SONBAHAR ESİNTİSİ 14.BÖLÜM

” AYRILIKLAR ”

 Mevsimler değişir ,serin bir sonbahar esintisiyle yapraklar ağaçları terk etmeye zorlar. Peki bu sonbahar kimleri dalından edecek ? Sen sonbaharda dalından düşmemek için çırpınan sarı bir yaprak gibisin.”

Umut Dünyası Unutulmaz Müzik

Jon Won kaçmak istediyse de fırsat bulamadan bu adamın yumruk ve tekmeleriyle yıkıldı,  hala çok güçsüzdü. Karşı koyamayacak kadar güçsüz. Evi de en yakın komşudan bile oldukça uzak inşa edilmişti onun sesini buradan kimse duyamazdı. Gong Chan ‘’’boşuna uğraşma kimse yardıma gelmez uslu uslu dur ‘’dedi.

Jon Won ‘’Ne istiyorsun’’ dedi.

Gong Chan ‘’ Bence ne istediğimi biliyorsun, senin gibi bir ispiyoncunun cezasını çekmesini istiyorum. Neden burnunu sokmak zorundaydın ki lanet olası kendi işine baksaydın ya . O kadın beni aldattı . Onunla birlikte iş yapıyorduk , zengin olacaktım, her şey çok güzel işlerken o salak bunu bozdu. Cezasını da çekti.  Ne var biliyor musun onu öldürmeyi o geceye kadar hiç düşünmemiştim ama sonra onu öldürürken öyle bir his kapladı ki içimi her şey birden anlamsız geldi. Zengin olmak , ünlü olmak , her şeye sahip olmak , kariyer sahibi olmak ne bilim her şey birden anlamsızlaştı . Ben hayatıma daha önce hiç böyle bir zevk yaşamadım. İnanılmaz bir şey . Bir insanın hayatını elerinin içinde tutuyorsun , avuçlarında onun hayatı varken o kadar güçlü hissediyorsun ki daha önce hiç hissetmediğim kadar . Bu dünyada  başka hiç bir şey öyle güçlü hissettiremez. O ölürken ne düşündüm biliyor musun bende ölebilirdim ama ölmüyordum,  o ölüyordu ve bu benim elimdeydi. Benim yerime bir  başkasının ölecek olması ne kadar tuhaf . Sanki onun hayatı bana bağlıydı,  istesem ölecekti işte bu Kadar basit tanrısal bir güç . İstediğin kişi ölüyor istediğin kişi yaşıyor . Artık hiç zayıf değilim . Ben bu kararı veren kişiyim . Şimdi sıra sende , senin için ne karar  verdim biliyor musun . Elbette biliyorsun .’’

Gong Chan bıçağı Jon Won’ a batırdı. Jon Won o soğuk nesneyi hissettiğinde  acı dolu bir ses koptu boğazından.

Tae Jun , bütün yanlış anlaşılmalardan sonra Jon Won ‘a bir özür borçluydu bir de teşekkür bunun için onun evine gitmeye karar verdi. Aslında bu hiç kolay olmayacaktı ama yapması gerekiyordu işte. Yoksa içi rahat etmeyecekti ya da Hae Min  içi. Eve geldiğinde kapıyı açık buldu sonra içerden bir bağırış geldi. Sese doğru yavaş yavaş yürüdü temkinliydi nedeni bilmese de acele hareket etmek istemiyordu sonra Gong Chan ‘i ,  Jon Won ‘un yanında buldu . Jon Won kan içinde adam başına dikilmişti. Tae Jun ne yapması gerektiğini biliyordu önce telefonuyla Young  Jae’ yi aradı ve polisi aramasını istedi sonra eve dönüp Gong Chan in karşısına dikildi.

Gong Chan  ‘’vay partiye davetsiz misafir gelmiş ‘’dedi. Ne güzel eğlence katlanacak.

Tae Jun ‘’ O Hiç belli olmaz ‘’dedi.

Gong Chan ‘’ Senin de işini bitireceğim ‘’ dedi kendine güveniyordu.

Tae Jun ‘’ Sen psikopatın tekisin . Ben de senin işini bitirecek olan kahraman .’’’

Bu sırada bıçağını alan Gong Chan soğuk kanlılığını kaybetti ve zekasını devre dışı bırakarak öfkesine yenildi. Tae Jun  üstüne doğru gelen adamım bıçak darbelerinden kaçmayı başardı sonra güzelce bir tekme ile onu yere düşürdü. Arkasından elinden düşen bıçağı alamasın diye bıçağı uzaklaştırıp Gong Chan e hayatının dayağını attı. Gong Chan yüzü gözü kan içinde  bayıldığında  Tae  Jun hasta bir adamı dövmeye hiç benzemiyor değil mi dedi.  İşte Jon Won un intikamını almıştı.  Sonra Jon Won un yanına  geldi zar zor nefes alıyordu. ‘’İyi misin’’ dedi.

Jon Won ‘’ merak etme hala yaşıyorum ‘’dedi.

Tae Jun ‘’ ölmesen iyi olur yoksa dünyanın en romantik erkeği olarak  kalplere kazınacaksın böyle bir rekabet adil olmaz.’’

Jon Won ‘’sanırım öyle’’ dedi. İkisi de gülmeye çalışıyordu ama Jon Won canı acıdığı için pek de başarılı olamıyordu. Ambulansın sesi duyuldu önce, ardından polisler ve Young Jae telaşlı bir şeklide görüldü. Tae Jun ‘un iyi olduğunu görünce rahatladı Young  Jae ama Jon Won yine fena halde benzetilmişti. Onu ambulansa koyarlarken’’ bu adam da devamlı dayak yiyor şuna bir ara savunma dersi mi versem’’ diye takıldı .

Tae Jun’’  haklısın ‘’ dedi.  ikisi Jon Won ile dalga geçerken Gong Chan polisler tarafından götürülüyordu. Young Jae ‘’ polislerden rica etsem şu adamı dövmeme izin vermezler mi ‘’dedi.  Kendilerini filmlerde olacak bir olayın içinde bulduklarından hala şaşkın olan kuzenler durumlarına gülüyordu.

**********************************************************************

Bir hafta sonra Jon Won taburcu oldu. Tae Jun ile Hae Min hastaneye gitmişti.

Tae Jun ‘’ bundan sonra  başını belaya sokma kurtarmaya gelmem bilesin’’ dedi.

Jon Won,  Hae Min ‘e dönüp ‘’  bu sevgilin nasıl bir adam baksana her defasında başıma kakıyor hayatımı kurtardığını .’’ dedi.

Tae Jun  ‘’ ee bu senden üstün olduğum tek yan bırak da gönül rahatlığıyla kullanayım’’  dedi. Hem gülüyordu hem de bak hayatını kurtardım artık Hae Min ‘e kardeşten öte davranamazsın ona göre diye tehdit ediyordu.

***********************************************************************

adieu mon pays TURKCE ALT YAZI

Ha emin günlerini boş geçiriyordu ve birden nasıl olduysa uzun zamandır konuşmadığı bir arkadaşı arayıp . bir pozisyon olduğunu aklına Hae Min geldiğini söyledi. Hae Min hiç beklemiyordu ama şans ona gülmüştü , hemen şirkete gitti. tam da istediği gibi bir işi olmuştu  ve  yapmak istediği iş ama nasıl oldu da bu kadar çabuk istediği bu işi bulmuştu işte bunu anlamıyordu.

Hae Min , sevgilisiyle buluştuğunda içi içine sığmıyordu . Öyle mutluydu ki . İşte tam hayatı istediği gibi düzene girmişti. İstediği işe ve sevdiği adama sahipti isteyeceği başka hiçbir şey yoktu.

Tae Jun buluşmaya gitmeden önce Hae Min ‘in şirkette ki ilk günlerinde söylediklerini hatırladı. Genç kız yurt dışında asla yaşayamam demişti. Bazıları bunu çok ister ama ben öyle insanlardan değilim. Asla yapamam başka bir ülkede. Tae Jun ya sevdiğin biri onunla gitmeni isterse dediğinde  Hae Min hiç tereddüt etmeden yanıtlamıştı . Kabul etmem demişti . Yani bu bana göre değil. Her şeyini bırakıp bir insanın peşinden gitmek . Genç adam şimdi nasıl olur da kıza ben gitmek zorundayım bütün hayatım , emmelim bu iş diyecekti. Benimle gel demek istiyordu ama alacağı cevabı da biliyordu işte.

Hae Min ile buluştuğunda Tae Jun işlerin başında olması gerektiğini , gideceğini onun da gelmesini istediğini söyledi. Hae Min ise yeni işinden bahsetmişti yapmak istediklerinden ikisi de gelecek planlarını anlattı ama ikisinin de gelecek planları aynı yerde kesişmiyordu.

Hae Min , Tae Jun’ un yurt dışına gitmesini istemiyordu,  tarih tekerrürden ibaretti, bu sefer sevdiğini kendi  elleriyle göndermeyecekti ama Tae Jun kararlıydı hayalini kurduğu şeyden vazgeçmek istemiyordu, sonra ailesini zor durumda bırakmak istemiyordu .

Tae Jun beni yeteri kadar sevmiyorsun yoksa benimle gelirdin dedi.

Hae Min sen beni sevsen bırakıp gitmezdin dedi.

Tae Jun beni bekle dedi.

Hae Min olmaz dedi . Beklemenin nasıl bir şey olduğundan haberin var mı senin,  olmaz seni beklemeyeceğim . Bu yüzden gitme … gitme

İkisinin de inadı kırılmadı en büyük kavgalarını yapıp ayrıldılar.

Sen gidince ruhumu bir alev sardı

Ağlayan gözlerimde hatıran kaldı

Bir zamanlar seninle mesut yaşardık

Şimdi o mutlu günler mazide kaldı

Uzanan ellerimi bomboş bıraktın

Gözlerimde yaş olup sel gibi aktın

Son ümidim sendin sana inandım

Ummadığım bir anda beni bıraktın

Yalancı dünya gibi yalancısın sevgilim

                                                                Sen mevsimler gibisin değişirsin sevgilim

Tae Jun bunca zaman geleceği düşündüğü için Hae Min den uzak kalmıştı ama işte artık çok geçti , aşık bir adamın yapacağı iki şey vardı biri hayatının aşkı diğeri sorumluluklarıydı . Bu çelişkili durumda çok  Düşündükten sonra istifa etmeye karar verdi. Gitmeyecekti. Young Jae ‘ye durumu anlattığında hiç beklemediği bir tepki ile karşılaştı. Kuzeni ona gidemezsin dedi. Beni burada Tek başıma bırakamazsın. Ben senin yardımına geldim ama şimdi sen şirketi bırakmaktan bahsediyorsun olmaz. Bunu bana yapamazsın en azında şimdilik tek kalamam. Bu yüzden bir süre de olsa işinin başına geçeceksin. Hae Min konusuna gelince seni desteklemeli, biraz fedakarlık yapmalı. Eğer bu kadar ayrılık bile size zor geliyorsa o kadar da sağlam bir aşkınız yoktur. Şimdi çocukluk etmeyi bırak. Young Jae artık bir iş adamı gibi konuşuyordu. Kendinden emin ve her şeyi hesaba katan , çıkarlarını düşünen bir iş adamı . Tae  Jun ise sadece aşık bir adam gibi düşünüyordu. Nerden nereye geldik diye iç geçirdi. İşlerin başına geçmemek için direnen bu adam şimdi şirket menfaatini düşünüyordu. Roller nasılda değişmişti.

