karşı saldırıya geçti ‘’  Hadi canım gerçekçi ol. Senin gibi sıradan hatta ortalamanın altında bir kızın onunla hiç şansı yok  ama sana yardım edersem bunu yapabilirsin. Bende bir mucize gerçekleştirmiş olurum.’’ Derken öyle sırıtıyordu ki Hae Min onu elleriyle parçalamak istedi.

Hae Min ‘’  Mucize mi?’’  diye haykırdı.

Tae Jun  ‘’ evet’’  dedi gayet sakin bir şekilde . ‘’ Biliyorsun o hep güzel kızlarla çıkar yani seni beğenmesini sağlamak ancak olsa olsa mucize olur.’’

Hae Min ‘’  Sen aklını kaçırmışsın benim mucizeye ihtiyacım yok’’  diye parladı.

Tae Jun fırsatı hiç kaçırmadı ‘’ ahhh yani kendine güveniyorsun. Tabi anlıyorum bende senin gibi olsaydım bende  korkardım. Başarı oranı çok az ne de olsa.’’

Hae Min artık köpürüyordu.  ‘’ Ne diyorsun sen be…  ben istesem onu parmağımda oynatırım’’  dedi içinde tutamadığı öfkesi volkan gibi püskürürken.

Tae Jun  fırsatı hiç kaçırmadı anında atağa geçti ‘’ Var mısın iddiasına’’  dedi. Tabi korkmuyorsan ‘’

Hae Min ‘’  Tabi varım ,  ne korkması ‘’ Oyuna gelmişti. Çabuk gaza gelen yapısı yüzünden ağzından çıkanların farkında değildi.

Tae Jun ‘’ Yani kabul ediyorsun ‘’ dedi.

Hae Min ‘’ Dur’’  neyi kabul ettim ben  diye düşünüyordu.

Tae Jun ‘’ Sözünden dönemezsin’’  dedi. ‘’ Yoksa korkak ve dönek misin ?’’

Hae Min –‘’  ama ben onu refleks olarak söyledim ‘’ dedi.

Tae Jun dinlemeye niyetli değildi.’’  Söz ağızdan bir kere çıkar  bu iş bitmiştir.’’

Hae Min akşam eve yürüyerek gitmeye karar verdi. Bol boyunca bu gün koca dilini tutamadığı için kendine kızmakla meşguldü.

Can`t take my eyes off you 

Hae Min gece güzel bir uyku çekmişti. Akşam olanların sadece bir şaka olduğuna inancı sonunda uykuya dalmasına neden olmuştu.Zaten böyle bir Saçmalığın gerçek olması beklenemezdi. Hae Min sabahları uyandıktan sonra yatakta vakit geçirmekten çok hoşlanıyordu. Hye Jin sabahın köründe kalkarken Hae Min asla kalkamazdı. Bu yüzden ona devamlı uykucu derlerdi. Öyle ağır bir uykusu vardı ki. Saatini hep 5 dk ileri ertelemeyi alışkanlık haline getirmişti.Hye Jin hep sabahın köründe başına dikilir Hae Min’ i okula götürürdü. Eğer onunla birlikte yaşamasaydı Hae Min asla sabah ki derslere yetişemezdi. İkisinin de aynı okula gitmesi bir şanstı ama Hye Jin iki yıl önce mezun  olunca Hae Min kendi kendine kalkamaya alışmıştı. Yeni evinde tek başına yaşarken de saati sayesinde geç kalmadan uyanıyordu. Hae Min cumartesi planını yapmıştı. Geç kalkıp güzel bir kahvaltı yapıp alışverişe çıkmak. Temizlik yapacaktı ama evde hiç temizlik malzemesi kalmamıştı. Bunlarla hey Hye Jin ilgilenirdi. Şimdi kendi almak zorundaydı. Evinde çok fazla eşya yoktu. Eşya yığını evleri sevmiyordu. Ona kalsa bir yatak bir koltuk yeterdi. Oysa Hye Jin’ e göre evi ev yapan kişilik katan eşyalardı.  Bu yüzden evinde seni anlatan ayrıntılar olmalı demişti. En sevdiği filmin afişi, müzik cd leri ,kitapları ,yatak odasında bir dolapta duruyordu. Hazinelerim derdi bunlar için. Yatağın karşısında bir televizyon . Onun yanında bir çalışma masası ile bilgisayar vardı. Odada bir halı bile yoktu. Odanın bir kısmını elbiseleri için küçük bir bölme olarak ayırmıştı. Elbiseleri hep dağınıktı asla düzenli olmamıştı. Hye Jin dolabını öyle tertiplerdi ki her şeyin yeri belli ve ütülü ve katlıydı ama bunlar Hae Min 2e göre değildi. Hye Jin dağınıklığa kızmasın diye elbiselerin bölmesini kapattığı tahta kapılarla ayırmıştı. Böylece oda daha düzenli görünüyordu.