”Dargın ayrılmayalım diye koştum sana dün” 

Hae Min , Tae  Jun onu bırakıp gitmez diye umut ediyordu , onu o kadar seviyordu ki Jon Won da olduğu gibi gitmesi için destekleyemezdi.  Kendi de onunla gidemezdi. Orada ne yapacaktı yine Tae Jun’ a bağlı olarak mı yaşayacaktı . Bunu kabul edemiyordu. Young  Jae arayıp uçağın bu gün kalkacağını söylediğinde Hae Min sevdiği adamı son kez görmek için koştu ama yetişemedi. Tae Jun ‘u görüp bağırdığı halde sesini duyuramamıştı. O ağlarken Young  Jae gelip kızı teselli etti. Ona sarılmış ağlayan kıza üzülme diyordu . Tae  Jun ise Hae Min ‘in sesini duymuş onu son kez görmek istemişti ama arkasını dönerse o uçağa binemeyeceğini biliyordu bu yüzden yoluna devam etti…İçi sızlarken Hae Min arkasından göz yaşı döküyordu.

Reklamlar

SONBAHAR ESİNTİSİ 11. BÖLÜM

” KARŞILIKSIZ AŞKLAR ”

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor

Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Paul Mauriat – Toccata

Hye Jin için dünya tam da istediği gibi ilerliyordu. İşinde iyiydi. Ailesi ve dostları ile rahat bir hayatı  vardı ve çok sevdiği patronu   Lee Wong ona kur yapıyordu. Daha ne isteyebilirdi ki . Şirkette geçirdiği onca zamandan sonra artık bu adamın ona şık olmasının vakti gelmişte  geçiyordu. Şimdiler de Young Jae’ nin durmadan karşısına geçip sırnaşmasından hoşnutsuz olsa da Lee Wong  onu kıskanıp sonunda cesaretli davranmaya başlamıştı.  Bu yüzden Young Jae ‘ye eskisi gibi kızamıyordu tabi onu kullandığını düşündüğü için ara sıra vicdanı sızlıyordu fakat çabuk toparlanıp o çapkın bozuntusu serseriyi her zaman red ettiğini söyleyerek vicdanını rahatlatıyordu.  Hye Jin,  Lee Wong  ‘ a aşık değildi  ama ondan çok hoşlanıyordu . Jon Won’ dan sonra beğendiği ilk adam  Lee Wong  olmuştu. Yakışıklı , sorumluluk sahibi , her zaman güvenebileceği dürüst biri. Hye Jin için bu adam gerekli olan bütün özellikleri kendisinde barındırıyordu.  Ona yakın olmak için işlerin başına geçen Young Jae ile devamlı toplantılarda ve ofis de karşılaşmak hiç istemediği bir durum olsa da bu hafta üç kere yemeğe çıkmasını bu adama borçluydu. Yoksa Lee  Wong  ‘un buna bir türlü cesaret etmeyeceğinden emindi. Ne de olsa Lee  Wong , Young Jae gibi pervasız bir kazanovo değildi. Bu kadar rahat davranmasını beklemek haksızlık olurdu.  Hye Jin’ in aklından  Lee Wong ’ un sırf çapkın patronun elde edemediği , peşinde koştuğu kızı elde eden adam olmak için böyle davrandığına dair işittiği dedikodular gerçek dışı iftiralardı. Kıskançlıklarından uydurulmuş iftiralar.

*******************************************************************************

Young Jae şirkette çalışmaya kolay uyum sağladı . Herkes tarafından bir serseri olarak görülse de onun bilerek yaptığı bir tercihti bu . İstese en yetenekli iş adamı olabilirdi. Tae Jun da bunu bildiğinden,  onu devamlı bu konu da zorlamıyor muydu.   Young Jae bu işin eğitimini almıştı ama daha fazlası o bu iş için doğmuştu . Onun doğuştan sahip olduğu bu liderlik yeteneği Tae Jun da yoktu ya da iş konusunda ki sivri zeka .

İşi bahane edip uzun toplantılar geçirdikçe Hye Jin’ in etrafında başka birinin olduğunu da fark etti . Bir rakibi vardı hem de dişli biri.   Bir an için içini sızlatan kıskançlığa yenildi ve Lee Wong’ u odasına çağırdı. İş meselelerinden sonra adamın gözlerine kötü kalpli kahramanlar gibi bakarak ‘’ Hye Jin den uzak dur  ‘’ dedi.

Lee Wong önce hiç bir şey anlamamış gibi yaptı . ‘’Tabi ki iş ile  özel ilişkimizi karıştırmayız. Mesai saatlerinde  dikkatli olacağız’’  dedi sahte bir sırıtışla.

Young Jae ‘’ ben İşten bahsetmiyorum bunlar hiç umurumda değil. İş kuralları için değil . Onunla görüşmeni onunla yakın olmanı istemiyorum anladın mı beni. Yanına yaklaşma yoksa senin buradan gönderirim .’’

Lee Wong  ‘’ Ne yani beni kovmakla mı tehdit ediyorsunuz’’ dedi.

Young Jae ‘’  Sandığımdan zeki çıktın,  bravo bunu anlamak ne kadar zordu ki anca anladın. ‘’

Lee Wong’’  Özel hayatım beni ilgilendirir’’  dedi ve çıktı. Hye Jin’ e hemen olanları anlattı . Fırtına gibi  Young Jae’ nin odasına dalan Hye Jin ‘’ Sen ne yaptığını sanıyorsun’’  dedi. Ne hakla benim özel hayatıma karışıyorsun .’’

Young Jae onun nefret dolu gözleriyle karşılaştı . Kavga etmek dahi istemiyordu .Sinirden elerini sıkmaya başladı . Bu yumruk o adamın yüzünde patlamalıydı.  Hye Jin’ i görmezden gelerek hızla uzaklaştı.

**********************************************************

Young Jae  evde tek başına içiyordu. Filmlerdeki kötü adamlara dönmüştü . Neden ben kötü adam oldum ki?  Jön olmam gerekirdi dedi. Tae Jun onun bu halini görünce o da bir bardak aldı ve ona eşlik etti.  Tae Jun ile Young Jae dertleşti . Younga Jae’’  Onun benim dışımda başkasıyla mutlu olmasına razı olamam. ‘’ dedi . onu o sokakta gördüm ilk günden beri aklım fikrim hep o . ondan başkasını düşünemiyorum. onun için bir sürü şey yaptım ondan çok hoşlanıyorum neden bana inanmıyor neden ?  Tae Jun onu teselli etmek istedi ama söyleyecek bir şeyi de yoktu . Young Jae  o akşam bir karar aldı. Artık Hye Jin ‘i görmezlikten gelecekti. Onun için yaptığı onca şeye rağmen bu kadın onu hiçe sayıp gururunu kırmıştı. Şimdi onu hiçe sayma sırası Young Jae ‘deydi.

**************************************************************************

Classical – Mozart – 7th Symphony

Kavgalı oldukları halde birlikte çalışmak Hye Jin için çok büyük bir sorundu ve iş için yapılacak bu gezi de tam zamanını bulmuştu. Valizini alıp hava alanına giderken neden onunla ben gidiyorum neden bu şansız benim diye sitem ediyordu. Young Jae arabayı kalacakları otele sürerken yolda hiç konuşmadılar. İkisi de tripliydi.

Otele vardıklarında  Hye Jin’’  kesin otelde yeteri kadar oda yoktur , aynı yerde kalmak zorunda kalacağız ‘’ dedi alaycı bir şekilde filmlere gönderme yaparak Young Jae ‘ye bakıp bu numaraları yemezler der gibiydi. .

Young Jae ‘’ Onu da nerden çıkardın . Neden oda olmasın hem ben önceden rezervasyonları yaptırdım ‘’ dedi ve söyleyiş tarzı öylesine kibirliydi ki ve aynı  şekilde devam etti  ‘’ Ne o yoksa üzüldün mü . kusura bakma bu vücudu sana yem yapmaya hiç niyetim yok kötü niyetli kız ayyyşş diyerek odasına gitti. . Hye Jin şaşkın bir şekilde az önce söylediklerinden utanmıştı. Ama Young Jae ‘nin son söyledikleri utancını aldı yerine büyük bir öfke koydu.

Verimli bir toplantı geçirmişlerdi. Hye Jin , Young Jae ‘ yi dinlerken ona hayran kaldı . Bu adam bildiği adam mıydı yani o serseri şimdi nasılda dişli bir iş adamıydı . Gençliğine aldanıp onu kandırabileceğini düşünenlerle çok güzel baş etmişti. Sandığının aksine hiç bir şey bilmeyen biri değildi çok biliyordu ama öncelikle bekliyor, dinliyor, rakiplerini tartıyordu sonra en uygun zamanda bir cevher gibi açılıyor istediğini almadan bırakmıyordu. En zorlu durumlarda bile hep istediğini almasını başarıyordu. Aynı Hye Jin’ e söylediği gibi ben ne İstersem alırım .  Pişman olmaktansa her yolu denerim. İşte Young Jae böyle biriydi Hye Jin’ in tanıdığını sandığı adamdan çok farklı .

***************************************************************************

Hye jin şirkette zor günler geçiriyordu. Hazırladığı rapor hatalar barındırıyordu. Onun dikkatsizliği yüzünden şirket zarar edecekti. Bu durum anlaşılınca savunma yapması istendi. Onu Lee Wong bile kurtaramazdı artık. Young jae şirkete devamlı gelip orada çalışmaya başladığından beri sorumluluk sahibi biri haline gelmişti. Artık daha çok önemsiyordu yaptıklarını, işleri de oldukça iyi gidiyordu.  Onu tanıyanlar için bu durum son derece şaşırtıcıydı. Sanki iş söz konusu olunca bu adam bambaşka biri haline geliyordu. Tae Jun yıllardır hayalini kurduğu projeye odaklanmak istiyordu. Bu yüzden yatırım bölümündeki sorunla Young Jae ‘nin ilgilenmesini istedi. Eğer gerçekten suçluysa Hye Jin’ i kovmasını söyledi. Hye Jin ise elindeki taslaklara tekrar bakmıştı. Onları yeniden incelediğinde kendi elindeki taslakla son taslağın aynı olmadığını fark etti. Biri bunu değiştirmiş olmalıydı ama kim nasıl ? Sonra fark etti, bir tek kişi raporu görmüştü, son halini gözden geçirip teslim edecek olan kişi Lee Woog ‘tu.  Belli ki teslim etmeden önce istediği değişiklikleri yapmıştı. Hye Jin onun iyi niyetli olduğundan emindi. Besbelli daha iyi olacağını düşündüğü için düzeltmeler yapmıştı ama sonuç hüsrandı. Öngörülen rakamlarda ve yapılan maliyet hesaplamalarında bu kadar yanıltıcı sonuçlara ihtimal dahi vermemişti. Gözden kaçırdığı bu detaylar şimdi başına büyük bir iş açmıştı. Toplantı odasında Lee Wong ve Hye Jin , Young Jae ‘yi bekliyorlardı. Hye Jin bana söyleseydi keşke diye iç geçirdi. Bu kadar soruna  ve insanların beceriksizliği ile ilgili dedikodulara katlanıyordu. İşi tehlikedeydi. Hiç olmazsa samimi bir özrü hak ediyordu. Young Jae toplantıya gelmeden önce diğerleri ile konuşup Hye Jin ‘i ipten almıştı. Herkese de çalışanların cesaretlenmesi gerektiğini ve her hata yapana böyle yüklenilmemesi gerektiğiyle ilgili güzel bir nutuk çekti.  Tae Jun ‘un çalışanı kovmakla çözeceği sorunu kendine has ama zekice bir taktikle çözmüş ayrıca çalışanların gözünden mükemmel patron olmuştu. Tae Jun ‘u ikna etti. Raporları yeniden kendi hazırladı , ayrıca şimdiye kadar gerçekleşen zararların telafisi için birkaç tassaruf tedbiri ile maliyetleri kısmayı önerdi.  Hye Jin , Young Jae ‘nin yaptıklarına inanamıyordu. Ona teşekkür etmeye gittiğinde Young Jae sadece işini yaptığını ,şirketinin düşündüğünü son derece mesafeli bir şekilde belirti. Fakat Hye Jin durumun bundan farklı olduğunu biliyordu. Eğer öyle olsaydı ilk işi onu kovmak olurdu ama yapmamıştı. Young Jae’ nin yanından ayrıldıktan sonra o günkü toplantı geldi aklına.Lee Wong , Yooung Jae’ nin karşısında pişkince Hye Jin ‘in böyle hataları sıklıkla yaptığını mazur görmesi gerektiğini söylemişti. Hye Jin ne de yüzsüz diye iç geçirmişti. Oysa ona nasılda inanmıştı. Young jae hatalı olanın Lee Wong olduğunu biliyordu ama hiçbir şey söylemedi. Onun yerine Hye Jin ‘in çok yetenekli olduğuna inandığını söyleyerek adamın kıpkırmızı olan yüzünü izlemeyi tercih etti. Artık projenin başına Young Jae getirilmişti. Yurt içindeki yeni yatırım projelerinden o sorumlu olacaktı. Bu da sürekli Hye Jin ile çalışması demekti

*****************************************************************************

Kim Mun ile yapılan uzun toplantılar Tae Jun ile ilgili dedikodulara yol açmıştı.  Herkes gibi Hae Min de duymuştu dedikoduları. Hae Min,  Young Jae ile çalışmaya başladığından beri Tae Jun ‘u göremez olmuştu . Sadece şirket dedikodularından Tae Jun ve Kim Mun ile ilgili haberler alıyordu. Young Jae ise bu durumun farkında muzipçe planlar yapıyordu.

*******************************************************************************

Por Una Cabeza – Carlos Gardel

Akşam Young  Jae baskı yapıp Hae Min ‘i zorla bir dans kursuna götürdü. Hadi ama bak bir partnere ihtiyacım var. Yalvarmalarına karşı gelemeyen Hae Min hazırlanmış dans partnerini bekliyordu. Oldukça yakışıklı dans hocasına Young Jae’ nin birazdan geleceğini anlatırken odaya Tae  Jun girdi. Telefonda konuşuyordu.

‘’Hadi Young  Jae ben geldim sen neredesin . Ne gelmiyor  musun . Beni bu tuhaf yere çok önemli diye çağırdın ve gelmiyor musun?   Seni elime geçirirsem bütün kemiklerini kıracağımdan emin olabilirsin’’  diye bağırdıktan sonra telefonu Young  Jae’ nin yüzüne kapattı. Tam geri dönüp gidecekken de Hae Min ‘i gördü. Beyazlar içerisinde çok güzel görünüyordu. Hoca ‘’ madem partnerin yok o zaman senin partnerin ben olurum ‘’dedi.

Hae Min hiç gerek yok ben zaten Young  Jae için geldim . Madem o yok giderim demek üzereydi ki  Tae  Jun  ‘’Gerek yok . Onu partneri ben olurum’’ dedi. Dans hocası Tae Jun ‘a özel ders vermişti. Ne kadar yetenekli olduğunu biliyordu.’’  Ben olsam daha iyi olur siz çok iyisiniz . Hae Min size ayak uyduramayabilir’’ dedi.

Tae Jun işime ne karışıyorsun diyen bakışları ile ‘’  evet biliyorum ama onunla daha iyi öğrenebilirim’’ dedi.  Hoca mesajı almıştı. İşlerine karışmadı ve onları yalnız bıraktı.

Hae Min ile Tae  Jun tek kelime konuşmadı. İkisinde içinde bulundukları tuhaf durumdan dolayı şaşkındı. Saatlerce kendilerini müziğin ritmine bırakıp dans ettiler.  Hae Min bu kadar iyi dans eden biriyle sanki uçuyormuş hissine kapıldı. Tekrar ve tekrar dans ettiler. Elleri ellerinde,  gözleri gözlerinde tek kelime konuşmadan. Tek söz söylemeden sadece birbirlerine bakarak , dokunuşları ve nefesiyle Tae Jun , Hae Min ‘ e ilk defa bu kadar yakın , ilk defa her şeyi unutmuş bir şekilde dans etti.  Bulutların üzerinde gibi Hae Min in ayakları yere hiç değmedi. Belini saran güçlü bir kol , eline sımsıkı tutunmuş bir el ve gözlerinden öteye hiç ayrılmayan bir çift göz . Müzik hiç durmadı , onlar hiç yorulmadı sanki bir peri masalında gibi ritme ayak uydurup , etrafı saran pembe bir bulut kümesinin üzerinde gibi usul usul hareket ediyorlardı.  Ve içlerinden biri zaman dursun diye dua ediyordu. Geçip giden dakikalara kızıyor , saatlere sövüyordu. Zaman akıp gitme işte , dur bu mutluluk anında sonsuzlukta hapsol . Duracaksan işte hayatımın en güzel dakikalarında dur. Bu saadet ellerimden uçup gidecek neden bu kadar zalimsin . neden mutluluğumu da alıp gidiyorsun sen su gibi akarken benim sevincimi de o suyla birlikte götürüyorsun.

Ne kadar dilerse dilesin zaman akıp geçti, saatler gece yarısını vurduğunda Tae Jun , Hae Min ‘i evine getirdi.  İçeri girdikten sonra Hae Min kendini yatağa attı ve yüz üstü yattı . Yüzünü yastığa gömmüş bir şekilde aman tanrım dedi.

Hye Jin i aradı ve hemen konuşmam gerekiyor dedi. Uykulu Hye Jin ‘’ Ne var ne oldu kötü bir şey mi hasta mısın hemen geleyim’’  dedi.

Hae Min’’ Yok gelme ama beni dinle tamam mı .’’

Hye Jin ‘’ Peki ‘’dedi.

Hae Min ‘’ Ben galiba aşık oldum ‘’ dedi. Bu gerçekle yüzleşmekten korkuyordu . Heyecanlı kalbi deli gibi atıyordu.

Hye Jin ‘’ ee bunu zaten biliyorum sen Jon Won ‘ a aşıksın beni bu yüzden mi uyandırdım .’’

‘’ Hayır ben Jon Won’ dan bahsetmiyor diğerinden bahsediyorum kalbimi aklımı karman çorman edenden .’’

Hye Jin in uykusu birden açıldı ’’  Kim o ‘’ dedi

Hae Min ismini söylemeye cesaret edemedi. Sanki söylese ona aşık olduğunu kabul etmiş,  bu gerçekle yüzleşmiş olacaktı ama cesareti yoktu sanki en yakın arkadaşına değil ona söylemek gibi geldi. Bu utanç vericiydi.

‘’ O adam… o adamla,  ben onu ilk kez bir asansörde gördüm. Sonra kavga ettik , bir keresinde bana başka bir adamı tavlamam için yardım teklif etti. İşte o adamı seviyorum. ne kadar saçma ,o adam ve ben imkansız ama onu düşünmeden edemiyorum.  Ve onu öpme fikri bile beni yakıp geçiyor . İçin için yanıyorum dedikten sonra konuşmayı bitirdi. Kapı çalıyor ‘’dedi . Telefonu kapattı .

Hye Jin ‘’ Dur bekle ‘’ dediyse de telefondan o bip sesi gelmeye başladı. Hye Jin merakla kim ki bu dedi Hae Min hem Young Jae ile hem de Tae Jun ile ilk kez asansörde karşılaşmıştı. Her ikisiyle de ikinci karşılaşmasında kavga etmişti. ve her ikisi de ona bu teklifi yapmıştı . ama öpmek işte bunu şimdi hatırladı Young Jae ile böyle bir şey yaşamamış mıydı . Galiba doğru cevap Young jae .  Hye Jin bunu idrak ettikten sonra bir daha uyuyamadı. Artık ne yaparsa yapsın uyumasının imkanı yoktu.

Perhaps Love 如果·愛

Hae Min kapıya baktı karşısında Tae Jun vardı . ‘’ Gidemedim ‘’ dedi.

Hae Min ne söyleyeceğini bilmiyordu . Tae Jun içeri girdi sonra konuşacak gibi oldu ama ne demesi gerekiyordu . Bu dans olayı çok kötü olmuştu işte , neden geldim buraya hay Allah duygularıma kapıldım eve gitseydim şuan bu salonda bu acayip durumun içinde kalmazdım . Sonra ‘’ Ben gitsem iyi olur’’  dedi ve kapıya yöneldi.

Hae Min neden geldi neden gidiyor bu diye kafa patlatırken onu yolcu etmek için kapıya yöneldi. Tae Jun kapının önünde durdu sonra arkasını döndü ve Hae Min i kolundan yakaladı . Artık çok geçti . Kendi ayaklarınla geldin ama kendi ayaklarınla gidemiyorsun Tae Jun dedi içinden ve kızı öpmeye başladı. Öyle tutkuluydu ki ve öyle güçlü sarıyordu ki bu kollar Hae Min istese de kurtulamazdı , istediğinden bile emin değildi. Şoka girmiş gibiydi. Tae Jun ise onu çölde günlerce susuz kalmış bir insanın suya kavuşması gibi öpüyordu tutkulu , aralıksız , delice bir açlıkla. Sonsuz bir gibi gelen saniyeler içinde Hae Min bu öpücüklere karşılık verdi. Kollarını Tae Jun a dolamış saçlarını okşarken zihni bomboş sadece o anı yaşıyordu. Ve dudakları hafifçe aralanıp usulca ayrıldıktan sonra ne yaptım ben diyebildi içinden. Tae Jun a bakıp yaptığına pişman olmuştu. Hae Min şimdi bunu düşünemem dedi içinden. Hayır şimdi olmaz. Yaptığıyla yüzleşecek hali yoktu. Tae Jun ise ondan daha beter bir halde düşündüğü her şeyi terk etmiş , yapmayacağına söz verdiği her şeyi geride bırakmış gibi hissediyordu . Hiçbir şey söylemden evden ayrıldı. Hae Min yatağına yatmış düşüncelerden delirmek üzereyken . Bunu yarın düşünürüm dedi şimdi olmaz yarın . Tae Jun ise eve giderken çok mutlu havalarda uçarak artık duygularıyla yüzleşmiş ve rahatlamıştı. Yepyeni planlar içersinde hayalinde yeni bir  hayat kuruyordu.

şair ne de güzel söylemişti.

Ben gedâ sen şaha kul olmak yok amma neyleyim Ârzû sergeşte-i fikr-i muhal eyler beni (Fuzulî)
Benim gibi bir dilencinin senin gibi bir padişaha kul olması uygun değil ama; ne yapayım ki, aşk ve arzu beni olmayacak düşüncelerin vadisinde şaşkın şaşkın dolaştırıp duruyor.

N OT: artık finale yaklaşıyorum bu sebeple siz kimleri destekliyorsunuz kiminle kim olsun artık yorumlarınız alayım 🙂

SONBAHAR ESİNTİSİ 10.BÖLÜM

”VAZGEÇİŞLER”

KINALI YAPINCAK FİLM MÜZİĞİ

Sabah işe gelen Hae Min ,  Tae Jun ile Young Jae’  yi karşısında buldu.

Young  Jae ‘’ Toplan bakalım artık benimle çalışıyorsun’’  dedi.

Hae Min önce afalladı sonra  ‘’Ne dedin’’  diye tekrar etmesini istedi .

Tae Jun ‘’ Artık Young Jae ile çalışacaksın . Kendisi bunu talep etti . Bende bir sorun oluşturmayacağına  kanaat getirdim ‘’ dedi.

Hae Min ‘’  Demek öyle ve kimse bana sorma gereği bile duymadı ‘’ dedi.

Young Jae şaşkınca’’  Hadi ama benimle çalışmayı bununla çalışmaya tercih edersin değil mi ?’’

Hae Min ‘’  Kusura bakmayın efendim ama seçme hakkım varsa  ben burada kalmayı tercih ederim  ‘’ dedi.

Tae Jun da Young Jae de çok şaşırmıştı. İkisi de bunu beklemiyordu.

Hae Min ‘’ Şimdi izin verirseniz işimin başına dönmek istiyorum’’  dedi.  Oradan bir an önce uzaklaşmak istiyordu neden kalmak istediğini açıklayamıyordu .  Hae Min biliyordu Young Jae ile karşılaşacak ve bir açıklama yapmasını isteyecekti belki bunu sonra cevaplaya-bilirdi bir şeyler bulurdu ama şimdi değil. Şimdi olmaz. Bunu yarın düşünürüm ne de olsa yarın başka bir gündür derler.