Hae Min yatakta sağa sola döndü . Zil çalıyordu. Hiç susmuyordu. Rüya mı görüyorum dedi. Yok rüya değildi. Hae Min ‘’ Off kim bu sabahın köründe , hafta sonunda olacak iş mi ,  çek şu lanet elini zilden ‘’ diye bağırarak kapıya doğru yürümeye başladı.  Hae Min gözlerini açmadı bile kapıyı açıp yine aynı şekilde yatağına geri döndü yorganını kafasına kadar çekip kaldığı yerden uyuklamaya devam etti. Uyku sersemiydi. Kimin geldiğine bakmadı bile ne de olsa onu ziyaret edecek bir   Hye Jin vardı. Kesin temizlik yapmayı atlamasın diye kontrole gelmişti. Aklına başka ihtimal gelmedi. Hae Min bir iki dakika böyle uyumaya çabaladı. Yorganı çekiştirdi ama bir saniye  yorgan yerinden oynamıyordu. Üzerinde biri oturmuştu. Çekiştirdi yine olmadı bırak şunu diye bağırdı. Yine olmadı sonunda dayanamayıp yerinde doğruldu. Gözlerini açmaya çabaladı önce bir görüntü gördü inanamadı.  Gözlerini yavaşça tekrar açtı ve şokla birlikte artık gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Tae Jun tam karşısında o sinsi sırıtışıyla duruyordu. Tae Jun çok normal bir halde’’  uykucu kalk artık öğlen oldu ‘’dedi.

Hae Min ise uyandığına inanamayarak ‘’ Ne işin var burada?  Gerçekten gulyabani misin ,  rüyama da mı geliyorsun artık?’’  dedi. O şaşkın ifadesinden taviz vermeyerek.

Tae Jun gülümsemesi bütün yüzüne dağılmış bir halde ‘’  İnan canım rüyana gelsem beyaz atlı prens olurdum,  ayrıca burada böyle de durmazdım.’’

Hae Min üzerinde ki yorganı fırlattı. Tae Jun’ un yüzüne geldi.En iyisi hep yüzü böyle kalsın dedi içinden. Elini yüzünü yıkamak için banyoya gitti. Sinirliydi ne işi var bunun burada. Nerden buldu evimi.

Tae Jun evi inceliyordu. Filmlere , kitaplara,  Müzik cd lerine baktı aslında o kadar da boş değilmiş diye düşündü. Gördüklerinden memnun olmuştu. Bir tek şu toz ne kadar pasaklı olduğuna artık inanabiliyordu.

Hae Min odaya girdiğinde ‘’ Adresi nerden buldun’’ dedi.

Tae Jun bazen bu kızın beynine oksijen gitmiyor herhalde diye düşündü. ‘’ Ne saçma soru bu yoksa hala uykuda mısın?  Tabi ki cv inde yazıyordu.’’