Tae  Jun kalmak istediğini söyledi dedi içinden kalmak istiyor bir an olsun onun için kalmak istediğine inandırdı kendini , içinden küçük bir mutluluk kümesi geldi geçti. Sonra saçmalama dedi aşk ne kadar kötü bir şey en ufak şeyde ümitleniyor insan ,Umuda kapılıyor, ne kadar tuhaf . Peki ama neden kalmak istediği ki ?

Tae  Jun odasına çekildiğinde Young  Jae ile yaptığı uzun toplantıyı düşündü. Artık şirkette değişiklik yapmasının zamanı gelmişti. Yıllardır planlandığı projelerini hayata geçirecekti. Yurt dışında daha güçlü ve bilinen bir marka olmanın zamanı gelmişti. Bunun içinde planları hazırdı. Zorlu bir çalışma döneminden sonra başarılı olacağı da kesindi ama işte vazgeçmesi gereken şeyler de vardı. Toplantıda şirketin yönetimini Young Jae’  ye bırakmıştı artık sadece bu yurt dışına açılma projesiyle ilgilenecek , işlerin bu ayağını takip edecekti. Yurt içindeki yatırımlar ve diğer işlerle de Young Jae ilgilenecekti.  Bu demek oluyordu ki Hae Min ile çalışmayı bırakmalıydı.  Ve bırakması gereken tek şey de bu değildi. İçinde tuhaf bir his vardı . Şimdiye kadar bütün hayatını planlamıştı . Uzun zamandır yapmak istediği işi yapacaktı . Her şey istediği gibi gidiyordu ama işte buruk bir his vardı . Nedenini bilmediği ya da bilmek istemediği . Bu derin düşüncelerden onu Kim Mun kurtardı .  Tae Jun çalan kapıyla kendine gelip ‘’ içeri gir’’  dedi.  Kim Mun yine her zaman ki gibi çok şık ve gösterişli gözüküyordu.  ‘’Efendim beni çağırtmışsınız ‘’ dedi.

Tae Jun evet  diyerek onu toplantı masasına götürdü. Kim Mun yatırım departmanının en başarılı çalışanıydı. Onun ünü herkesçe bilinirdi . Üstelik yabancı pazarlar konusunda oldukça deneyimliydi. Bundan sonra birlikte çalışacağı Tae Jun olunca kadın çok mutlu bir şekilde ayrıldı odadan . Hae Min onun neden böyle otuz iki dişini gösterir bir şekilde sırıttığını anlamadı. Kim Mun ise artık gününün tamamını bu adamla geçirmek ve kariyerinde dönüm noktası yaşamaktan son derece keyifli olarak ayrıldı şirketten.

******************************************************************

Hae min ile Jon Won öğle  yemeğine  çıkmışlardı. Yine eskisi gibi onun yanında olmak ne kadar güzel hissettiriyordu. Hae Min çok mutluydu ve en çok korktuğu şey bu mutluluğa bir şey olmasıydı.

Jon Won ‘’ sen çok değişmişsin dedi. Benim tanıdığım Hae Min asla böyle bir işi kabul etmezdi. Narsist bir patron ve bu iş hiç sana göre değil. Bak ne diyeceğim eğer kabul edersen şirkette sana göre bir pozisyon ayarlayabilirim.

Hae Min ilk defa Jon Won a bakarken bu kadar sinirliydi , ilk defa Jon Won onun gözlerinden bu kadar korktu , bakışları delip geçiciydi.

Kız konuşmaya başladığında susup onu dinledi.  Çok teşekkür ederim ama ben işimden memnunum, işimi bırakmak gibi bir düşüncem yok üstelik teklifin benim için çok daha aşağılayıcı . Nasıl olurda bunu kabul edeceğime ikna oldun. Beni bu kadar mı tanıyorsun. Haklısın ikimizde çok değiştik. Ben bu işi tercih ederim. Eskiden olsa kabul etmezdim ama şimdi farklı düşünüyorum. O yüzden lütfen bir daha bu konuyu açma . Jon Won ama diyecek oldu sonra Hae Min in gözlerinde o kızgın bakışı görünce sustu . Karşılaşmalarından sonra ilk kavgalarını Tae Jun yüzünden yapmışlardı . Jon Won o adamama yakın olmana dayanamıyorum deseydi acaba daha farklı olur muydu?  Belki de daha dürüst davranmadığı için böyle olmuştu . Aslında seni düşündüğümü söyledim fakat kendimi düşünüyorum Hae Min senin o adamla aynı yerde çalışmana dayanamıyorum,  anlasana kıskançlıktan kavruluyorum . O adama sana aşıkken ben bunu izlemeye dayanamıyorum . Jon Won içinden bunları geçirirken  Hae Min sakinleşmeye çalışıyordu. Tae Jun un yanında çalışmak belki dünyanın en harika işi değildi ama kendi ayakları üzerinde duruyordu kimsenin lütfuna ihtiyacı yoktu. Zor da olsa Tae Jun ona asla minnet etmesine yol açacak gibi davranmazdı . Asla onu kayırmazdı . Bunu bilmek bile Hae Min in içini rahatlattı . Ama bunları düşünürken bu iki adamı kıyasladığının farkında bile değildi.  Jon Won ise Tae Jun’un  Hae Min’ e bakışlarını gördüğünden beri emindi , bu adam artık hislerini gizleme gereği bile duymuyordu. Belki Hae Min anlamıyordu ama aşık bir adamın bunu görmememsi imkansızdı işte.  Olur da bir gün Tae Jun aşkını itiraf etmeye kalkarsa diye düşünmekten deliye dönüyordu. Çünkü biliyordu ki artık ne Hae Min eski Hae Min’ di ne de aşkları eskide olduğu gibiydi . Şimdi tercih yapması gerekse kesinlikle Jon Won u seçeceğinden emin olamıyordu. Bu güvensizliğinden hala Hae Min ‘e sevgili olmak istediğini söyleyememişti. Eskiye dönmek için can attığından bahsedememişti. Bir de Young Jae vardı o da en az diğeri kadar tehlikeliydi. Bu sefer işin çok zor Jon Won bu sefer savaş çok çetin.

********************************************************************

Kim Mun ancak akşam evde sevgilisini görünce yıkıldı. Rakip şirketten biriyle görüşmesi yeteri kadar sıkıntılı değilmiş gibi bir de  bu adama casusluk yapıyordu. Şimdi ya Tae Jun ile yükselecek yada Gong Chan ile dibe vuracaktı. Bu işi bu gece bitirmesi gerekiyordu.  Kim Mun yemekten sonra Gong Chan’ e artık onun için iş yapmayacağını söyledi. Gong Chan şaşırmış bir şekilde unut bunu dedi. Kadının ağzından büyük proje lafını duyunca da bu projeyi ele geçirip nasıl kar edeceğini planlamaya başladı. Kim Mun buna sert bir biçimde karşı çıktı . Tae Jun u elde etme fırsatını kaybetmeyecekti. Gong Chan ise ısrarlıydı. Sonunda Kim Mun ya beni rahat bırakırsın ya da yaptıklarını anlatırım dedi. Gong Chan yapamazsın o zaman sen de yanarsın dedi. Kim Mun onlara bana rüşvet teklif ettiğini ama benim kabul etmediğimi söyleyeceğim,  hiç bir şeyi ispat edemezsin,  ben bütün izlerimi ustalıkla kapattım dedi.  Gong Chan ile şiddetli bir kavga yaşadıktan sonra adamın sinirle kapıyı kapatıp  gidişini izledi.

**************************************************************

BİR DEMET MENEKŞE FİLM MÜZİĞİ

Aynı akşam Tae Jun , Hae Min’ i odasına çağırdı . Mesai bitmiş herkes evlerine gitmişti. Şirket  Şimdi terk edilmiş bir kasaba gibi sessizdi.  Hae Min, patronunun yüzünde kötü bir şey olduğunu sezmişti ama ne olduğunu bilemiyordu.  Tae Jun konuşmaya başlayacaktı ama daha bugün  Hae Min’ in kalmak istediğini söylediğinde gururunun nasıl okşandığını hatırladı hiç kolay olmayacaktı.  Hem de hiç.

Hae Min : Bir şey mi oldu dedi. Telaşlanmıştı bu yüzden resmiyeti de unutmuştu.

Tae Jun  : Evet ama nasıl söylesem bilemiyorum . Aslında sarhoş olmaya ihtiyacım var dedi.

Hae Min : O zaman bir dakika bekleyin dedi ve hızla kapıdan çıktı.  Geri geldiğinde elinde iki tane gazoz şişesi vardı.

Tae Jun ona şaşkın şaşkın bakıyordu.  Bunlar ne diye sordu .

Hae Min  : Sarhoş olmak istiyordunuz ya dedi.

Tae  Jun  : Galiba sen benden önce kafayı buldun gazozla sarhoş olunduğu nerede görülmüş dedi. Bir yandan gülümsüyordu bir yandan bu kızı izlerken ruhunun nasıl yorgun olduğunu anlıyordu.

Hae Min  :  Sarhoş olmak için alkole gerek yok ki yeter ki isteyin . Size ispatlayacağım dedi ve Tae Jun ‘ u kolundan tuttuğu gibi masanın önüne oturttu . Kendine masaya yaslanıp bağdaş kurdu . Sonra gazozları açtı birini Tae Jun’ a uzatıp şimdi iç dedi.

Tae Jun ne olduğunu anlamamış şaşkın çocuklar gibi merakla izliyordu. Bir sihirbazı izler gibiydi. Hae Min ‘in dediğini yapıp gazoz u içti. Sonra kendi de oyuna dahil oldu.

‘’Ama bu böyle olmaz ki içerken muhabbet etmek lazım’’ dedi.

Hae Min ‘’ Tamam ben bir hikaye anlatacağım olur mu .’’

Tae Jun onun konuşmasını istiyordu ne anlattığını ne söylediğinin hiç önemi olmadığını düşündü.  O yeter ki cıvıl cıvıl şakısın . Öyle güzel konuşsun . Belki biraz da Tae Jun’ u anlatsın . Onunla konuşsun .  Kendisinden bahsetsin . neleri seviyordu , neleri sevmezdi , hayatı nasıl geçmişti . Böyle şeyler,  ona ait , ona dair ne varsa bilsin istiyordu.

Hae Min yanında ki adamın ne düşüncelerinden ne de kalbinden habersiz anlatmaya başladı.

‘’ Biliyor musun ben bisiklet kullanmayı bilmiyorum . En büyük korkuma yenildiğim için öğrenmedim.  Küçükken çok istemiştim . Yaşadığım evin orada uzun bir yol vardı daha doğrusu o yaşta bana uzun gelirdi.  Bana uçsuz bucaksız görünürdü,  o zamanlar dünyanın sonu  gibi , bisikletle yol alıp gitmek isterdim.  O yolun sonunu görmeyi hayal ederdim. Dünyanın sonunu görmeyi.  Sonra büyüdüm ama asla o yolun sonuna gitmedim .’’

Tae Jun merakla’’  Neden’’ dedi.