Hae Min biraz  utanmıştı  ‘’ hııım’’  diyebildi sonra aklına üstünlük taslayan çocuklara has bir tavırla söylediği ‘’  Peki burada ne arıyorsun’’  sorusu geldi.

Tae Jun  ‘’ Planımızı uygulamaya geldim ‘’ dedi.  Unutun mu?’’

Hae Min  ‘’ Ne planı ne diyorsun sen ‘’ diye şaşkınlıktan yüzü kırışmış düşünceli halini sergilerken Tae Jun neden her şeye bu kadar şaşırıyor diye merak ediyordu.

Tae Jun ‘’ Gerçekten dün akşam konuştuklarımız bile hatırlamayacak kadar aptal mısın’’ dedi.

Hae Min korkunç gerçekle yüzleşmenin verdiği  sızıyla birlikte anlamıyormuş gibi takınarak vurdun duymaz bir şekilde ‘’  Saçmalama o bir şaka değil miydi ‘’ derken bu işten kurtulacağını ümit etmekten geri durmuyordu. Kalbindeki bir kaç damla kurtuluş kırıntısı da Tae Jun ‘un konuşmasıyla sonsuza kadar uçup giderken. Boş boğaz ve salak olmasından derin bir pişmanlık duyuyordu.

Tae Jun ‘’ değildi,  şimdi hazırlan da çıkalım.’’ Dedi.

Hae Min kurtuluşu olmadığını anlayarak mutsuz bir ifade ile  bıkkınca ‘’ nereye’’  dedi .

Sonbahar Esintisi 3. Bölüm

”KUSURSUZ PLAN”

Bookends – Simon and Garfunkel 

Sadece kazananlar değil kaybedenlerde yalnızdı. Hae Min’ in tek ve sadık dostu Hye Jin’di. Çocukluk arkadaşıydılar. Hae Min nerdeyse tüm hayatını Hye Jin ‘in ailesinin yanında geçirmişti. Ailesi ölünce onu bu sevgi dolu aile yetiştirmişti. Hye Jin’ in ailesi Hae Min’ e her zaman kendi çocuklukları gibi davranmışlardı. Hae Min de bu durumdan gayet mutluydu fakat üniversite bitince kendi evi olsun istemişti. Artık tek başına yaşamayı öğrenmesi gerekiyordu. Yalnız yaşamayı , kendi evi olmasını seviyordu. Hye Jin ise ailesiyle olmanın çok daha iyi olduğunu düşünüyordu. O tam bir ev kuşuydu. Hae Min bir gün yalnız kalabileceğinin farkında olduğu için kendini buna alıştırmaya çalışıyordu. Hye Jin’ in bilmediği ama Hae Min’in uzun yıllardır farkında olduğu bir gerçek vardı. Ebeveynler asla sonsuza kadar yanında olamaz. Acı ama gerçekti.

Hae Min’ in işe neden alındığını anlaması uzun sürmedi. Hiç sorumluluk almasına izin verilmiyordu. Nedense patronu da devamlı onu uğraştıracak saçma sapan işler veriyordu. Üstelik bunu yaparken zevk aldığını belli etmekten de geri durmuyordu . Yaptıklarının tadını çıkarmaktan kaçınmıyordu. İlk iki hafta böyle geçmişti. Tae Jun  keyfi yerinde halinden oldukça memnun Hae Min ile uğraşıyordu. Bazen abartıp gece yarısı arayıp saçma sapan bir bahane buluyordu. Yarın bana toplantıyı unutturma demişti bir keresinde sanki Hae Min unutsa Tae Jun unutabilirmiş gibi.

Hae Min buna anlam veremiyordu. Tae Jun aslında çok zekiydi ama bu yaptıklarını anlamlandıramıyordu. Hiç bir şey mantıklı gelmiyordu. İki haftada anladığı bir tek şey vardı o da bu adamın zekasına hayran kaldığıydı. Peki neden konu kendisi olunca aptallaşıyor berbat bahaneler buluyordu. Bunu Tae Jun bile anlamamıştı ki Hae Min nerden anlasın.

Mei-chan no Shitsuji OST 

Yine bir pazartesi günü Hae Min angarya işleriyle uğraşıp evrakla gömülmüşken bir adam geldi. Hae Min başını bile kaldırmadı. Adamın kıyafetlerini görebiliyordu. Bir şirket için fazla spordu.

Adam ‘’Tae Jun ile görüşmek istiyorum, yerinde mi ‘’dedi.

Hae Min ‘’ Tae Jun mu ?’’  dedi.  Bu ne laubalilik sanki asker arkadaşı Tae Jun ‘muş .

Hae Min  ‘’  Her isteyen onunla görüşebilir mi sanıyorsunuz . Randevunuz var mı .’’   Karşısındaki gencin onula kafa bulduğuna emindi. Tae Jun ‘ un bununla ne işi olabilirdi ki. Hala kafasını kaldırmamıştı.

Young Jae  ne ters kız diye düşündü. ‘’Ben her isteyen değilim’’ dedi. ‘’Hem siz neden bu kadar kabasınız. Tae böyle kaba birine neden iş vermiş hiç anlamadım.’’

Hae Min kafası attı kaba mı ?  ‘’Hem işi veren o bundan size ne ‘’ dedi sinirle.

YoungJjae sorun istemiyordu sanki durmaya çalışarak ‘’  Haklısın beni ilgilendirmez şimdi içeri girebilir miyim,  Ben onun kardeşiyim ‘’ dedi.

Hae Min patronunun bir kardeşi olmadığından emin olarak ‘’  Ha öyle mi bende büyük babasıyım ‘’ dedi gülerek . Hay Allahım başka yalan bulamadın mı ?’’

Young Jae ‘ nin kafası iyice attı . –‘’ Siz hiç iyi bir asistan değilsiniz’’  dedi. Yöneticinin kardeşini bile tanımıyorsunuz. İşinizle ilginiz olsaydı bütün bilgileri öğrenmek için can atardınız.’’

Hae Min artık tahammül edemeyecekti .  ‘’Hey bana işimi öğretmeye kalkma diye çıkıştı. Bu lanet işi bir başkasından öğrenemeye  niyeti yoktu. Hem bu adam kim oluyordu. Sinirle başını kaldırdı  ve gördüğüne inanamadı içinden neden böyle şeyler hep beni bulmak zorunda diye geçirdi. Asansörde gördüğü yakışıklı adam ona kızgın bir ifade ile bakmaktaydı.   O cumartesi sabahı asansörde gördüğü uzun boylu yunan heykeli misali adam işte burada tam karşısındaydı . Olabilecek en kötü karşılaşmayı yaşamışlardı. Hae Min’ i düşüncelerinden Tae Jun’ un sesi kurtardı .

Tae Jun ,  Young Jae ‘ye seslenip ‘’ Orada ne yapıyorsun içeri gelsene ‘’dedi. Young Jae ‘’ Bende ona uğraşıyordum ama duvarları geçmem gerekti ‘’ dedi Hae Min ‘e gördün mü der gibi bakarak.

Young Jae ofise girer girmez bir koltuğa oturdu.  Ofise girmeden önce Hae Min’ e son  bir bakış atıp sana demiştim değil mi dedi. Hemen ardından ‘’  Buraya daha sık gelmeliyim patronunu tanımayan çalışanlar var. ‘’ dedi.  Buranın sahibi olup da tanınmamak onu fena halde kızdırmıştı.

Tae Jun ise Hae Min’ in neden hayran hayran Young Jae’ i süzdüğünü merak ediyordu.