Hae Min ‘’  Korktum ya dünyanın sonu  sandığım o yol  bitiyorsa . Ya  benim küçük dünyam aslında o kadar küçük değil ise . Ya  dünyanın sonu sadece bir yoldan ibaret değil ise.  Dünyanın hayallerimde ki kadar küçük olmadığını öğrenmeye korktum o yüzden o bisiklete asla binmedim o yola asla gitmedim .  Benim için dünyanın sonu hala o küçük yol. Söylesene Tae Jun sen neden korkuyorsun ? Söyleyeceklerin benim küçük  dünyamın  alt üst edecek kadar kokutucu mu yoksa  o küçük dünyayı yıkacak mısın ? ‘’

Tae Jun yutkundu . Nefes alamadığını sandı sonra gazozdan bir yudum daha aldı . ‘’ Haklısın bu insanı gerçekten sarhoş ediyor ‘’ dedi. Geri kalanları da içinden sessiz sedasız söyledi. ‘’ Sarhoşum, senin kokun başımı döndürüyor .’’  Sonra Hae Min başını Tae Jun ‘un omzuna koydu . Gazozlar yarılanmıştı. Tae Jun içinden konuşmaya devam etti . ‘’ Olmaz güzel kız olmaz. ‘’

Sonra Hae Min’ e bakmamaya çalışarak ‘’  artık Young Jae ile çalışacaksın dedi. Ben uzun zamandır bir proje için çalışıyorum şimdi onu gerçekleştirme fırsatı buldum . Bu yüzden şirkette ki iş dağılımı değişti . Senin Young  Jae’ ye yardımcı olman lazım.’’  Bunları söylerken yavaş yavaş söylüyordu ara da duruyor kızın anlaması için zaman tanıyordu.

Hae Min ‘’ Peki ben yeni işinde sana yardımcı olmaz mıyım’’ dedi.

Tae Jun o zaman iş  bahane demek istedi ama sözcükler boğazında düğümledi. ‘’ En iyisi bu’’ dedi.

Hae Min anladığını belli eder gibi baktı  ama aslında hiç anlamıyordu. Tam da buraya alışmışken istemiyordu böyle bir değişikliği. Haksızlık bu dedi içinden.

Tae Jun ‘’  Seni eve bırakayım’’ dedi.

Hae Min itiraz etti ama Tae Jun a laf geçmiyordu. . Tae Jun kızı eve bıraktıktan sonra uzun süre  o sokaktan ayrılamadı , kendi kendine bir söz verdi sabah her şeyi unutmuş olacaksın . Senin tek yapman gereken işin . Başka bir şey değil.

Young Jae yeni iş arkadaşından oldukça memnundu. Bir de şu ani parlamaları olmasa.

***************************************************************************

Young Jae  ilk gördüğü günden beri Hye Jin ‘in peşindedir. Onunla tanışmış , onu tavlamak için çeşitli taktikler denenmişti ama hiç biri işe yaramamıştı. . Ne aldığı pahalı hediyeler ne yemek teklifi hiç biri . Hediyeler hep geri gönderiliyordu. Çiçeklerin sonu ise çöp kutusu oluyordu. Balonlar ise teker teker patlatılmıştı. Tüm taktikler işe yaramaz olmuştu. Kadınları tavlama sanatı adlı saçma kitaptaki taktikler bile fos çıkmıştı. Young Jae’ nin Hye Jin etkilemesi için yapacağı hiç bir şey yok gibiydi. Ama bu durum Young Jae’ yi daha da hırslandırıyordu. Sanki kazanması gereken bir yarıştı bu .  Acaba Young  Jae,  Hye Jin’ in bu inadını kırabilecek miydi.

Young  Jae  sonunda Hye Jin’ i dışarı çıkarmanın yolunu bulmuştu. Onu Hae Min ile ilgili çok önemli bir konudan konuşacağını söyleyerek kahve içmeye götürdü . Hye Jin telaşlanmıştı. Ama sakin kalmaya özen gösteriyordu.

Young  Jae :  Artık Hae Min ile ilgileniyorum belki bilmek istersin diye düşündüm dedi. Hae Min ile çok iyi anlaşıyoruz her gün görüşmeden yapamıyoruz.  Hye Jin kahkaha attı.

Young Jae,   Hye Jin’ in kafasındaki boşlukları istediği gibi dolduracaktı ama işe yaramamıştı . Hye Jin ona gülüyordu. Neden ?

Hye Jin : Sana inanmıyorum dedi.

Younga Jae : Neden Hae Min bir şey mi söyledi.

Hye Jin :  Hayır o bir şey söylemedi. Açıkçası ilk defa benden bir şey saklıyor fakat söylemesine gerek yok . Ben onu senelerdir tanırım. Sana değer veriyor bu çok belli ama aşık değil. Aşık olduğu insana nasıl davranır nasıl bakar çok iyi bilirim . İnan bana sen onun aşık olduğu insan değilsin.

Young  Jae : Çok emin konuşuyorsun dedi. Hiç bir şey belli olmaz. Hem onu bu kadar iyi tanıyor olamazsın.

Hye Jin .: Nerdeyse kendim gibi tanırım onu. O benim kardeşim gibidir. Onun her halini her hareketini bilirim. Ailesi öldükten sonra bizimle yaşamaya başladı biz onunla kardeşten öteyiz.

Young  Jae : Demek bu yüzden kendimi ona yakın hissediyorum dedi. Bizim kaderimiz aynı .  Beni de başkaları yetiştirdi. Üzgündü bir an daldı.

Hye Jin:  Özür dilerim bilmiyordum dedi.

Young Jae : Özür dilemene gerek yok dedi. Küçük numaramı anladığına göre ne yapacaksın.

Hye Jin : Hiç bir şey . Açıkçası canım senin kimi sevip sevmediğin umurumda bile değil.

Younga Jae : Ama sen  benim umurumdasın dedi. Kabul et bunu bilmek seni mutlu ediyor. Her şeyi olan biriyim ben . Sana her şeyi verebilecek biri. Senden hoşlanan biri.

Hye Jin : Hayır sen herkesten hoşlanan birisin . Ben herkes gibi olmayı hiç sevmem . Üzgünüm koleksiyonun için bir başkasını bul.

Young Jae : Koleksiyonum için en ideal kişi sen  olacaksın dediğinde Hye Jin çoktan çekip gitmişti.

Young Jae bakalım patronuna da böyle davranabilecek misin dedi ve kararını verdi bu kadın için şirkette çalışmaya razı oldu.

SONBAHAR ESİNTİSİ 9. BÖLÜM

‘’ MEVSİMLER ‘’

Rüzgar gibisin değişken, hızlı, gelip geçici ve asla tutunamadığım, sahip olamadığım ama yüzümde hissedip bütün benliğimle beni titreten, saran deli bir rüzgar gibisin. Ben de dalından düşmemek için çırpınan solgun bir yaprak.

TATLI MELEĞİM FİLM MÜZİĞİ

Kazadan sonra ki birkaç günü Hae Min evinde dinlenerek geçirdi. Kolu iyileşmişti artık işine dönebilirdi aslına bakarsa bu kadar uzak kalmasına da gerek yoktu ama Tae Jun onun evde dinlenmesi konusunda ısrar etmişti.

Sabah Hye Jin işe gitmek için evden çıktığında evin önünde bahçe duvarına yaslanmış yüzünü şapkasıyla kapatmış birini gördü. Young Jae sabah erken bir saatte gelmişti. Young Jae şapkasını arkaya itti. Yavaş hareket ediyordu. Sırtı duvara yaslanmış, yüzünde şımarık bir tebessüm vardı. Hye Jin  son zamanlarda bu adamla ne kadar çok karşılaşmıştı. Onu görmezlikten gelerek yoluna devam etti.

Hae Min evden koşturarak çıktı . Yine geç kalmıştı tabi Hye Jin de onu beklemeden gitmişti. Koşturmaktan Young Jae’ yi fark etmedi . Young Jae arkasından bağırdı.

‘’ Günaydın Hae Min ‘’

Hae Min arkasına dönerek ‘’ Günaydın ‘’ dedi. Soluklanmaya devam ediyordu.  Nefes nefese kalmıştı. Young Jae arabasını işaret ederek ‘’  Seni ben bırakayım geç kaldın değil mi ?’’  dedi.  Sanki bunun olacağın adı gibi emin değilmiş gibi yapay bir sırıtışla bakıyordu.

Hae Min ‘’  Evet ama bu sefer suç saatte, onu kapatmadım sadece erteledim neden çalmadığını anlamıyorum.’’

Young Jae gülerek ‘’ Eminim öyledir ‘’ dedi. İnanmadığını belli etmekten de kaçınmıyordu . Onu hali Hae Min ‘in sinirine dokundu sanki onu çok iyi tanıyormuş gibi davranmasına uyuz oluyordu. Bakışlarında hep sen ne söylersen söyle ben gerçeği biliyorum diyen o sinsi hava  seziliyordu işte.

Tae Jun ofise gelmişti ve Hae Min hala ortalarda yoktu. Sinirli bir bekleyişten sonra onu aradı.

Tae Jun : Nerdesin sen patrondan sonra işe gelinir mi ?

Hae Min : Yoldayım, çok özür dilerim birazdan varırım.  Hae Min öyle mahcup olmuştu ki ses tonu kısıldı , tavrı değişti , suçluluk duyan kalbi yüzüne yansıdı hal ve tavırlarında can buldu.  Young Jae hemen telefonu kaptı.

Young Jae : Selam yoldayız, o kadar merak etme .

Tae Jun : Senin onula ne işin var?

Young Jae umarsızca ‘’  Bana onu sen yollamıştın unuttun mu? İşler yolunda işte, mutlu ol.’’  dedikten sonra telefonu kapattı.

Tae Jun sinirden elindeki fincanı fırlattı. Ona ben mi yolladım?  Ne saçmalıyor bu?

Hae Min işe geldiğinde Tae Jun onunla bu konuyu hiç konuşmadı. İş dışında konuşmuyor soğuk davranıyordu. Oyuncağı elinden alınmış küçük çocuklar gibi somurtuyor, tavrını küserek gösteriyordu.

Hae Min,  Tae Jun ‘un bu davranışına anlam veremedi. Geçen bir kaç günde Young Jae her gün şirkete gelip Hae Min ile yemek yiyordu. Hae Min,  Young Jae’  ye Tae Jun ‘un soğuk tavırlarından bahsetti.

Young Jae ‘’ Boş ver,  Fazla kafana takma olur mu? Dedi.

************************************************************

Aşkların En Güzeli – Film Müziği

Jon Won ile Hae Min belki kısa süre sevgiliydiler ama uzun süre dost olmuşlardı. Hae Min, Hye Jin dışında  kimseye duymadığı güveni Jon Won ‘a duymuştu şimdi bir de Young Jae için aynı güven hissini duyuyordu.  Tae Jun ‘a  da güveniyor muydu? Çoğu zaman onu sinir etse de içinden gizli gizli tasdik ettiği bir gerçek vardı ki o da ha emin Tae Jun’ a da güvenebileceğini biliyordu.

Hae Min,  Young Jae ile buluşmuştu parkta oturmuş konuşuyorlardı. Hava çok güzel ılık bir bahar günü Young Jae ‘’ Canım çok sıkılıyor ‘’ dedi.  Sen de artık benimle eskisi gibi ilgilenmiyorsun varsa yoksa o şebelek adam. ‘’  Young jae , ortaya çıktığı günden beri Jon Won ‘dan haz etmiyordu bunu her fırsatta söylemekten de geri durmuyordu.

Hae Min şebelek kelimesine kızmıştı. ‘ Ona öyle deme ‘ diye tersledi.

Young jae ‘’ Bak hemen de savunmaya geçiyor. Allasen nesini beğeniyorsun o adamın. Nesi bu kadar mükemmel.’’

Al bir tane daha diye düşündü Hae Min. Aynı Tae Jun . Ailecek kıskançlar herhalde.

Sonra Young Jae ‘yi daha da sinir edeceğini bile bile konuşmaya başladı. ‘’ Hııımm bakalım çok zeki , kültürlü , yakışıklı , zengin , uzun boylu , sevimli , komik … sıralamaya devam ediyordu.

Young Jae baktı Hae Min susmayacak hemen atıldı. ‘’ Ne olmuş yani bunların hepsi bende de var. ‘’

Hae Min çocukça saflıkla ‘’ Ama o çok sadık bir dost hem bizim bir geçmişimiz var. Hem ne zaman ihtiyacım olsa yanımda olur.  ‘’dedi.

Bunu söylediğinde o sonbahar günü yağmurda sırılsıklam olmuş şekilde bankta oturmuş nasılda ağladığını hatırladı. Yine içini bir ürperti sardı. Aynı o günkü gibi üşüdüğünü hissetti. Çok mutsuzdu ev dediği yere gidemiyordu. Hye Jin ile ailesi ona çok iyi davranıyordu ama Hye Jin ‘in teyzesinin söylediklerini aklından çıkaramıyordu. Çok yalnız, gideceği hiçbir yer olmayan bir zavallıydı. Öğlen okuldan çıkan Hae Min hızlıca eve gitmişti. Bahçeden içeri girerken Hye Jin ‘in teyzesini gördü belli ki ayrılmak üzereydi. Kapı eşiğinde konuşuyorlardı. Kadının söylediklerine istemden kulak misafiri olmuştu. Hae Min hiçbir zaman hoşlanmamıştı bu kadından. Masallardaki kötü kalpli cadı gibiydi. Sinirli bir şekilde ağzından köpükler çıkararak konuşuyordu. Daha ne kadar bakacaksınız o kıza söylesene abla. O sizin için bir yük neden siz bakıyorsunuz ki. Bir besleme gibi, utanması da yok. Burayı kendi evi sanıyor. Hye Jin ‘in annesi melek gibi tabir edilene kadınlardandı. Hae Min onu kendi annesinden ayırt etmezdi. Kadın kız kardeşine öyle sinirlenmişti ki daha önce onun böyle kızdığına kimseler şahit olmamıştı. Kavga edip  kız kardeşine bağırmıştı. Onu kovmuştu. Kız kardeşi de bir daha ablasıyla konuşmayacağına yemin ederek terk etmişti orayı . Dediği gibi bir daha da hiç biriyle konuşmadı.

Hae Min onların kendi yüzünden hala konuşmadıklarını hatırlayınca içi sızladı , yine kötü oldu. Yüzü soldu. Young Jae kızın değişen suratını fark edince ‘’ İyi misin ‘ dedi.

Hae Min hemen yüzüne kocaman bir gülümse koyup’’Tabi ki iyiyim dedi. Nerde kalmıştık haa buldum o çekici biri .’’

Young jae ‘’ Ben daha çekiciyim ‘’ dedi.

Hae min ‘’ Ya öyle mi ‘’

Young jae ‘’ Tabi öyle ispat edebilirim dedi.

Hae Min ‘ nasıl olacak o dedi.  Kız sözünü bitirmeden Young Jae ani bir kıvraklıkla  onu kendine doğru çekmişti.  İyice sokulup kızın gözlerine doğru o çapkın bakışını takınıp ‘’ Bu dünyadaki en güzel gözlere sahipsin ama farkında bile değilsin ‘ dedi. Sonra biraz da eğilip kızın dudaklarına yaklaştı. Nefesini yüzünde hissedebiliyordu. Hae Min şok içindeydi. Kalbi deli gibi atıyordu. Heykel gibi oldu yerde kala kalmıştı. Yüzü kıpkırmızı . sonunda kendine geldi bir eliyle Young Jae ‘yi itiyor diğer taraftan nefes almak için kendiyle zorlu bir mücadeleye girişmişti  ‘ zevzek sende ‘ diyen şakacı , umursamaz bir tavırla çantasını alıp yürümeye başladı. Hala heyecanlıydı.

Young Jae ise o kadar tuhaf hissediyordu ki kızı durdurmak için hiçbir şey söyleyemedi. Hatta gitmesine memnun oldu. Hala heyecanlı yaptığından pişman, kalp çarpıntılarının sesi yedi mahalle öteden duyulabilir bir şekilde. ‘’ nasıl ‘’  diyordu içinden.  Çapkın Young Jae ilk kez birini öpmediği halde bu kadar heyecanlanıyordu. Neden onu öpmedim bile. Fikri bile yakıp geçti. Neden . ‘’ Young Jae daha sonra da bu fikir üzerinde kafa patlattı. Uzun uzun düşündü . Hae Min’i öpmediği halde neden böylesine kavrulduğunu anlamaya çalıştı. Neden kalbi  bir davul resitali vermeye kalkmıştı. Kesin bir sebebi olmalıydı. Yoksa Young Jae bir öpücüğün hayali için böyle heyecanlanacak acemilerden değildi.

*************************************************************

Young Jae , Tae Jun ‘un ofisine gitti ama hiç hoş olmayan bir karşılaşma ile karşılşatı. Oysa hep sıcak davranırdı ona. Demek ki gerçekten kızmış.

Tae Jun : Ne istiyorsun çok işim var. Boşa vakit harcayamam.’’

Young Jae : Bir iki laf etmeye geldim merak etme yarım saat kaytardın diye şirket batmaz.

Tae Jun : Ne istediğini açıkça söyle dedi.

Young Jae : Şu senin asistanınla ilgili konuşacaktım. Artık bende şirkette çalışmak istiyorum bir yardımcıya ihtiyacım var. Onu bana versene.

Tae Jun : Hayır olmaz başka birini bul . Neden asistanımı sana veriyorum. Diye gürledi.

Young Jae : Unuttun mu eğer çalışmaya karar verirsem onu bana vereceğine söz vermiştin. Yoksa sözünden cayıyor musun ? Belki de onu bana vermek düşündüğünden zordur.

Tae Jun : işler  Çok değişti. Şimdi her şeyi yani  düzenimi bozamam anlıyor musun.

Young Jae : Hayır anlamıyorum . Ne değişti.

Tae Jun : Şey artık her işi çok iyi yapıyor çok becerikli o yüzden ondan vaz geçemem.

Young Jae : Öyleyse hiç sorun değil sana daha becerikli birini buluruz.

Tae Jun : İyice kızdı daha beceriklisini kendine bul öyleyse.

Young Jae : Hayır ben onu istiyorum becerikli olup olmaması umurumda değil ama senin umurunda. Sen sadece becerikli birini istiyorsun. Bu yüzden ben kazandım. Şimdi gidiyorum  o değerli Zamanını  çalmak istemem.

Tae Jun : Bekle

Young Jae : Ne var

Tae Jun : Yok bir şey.

Tae jun o gece çok düşündü ve sabah kararını vermiş olarak ilk iş Young Jae yi aradı . ‘’ Tamam istediğin gibi olsun . Sana şirkette çok ihtiyacım var o yüzden hemen hazırlanıp gel . Artık sorumluluk almanın zamanı geldi.  Geç kalma. ‘’  Tae Jun telefonu kapattıktan sonra doğru bir kara verdiğine ikna olarak evden çıktı.

GELİNLİK KIZLAR FİLM MÜZİĞİ

Hae Min o bankta ağlarken yanına Jon Won gelmişti. Jon Won o yağmurda kız arkadaşını bekliyordu. Şemsiyesinin altından gelip geçeni kolaçan edip kızın gelip gelmediğine bakarken görmüştü Hae Min ‘i. Bizim okuldan değil mi bu kız . ağlıyor mu .  Jon Won hemen Hae Min ‘in yanına gidip oturdu. Hae Min gözlerini silerken onu fark etti okulun popüler çocuğu. Peki burada ne işi vardı. Kesin o sıska kız arkadaşını bekliyor salak dedi içinden . yanında ki Jon Won konuşmaya başlamasa belki Hae Min onun bir hayal olduğuna da ikna olabilirdi. Fakat yanındaki Hae Min ‘in ağlamaktan şişmiş kırmızı gözlerine bakıp  çok hoş bir ses tonuyla  konuşmaya başladı ’’ Bak ağlama demeyeceğim ki ben desem bile ağlayacaksın ama içindekileri iyice boşaltınca,  som damla göz yaşını da akıttıktan sonra kocaman bir gülümseme ile ayrılmalısın buradan. Çünkü  Ben seni hep öyle hatırlamak istiyorum. Kendi mutsuzluğun yüzünden benim anılarımda ağlayan gözleri şişmiş bir kız bırakamazsın tamam mı ? ‘’  dedi.

Hae Min ne diyor bu böyle diye düşünmekten ağlamayı kesmişti. ‘’Hı ‘’ diye bir ses çıkardı.

Jon Won ‘’hı ‘ değil ‘ Efendim’ dedi. İşe yaramıştı.  Belki saçma sapan sözler söylemişti ama kızın ağlaması durmuştu. Sonra elini kıza uzatıp ben Jon Won dedi. Seninle aynı okuldayız. Senin adın ne kırmızı gözlü şey.’

‘ Hae Min ben …ben de Hae Min ‘

‘ Neden ağlıyorsun Hae Min ‘

‘’Ben anlatmak istemiyorum’’

‘’Tamam belki bir gün anlatırsın.’’

‘’Bir gün mü ? ‘’

‘’ Evet artık dost olduğumuza göre seninle geçirecek çok zamanımız var meleğim.’’  Dedikten sonra Jon Won,  Hae  Min i şaşkın bir şekilde arkasında bırakıp somurta somurta onu çağıran kız arkadaşına doğru gitti. Giderken de ondan bu gün ayrılacağını biliyordu.

Hae Min ise bana neden meleğim dedi ki diye düşünüyordu. Aklındaki bütün düşünceler silinmiş yerini bu almıştı.

Bundan sonra Jon Won okulda , okul dışında her zaman Hae min ‘in yanında oldu.

Herkes Hae Min ‘in Jon Won ‘un meleği olduğunu biliyordu ama kimse neden bir melek olduğunu bilmiyordu Hae Min de buna dahildi.

***************************************************

Hae Min ile Jon Won yemek yiyorlardı. Hae Min birden aklına gelmiş gibi ‘’ Baksana neden bana meleğim diyorsun ‘ dedi. Yıllardır merak ettiği sorunun cevabını bu sefer almaya kararlıydı.

Jon won ‘ Bilmiyor musun ‘ dedi.

Tabi ki bilmiyordu nereden bilebilirdi ki. Hae Min ‘’ hayır bilmiyorum ‘ dedi.

Jon Won gülümsedi ‘ Çünkü sen benim koruyucu meleğimsin.’

‘’ Lisedeyken kütüphanede çalışmak zorunda öğrencilerden biride bendim. Haksızlığa dayanamayan bir kız . haksızlığa gelemem ben ne kendim için ne de başkası için diye korumuştu beni.’’

Hae Min şimdi hatırlıyordu. Unutulmuş  gitmiş o anının kahramanı Jon Won  muydu.  Hae Min o olduğunu bilmiyordu ki.

O gün kitapların yeniden arşivlenmesine karar verilmişti. Bu işi yapacakları kura yöntemiyle  belirlemeyi önermişti başkan. Kimse bu angarya işi yapmak istemiyordu. Cin gözün biri çıkıp Jon Won bu gün toplantıya geç kaldı madem öyle ceza olarak bu işi o yapsın dedi. Jon Won yoktu itiraz edemezdi herkes kabul etti bunu. Bir tek Hae Min bu fikri beğenmedi haksızlık bu diye bağırıp çağırmıştı. Kendini meydandaki politikacılar gibi hissedip koca bir nutuk atmıştı. Sonunda çocuklar sırf onu susturmak için kura yöntemine geri dönmüştü. Kura Hae Min in elinde patlamıştı. Şanslı öğrenci olarak bütün öğleden sonrayı bu işi tek başına yaparak geçirdi. Ya da o öyle sanmıştı ama bilmediği şey o nutuk atarken koşa koşa gelen Jon Won un nefes nefese kütüphane kapısından onu dinlediğiydi. Kız yorgunluktan uyuya kalınca gizli gizli yardım bile etmişti. Hae Min de uyanıp yaptıklarını görünce amma çalışkanmışım ne çok iş becermişim diye övünmüştü.

********************************************************

Gülen Gözler ve Neşeli Günler Film Müziği

Hae Min kafası karışık olduğunda hep yaptığı gibi’’  kadim ‘in yeri’ ‘’ ne gitti. Aylar önce fark etmişti burayı . Kaffeyi de o sakin havasını da sahiplerini de çok seviyordu. Ayrıca buraya geldiği her zaman sıkıntılarından kurtulup mutlu şekilde ayrılıyordu. Hem o durmadan didişen garsonlar hem de Sora ile Kadimin çekişmeleri keyfini yerine getiriyordu . Üstelik bu ikisinin bir birlerini nasıl sevdiklerini görünce onlara imrenerek bakıyordu . Sora onu görür görmez yine o gülümsemesiyle en sevdiği masaya götürdü.  Kadim de en sevdiği kahveyi hazırlamıştı bile.