Hae Min ‘in böyle kaba davranmasının bir sebebi vardı. Kovulmak istiyordu. İşin aslını anladığında beri böyle davranıyordu. Hye Jin yüzünden işi kendi bırakamazdı  ama eğer kovulursa hem tazminat alır hem de arkadaşına zarar vermemiş olurdu. nedense bu kaba davranışlar patronunu hiç etkilememişti. bu yüzden Hae Min davranışlarına hiç özen göstermemişti ta ki bugün utancından yerin dibine girene kadar. Tae Jun onu bir kaç kez uyarmıştı ama Hae Min hemen kozunu oynamış ne yaparsın beni kovar mısın demişti. Hae Min’ in bilmediği bir şey vardı . Kimse Tae Jun’ un inatçılığını geçemezdi. Tae Jun kendinden emin bir şekilde ‘’ Hayır seni kovmayacağım dedi ama kovulmak için yalvarmanı sağlayacağımdan emin olabilirsin.’’

Hae Min’ in Young Jae ye kötü davranmasının sebebi Tae Jun ‘du ama işler ters tepmişti. Nerden bilebilirdi ki?  Şimdi pişmanlıkla kıvranıyordu. Ne yapmalı da kendini affettirmeliydi.

Young Jae hal hatır sorma faslından sonra ‘’ Bu kızı hemen kovmalısın ‘. Böyle biri ile nasıl çalışırsın.’’ Dedi.

Tae Jun neşeyle  ‘’ Onu kovamam  ama beni o kadar düşünüyorsan neden sen çalışmıyorsun eğer şirkete gelip çalışırsan onu senin asistanın yaparım ne dersin .’’

Young Jae heyecanla atıldı  ‘’  Aman Allah korusun. Ben tatlı ve hoş bayanlardan hoşlanıyorum onun gibi şirret olanlardan değil.’’

Tae Jun  ‘’ Ne demek istiyorsun ona dönüp bakmaz mısın’’ dedi.

Young Jae ‘’ Evet aynen öyle ‘’ dedi. Gayet emin bir şekilde.

Tae Jun ‘’ Senin yerinde olsam büyük konuşmazdım ‘’  dedi .’’ Ne de olsa kız hoş sayılır .’’

Young Jae  ‘’ Şaşkınlıkla onu beğeniyor olamazsın’’ dedi. Yoksa sen ?

Tae Jun ‘’ Tabi ki hayır,  Ben sadece aslında güzel olduğunu söylüyorum. Bunu inkar  edemezsin. Hem ondan hoşlanmaman çok daha iyi,  işlere yoğunlaşmış olurdun .’’

Young Jae  ‘’ İşle ilgim olmadığını biliyorsun , en azından bu işle. Ben sadece seni görmeye geldim eğer yine aynı konuyu açacaksan ben gitsem iyi olur.’’

Tae Jun ‘’  Tamam dur dur ‘’ dedi. Anlaşılan Young Jae ‘yi  ikna etmek hala imkansız görünüyordu.

Young Jae ayrıldıktan sonra Tae Jun derin düşüncelere daldı. Young Jae ‘yi adam etmek ve ondan iyi bir intikam alıp hayatının dersini vermek. Tamam dedi,  bir taşla üç kuş . Hem Young Jae’ ye laflarını yutturacağım hem de onu adam edeceğim. Bunca işi başıma yıkmasının bedelini ödeyecek . gününü gün ederken ben burada çalışıyorum. Hem Hae Min ‘ in Young Jae’  ye bağlarsa onun da bir ömür eziyet çekeceğine kesin gözüyle baktığından ona da iyi bir ders vereceğine emindi. Tae Jun’ un yüzünden şeytanca bir sırıtış vardı. Kendi kendine gülüyordu. Hae Min onun odasına girdiğinde Tae Jun ‘u bu kadar mutlu göreceğine asla ihtimal vermezdi.

Hae Min evini tam istediği gibi döşemişti. Çok küçük bir evdi ama onun için yeterliydi. Akşam eve gittiğinde ev sahibini görünce aklı başına geldi. Evin kirası için bu işe sıkıca sarılması gerektiğine inandı. Ne olursa olsun bu işi bırakmayacağım tıpkı evimi bırakmayacağım gibi.