Sora yanına gelip ‘’ Nerdesin kaçak uzun zamandır yoksun’’ diye sitem etti.

Hae Min ‘’  Kusura bakma . Ben çok yoğundum . Ayrıca bebek için tebrik ederim . Ne zaman geliyor misafir bakalım . sora daha sekiz  ay var  . Kadim ile bu konu da tartışıyoruz ‘’dedi.

Kadim hemen atıldı ‘’  Daha doğrusu o tartışıyor ben dinliyorum olacak’’ dedi.

Hae min gülümsedi Sora ise yüzünü buruşturdu. ‘’Kadimin dediğine göre hamilelik beni daha huysuz yapmış . Doğru değil bu’’ dedi alındığını gösterir ifadesiyle kocasına doğru bakıyordu.

Kadim ise karısını bu hallerinden hiç etkilenmeyerek .’’ Tabi canım hiç olur mu öyle şey ‘’ derken gel de bana sor diyordu içinden.

Kadim ‘’  Bak nerdeyse unutuyordum . Sano damadının bir resmini daha yollamış ‘’ dedi.

Sora  ‘’ Ne damadı ya . Benim kızım olacağı  ne belli belki erkek olur ‘’dedi.

Kadim’’  ben biliyorum o bir kız olacak,  onu küçük Kadime vereceğim . Sano ile dünür oluruz. ‘’

Sora hemen itiraz etti ‘’  Ben kızımı onlara vermem’’ dedi.

Kadim ise’’  Onlar da ya kızın Sora benzerse diye pek hevesli değil ‘’dedi.

Sora ‘’ Nedenmiş o .?’’

‘’ Neden olacak senin gibi çılgın birini kızı da sana benzerse küçük Kadimin de çekeceği var. ‘’

Sora yine ‘’ Belki erkek olur ‘’dedi.

Kadim ‘’  O zaman ona Dan’ in kızını alırız’’ dedi.

Sora ‘’ Olmaz Dian’ ın kızı da ona benzer yok istemem’’ dedi.

Kadim ‘’  Sende hiçbir şeyi beğenmiyorsun tatlım’’ diyince Sora kızarmış gibi yaparak masadan ayrıldı.

Hae Min,  Kadime dönerek ‘’Sen neden kız olsun istiyorsun’’ dedi.

Kadim ‘’Çünkü annesine benzesin istiyorum, onun gibi bir kızım olsun . Onun gibi saçları , gözleri olan , onun gibi bakan , onun gibi seven , öyle güzel bir şey olsun . ‘’

Hae Min nasıl oluyor da hala bu kadar aşık kalabiliyor diye düşünmeden edemedi.

Kadim ‘’  Anlat bakalım senin hayatın nasıl gidiyor .

Hae Min ‘’ Nasıl olsun . Aslında ben seninle dertleşmeye gelmiştim belki bir akıl verirsin . ‘’

Kadim ‘’ Tamam önce bir şeye cevap ver. Dışarıdaki tabela da ne yazıyor ?’’

Hae Min şaşırarak ‘’ Kadim’ in yeri ‘’ . Neden sordun ? ‘’

Kadim ‘’  Yok ben acaba yanına Güzin abla da yazdık mı diye merak ettim ‘’

. Hae Min ‘’ anlamadım  ‘’ dedi.

Kadim ‘’  Boş ver anlama,  nedense bu benim kaderim olmuş . Söyle senin derdin ne ?’’

Hae Min ben karasız kaldım dedi. Aşk konusunda yani kimi seçeceğimi bilmiyorum .

Kadim ‘’ aa bak buna çok iyi bir öğüdüm var .

Hae Min sevinçle ‘’  nedir o’’  dedi .

Kadim ‘’  her zaman işe yarar yüreğinin sesini dinle .

Hae Min  ‘’ dalga mı geçiyorsun ‘’ diye tersledi.

Kadim’’  Ne münasebet, tabi ki hayır , bak ben bu öğüdü kime verdiysem işe yaradı . dediğimi yap kesin işe yarar dedi ve gülerek işinin başına döndü .

Hae Min ‘’ Yüreğimin ne dediğini bilsem hiç böyle bocalar mıydım şapşal ‘’ dedi.

NOT: KADİM VE SORA , ADI BİLE YOK ADLI HİKAYEMDEKİ KARAKTERLERDİ . HAE MİN İLE KARŞILŞAMLARI DA SÜRRİZ YENİ BİR HAYAT ADLI ONE SHOTTA GERÇEKLEŞMİŞTİ.

SONBAHAR ESİNTİSİ 8. BÖLÜM

”AŞK DENKLEMİ ”

Aşk bir denklemdir. Doğru yer, doğru zaman, doğru insan. Biri olmadığında denklem içinden çıkılmaz bir hal alır. Peki sen bu denklemi çözebilir misin ?

Enrico Macias La Femme De Mon Ami- ( Arkadamışın aşkısın ) 

Jon Won , Hae Min’ i iş çıkışı yemeğe götürmüştü. Konuşacak o kadar çok şey vardı ki nereden başlasın bilemiyordu. Gece yarısına kadar sohbet ettiler. Hae min külkedisi gibi gece yarısı eve geldi. Ertesi gün hiç vakit kaybetmeden Hye Jin ‘e , Jon Won ile olan karşılaşmasını anlattı.  Bulutların üzerinde gibi hissediyordu. Çok mutluydu. Hye Jin onun böyle mutlu olmasına sevindi.

Ne zaman Jon Won ‘u hatırlasa iyi şeyler hissederdi. Jon Won bu dünyada Hae Min ‘i gözü kapalı teslim edeceği tek kişiydi. Bu yüzden Hae Min neşe dolu yanına gelip Jon Won ile çıktığını söylediğinde Hye Jin , Jon Won’ a karşı hissettiği aşkı kalbine gömmüştü. Çok bekledin Hye Jin belki çok önce söylemeliydin, Hae Min,  Jon Won ile karşılaşıp ona aşık olmadan çok önce söylemeliydin ama şimdi buna hakkın yok. Artık bu mutlu çifte bakıp pişmanlıkla kavrulacaksın. Seni seviyorum… seni çok uzun zamandır seviyorum Jon Won …

Hye Jin en yakın arkadaşının gülümseyen yüzünde mutluluğu inceledi,  göz bebeklerindeyse kendisini gördü yıkılmış , umutlarını bir deli rüzgara  bırakmış mutsuz Hye Jin’ i .İşte böyle vazgeçmişti ilk aşkından, sessiz başlayan aşkı yine sessiz sedasız, kimselerin haberi olmadan içine gömdüğü bir sırdı. Onların sevgili olduklarını duyduğundaki gibi bir acı hissetmemişti hiç. Hiç yanmamıştı böyle şimdi yeniden eski hatıralar canlandı gözünde. Çocukluğunun verdiği bir deli durumdu işte. Lise çağının avare kalbi şimdi böylesine yıkılmazdı hiçbir şey karşısında. Oysa o zaman ne kadar üzülmüştü. Hiçbir  zaman eskiye dönemem sanıyordu. Jon Won ‘u düşündü. İçi akıl almaz bir neşe ile doldu. Hae min için sevindi. Biliyordu bu kız ayrılırken ne çok üzülmüştü. Yine de kendini Jon Won’ u görmeye hazır hissetmiyordu. Bu yüzden Hae Min ‘in birlikte dışarı çıkma teklifini bir bahane bularak reddetti.

****************************************

Hye Jin o sabah hissettiklerini  daha önce yaşadığı hiç bir acıyla kıyaslayamazdı. En yakın arkadaşı karşısında hiç bir şey bilmeden mutlulukla gülümseyerek  Jon Won ile çıkıyorum demişti. Hye Jin  hem çok şaşırmıştı hem de çok üzülmüştü fakat bu masum kızın gözlerindeki mutluluğu görünce aynı zamanda onun için nasıl da içi rahatlamıştı. Ne kadar  saçmaydı aynı anda bu kadar duygu , bu kadar çelişki düz mantık Hye Jin için çok fazlaydı, kaldıramayacağı kadar fazla . Eğer biraz  daha durursa ağlamaya başlayacaktı. Bebekler gibi ağlayacaktı. Ama olmazdı o buna müsaade edemezdi. Hemen kaçmalıydı ama nasıl?  Oturup Hae Min’i dinledi. Hiç bir zaman tam olarak inanmadığı bu aşkı dinledi. Evet Hae Min bu çocuktan hoşlanıyordu ama Hye Jin,   Jon Won’ un da ondan hoşlandığına hiç bir zaman inanamamıştı. Yani onca zaman hep izlemişti . Asla öyle belli eden bir yanı yoktu.        Hae Min’ e özel davranıyordu ama bir türlü de onunla sevgili olmaya çalışmamıştı . Hye Jin sadece arkadaşlık duygusuna kendini ikna etmişti,  belki seven kalbinin ona oynadığı bir oyundu bu . Bir yalanın içinde yaşamıştı. Gerçi haksızlığa falan uğramamıştı. Kimse ona ümitte vermemişti ama yine de bunları bilmek içini rahatlatmıyordu. Canının böyle acımasına engel olmuyordu. Hae Min olması acısını iki kat artırıyordu. Nefes alamayacak gibi hissettiği halde koca bir gülümsemeyle Hae Min e destek oldu. Ama o gidince yapayalnız kaldığında gücünün tükendiğini hissetti. Artık takati kalmamıştı.  Yere çöktü,  hıçkırıklar içinde ağlıyordu. Bağıra bağıra daha önce hiç yapmadığı şekilde , kendine hakim olmayı bırakarak,  çılgıncasına ağlıyordu. Annesi kızının haykırışları ile bahçeye çıktı onu ilk defa böyle görmüştü . Kendini bildi bileli güçlü olan kızı,  bebekken bile nadiren ağlayan,  canı acıdığında bile gülümseyerek iyi olduğunu söyleyen kızı, şimdi hıçkırıklara boğulmuştu . Çok korktu kadın,  dehşete kapıldı . Onu böylesine acıtan şey neydi ki?  Gidip kızına sarıldı. Sanki onun yaralarını sarmak istiyormuş gibi. Sanki acısını ondan alıp kendi içine hapsetmek istiyormuş gibi daha sıkı sarıldı. Hye Jin annesini fark ettiğin de birden gülmeye başladı katıla katıla gülüyordu. Annesi onun bu sinir harbinin sebebini hiç bir zaman anlamadı . Kızı da zaten ertesi gün yine o buz dağları gibi dimdik ayaktaydı. Sanki hiç bir şey olmamış gibi. Öylesine güçlü duruşu,  boynu hep dik…

*****************************************************

Julio Iglesias – Ne T’en Va Pas Je T’aime- ( Gitme Seni Seviyorum )

Hae Min liseye başladığı yıl Jon Won üst  sınıftaydı. Hae min ‘in yaşam dolu hali, neşesi kendine bağlamıştı Jon Won’ u  sonra üniversitede ayrılmışlardı. Jon Won okulu bitirdiğinde yurt dışına gitmek zorunda kalmıştı. Ayrılmadan önce hüzünlü bir konuşma yapmışlardı. Jon won ilişkilerini bitmesini istemiyordu. Oysa Hae Min geleceğin belirsiz olduğunu söylüyordu. Belki kader bizi tekrar bir araya getir ne dersin demişti. Henüz bir yıldır sevgililerdi ama ayrılmak zorunda kalmışlardı. Jon Won gitmek istemiyordu bırak kalayım demişti ama bu inatçı kıza söz geçmiyordu. Gitmelisin demişti. Ve zorla göndermişti işte onu.

Jon won ‘’ Az uğraşmadım sana duygularımı açana kadar şimdi nasıl giderim demişti.’’

Hae Min gülmeye başlamıştı. ‘’ Sen mi açtın.  Yıllarca senin söylemeni bekledim ama sen bir türlü cesaret edemeyince ben sana çıkma teklif ettim hatırlasana.’’

Gerçekten de öyle olmuştu. Jon Won’ u beklemekten sıkılan Hae Min yanına gidip, çocuğu dumura uğratacak şekilde  seni seviyorum.  sevgilim olur musun demişti. Öyle çocukçaydı ki Jon Won hem çok şaşırmış hem de çok mutlu olmuştu.

sonra o yolcu etmeye geldiği gün Hae Min vardı.  Jon Won onun o içine işleyen halini hiç bir zaman silemediği aklından.  Belki sözleri çok mutluyum gitmen umurumda bile değil diyordu ama gözleri o neredeyse ağlayacak gözleri . Jon Won biliyordu ki o gözlerin içinde gururdan sıkı sıkıya tutulmuş damlalar vardı , düşmemek için direnen azimli damlalar . Jon Won  arkasını döner dönmez Hae Min ‘in ağlayacağını biliyordu, bu kız asla çok güçlü olmamıştı salya sümük ağlayacaktı işte ama Hae Min ‘in bilmediği ise kendisine hep dokunan ayrılıkların, ona hep yalnızlığını hatırlatan terk etmelerin, onda bıraktığı bu derim elem kadar Jon Won ‘u da etkilediği onun da biraz sonra ağlayacak olmasıydı.   Hae Min eve dönerken en yakın arkadaşına döndü ve ben artık kimseyi kaybetmek istemiyorum artık hiç kimseyi ve onun omuzlarında hıçkırıklara boğuldu . Hye Jin arkadaşını teselli ederken korkma ben hep yanındayım dedi bu kızı teselli etmeye daldığından kendi üzüntüsünü de unutuverdi.

*************************************

AMERICA POP (VUELA MARIPOSA)(ESTE ES EL)

Hae Min ile Tae Jun toplantıya gidiyordu. Tae Jun  kızı yanından ayırmaz olmuştu , toplantılara bile yanında sürüklüyordu. Şimdi de geç kalmamak için biraz hızlı sürüyordu. Hae Min ise ona yavaşlaması gerektiğini söylemekle meşguldü. Tartıştıklarından Tae Jun karşıdan gelen arabayı fark etmedi. Neredeyse çarpışıyorlardı. Tae Jun refleksle Hae Min ‘i korumak için onun üzerine kapaklandı.

Hae Min gözlerini bir hastane odasında açtığında dumur olmuştu. Kolu sargıdaydı. Kolunun acısı ile irkildi. Olanları hatırlayınca telaşlandı hemen Tae Jun’u sordu. Tae Jun nerde, o nasıl , ona bir şey mi oldu diye yaygara koparıyor hemşirelerin vereceği cevaplar için zaman vermeden bir diğer soruya geçiyordu. İyice paniklemişti. Tae Jun’ a kötü bir şey olduğunu düşünüyordu. Çünkü hatırladığı son şey onu korumak için üzerine kapaklanan Tae Jun’du. Onun için kendini riske atmıştı. Hemşireler onu rahatlatmak için Tae Jun ‘u çağırdıklarında Hae Min adamın bir şeyi olmadığını gördü. Burnu bile kanamamıştı. Tae Jun ‘un arabasına yaklaşmadan diğer araba durmuştu. Fakat o panikle Tae Jun kızın kolunu incitmişti.

Bunu öğrenen Hae Min çılgına döndü.” Ne yani senin bir şeyin yok. benim ise kolum ne halde ”

Tae Jun ” Böyle olmasını istemezdim . Hem seni korumaya çalışıyordum . Biraz takdir etsen.”

Hae Min ” Takdir etmek mi ? Aman Allah aşkına beni bir daha kurtarma bu sefer de öldürürsün falan.”

Tae Jun ” Amma yaygaracısın. Duyanda önemli bir şey oldu sanır. Alt tarafı bir incinme.”

Hae Min ” Bir incinmeymiş. Bu benim sağ kolum. Kolum böyleyken işlerimi nasıl yapacağım”

Tae Jun ” Ne tatlı canın varmış. Merak etme sakat falan kalmadın. İyileşene kadar sana bakarım . Oldu mu ? Mutlu musun ?

Hae Min ”Evet mutluyum. İyileşene kadar etrafımda olacaksın. Kölem gibi ne istersem yapacaksın. Yoksa seni affetmem. Seni dava ederim. Hem vicdan azabında da kavrulursun.’’

Tae Jun ”O zaman vicdanımı rahatlatmak hiç kolay olmayacak desene” dedi gülümseyerek.

Hae Min endişelenmesin diye Hye Jin ‘e haber vermedi. Hastane çıkışı Tae Jun onu eve getirdi. Yorgun olduğunu söyleyen kızı yatağına yatıran Tae Jun gitmek için kapıya yöneldi.

Hae Min ” Hey sen nereye gidiyorsun ? Bana verdiğin sözü unuttun mu ? Yoksa cayıyor musun ?”

Tae Jun ” Ben sözümden dönmem  ama sen buraya ilk geldiğimde ne demiştin. Bir genç kız yalnızken evine yabancı bir erkeği almamalıdır. Ne oldu fikrin mi değişti?

Hae Min ” Hayır değişmedi . Ama sen yabancı sayılmazsın bu kural sana işlemez.”

Tae Jun pis bir sırıtışla ”Hımm yabancı değil miyim ? Kimim o zaman ?”

Hae Min ” Müstakbel kocamın kuzenisin . Unuttun mu planımız işe yarayınca akraba olacağız.’’

Tae Jun üzgün bir ifade ve kırgın bir ses tonuyla ”Haklısın akraba olacağız dedi. Ardından sahte bir gülücükle dile benden ne dilersen sahip dedi.’’

Hae Min  bu soruyu bekliyormuş gibi ” Yemek istiyorum ‘dedi. Çok acıktım hem o hastane yemekleri berbattı. Güzel bir yemek istiyorum.”

Tae Jun ” Ne sipariş etmemi istersin ”

Hae Min ” Ne siparişi . Yemeği sen yapacaksın. Ben hastaneden yeni çıktım ev yemeği yemem lazım. Bana yemek yap.”

Tae Jun ” Hiç bir şeyi kolaylaştırmaya niyetin yok değil mi ? Peki dediğin gibi olsun” diyerek mutfağa gitti. Hae Min de peşinden gitti.

Tae Jun arkasında Hae Min ‘i görünce ” Senin yatıp dinlenmen gerekmiyor mu ?”

Hae Min ” Seni izleyeceğim. Beni zehirlemeyeceğin ne malum. Hem hemen kabul ettin belki intikam olsun diye içine bir avuç tuz koyacaksın”

Tae Jun ” Hemen komplo teorileri kurdun fazla film izliyorsun değil mi ?” Madem izle ve gör ama izlerken hayran kalırsan karışmam.

Hae Min ” Ne kadar kendini beğenmişsin. Sanki hayatında yemek yaptın da ”

Tae Jun ”Tencereler nerde ”

Hae Min dolapları açar bir türlü bulamaz.

Tae Jun ”Sen burada yaşamıyor musun ? Nasıl olurda yerini bilmezsin”

Hae Min ” Ben yemek yapmayı hiç sevmiyorum”

Tae Jun dolaplara bakar her şey vardır. Üstelik yerli yerinde bir düzen içinde.

Tae Jun ” Peki bunlar ne . Hem nasıl oluyor da bu mutfak böyle düzenli”

Hae Min ” Ha o mu Hye Jin benim için alış veriş yapar, zorla temizlik yaptırır . Evi düzenli tutmazsam çılgına döner.”

Tae Jun ‘’ Bu çok güzel işte ”dedi sıcak bir gülümsemeyle.

Hae Min şaşırmıştı. Ne kadar içtendi gülümsemesi.

Hae Min ” Nesi güzel deliriyor diyorum sana”

Tae Jun ” Güzel olan birinin sana bakması. Sana dikkat etmesi. Senin için endişelenen birinin olduğunu bilmek içimi rahatlatıyor.”

Hae Min bu ne demekti şimdi diye düşündü.

Tae Jun ” Neyse çok konuşma da işimi yapayım.” dedi

Hae Min sessizce Tae Jun ‘u izledi. Bir profesyonel gibi yemek yapıyordu. Ona hayran hayran bakıyordu. Baya tecrübeli olmalıydı.

Hae Min ” Nasıl oluyor da yemek yapmayı biliyorsun”

Tae Jun ” Yurt dışında okuduğumu söylemiştim . Orada yaşarken kendi yemeklerimi yapıyordum.”

Hae Min afalladı ” Ne yani yemekleri sen mi yapıyordun”

Tae Jun ” Niye bu kadar şaşırdın. Kimin yapmasını bekliyordun”

Hae Min ” Senin çok paran olduğunu malikanede yaşadığını aşçılarının , hizmetçilerinin olduğunu düşünmüştüm.”

Tae Jun gülmeye başladı .” Sen var ya gerçekten çok dizi izliyorsun. Zamanını yararlı şeylere harcasan .Mesela yemek yapmayı öğrensen. Sana kim yemek yapacak.”

Hae Min ” Ben yemek yapmayı sevmiyorum. Hazır şeyler yerim.” dedi umursuzca

Tae Jun ” Peki evlenince kocana kim yapacak ”

Hae Min ” Kuzenin zengin değil mi. Bir aşçı tutsun.”

Tae Jun ‘un yüzü düştü , bütün keyfi kaçtı. ” Haklısın zengin ama ben olsaydım senin pişirmeni tercih ederdim. Sevdiğinin yaptığı yemeğin tadı bir başka olur.”

Hae Min ” Woww ne kadar romantikmişsin sen .”

Tae Jun ” Dalga geçme . Hazır şeyler de yeme. Ben senin için ne zaman istersen pişiririm.”

Hae Min ‘in yanakları kızarmıştı. Benim dinlenmem lazım deyip mutfaktan kaçmıştı. Tae Jun da yüzünde belli belirsiz bir gülümseme arkasından baktı.

Tae Jun elinde çok güzel bir tepsi ile Hae Min ‘in yanına gitti. Hae Min yemeklere bayıldı. Gülümseme ile hepsini yedi.

Tae Jun ” Yavaş boğulacaksın. Çok iştahlısın maşallah”

Hae Min ” Çok güzel yapmışsın yemesem yazık olur.”

Tae Jun ” Aferin takdir etmeyi de öğrenmişsin.”

Hae Min ” İstediğin kadar konuş bu güzel yemekten sonra hiç bir şey asabımı bozamaz.”

Tae Jun tepsiyi mutfağa bırakıp döndükten sonra Hae Min’i uyurken buldu. Vakit iyice geç olmuştu. Nasıl olmuştu da zamanın farkına varmamıştı.

Hae Min ‘in telefonu çaldı.  Arayan Jon Won ‘du . Hae Min onu bir tanem Jon Won diye kaydetmişti.  Tae jun’un içini kıskançlık sardı. Tae Jun kız uyanmasın diye telefonun sesini kıstı. Sonra rehbere baktı kendi numarasını nasıl kaydetmişti acaba ? Sonra numarasını  gördü. Hae Min onu gulyabani diye kaydetmişti. Tae Jun gülümsedi. Hae Min ‘in yatağının ucuna geldi. Kulağına eğildi ve ” Çok özrü dilerim. Sana bir şey olacak diye çok korktum. Lütfen benim için bir gulyabaniye dönüşme.” dedi

Tae Jun evden çıktı. Kapının kapanmasıyla Hae Min gözlerini açtı . Yatakta doğrulup , oturdu.

” Gulyabaniye dönüşme mi ? Ne demek istedi ki şimdi bu ?”

****************************

Jon Won ülkeye döndükten sonraki iki aydır  yaptığı gibi akşam yine arabasını aynı semte sürdü. Yine her zaman olduğu gibi cesareti bir kaç sokak kala onu terk etti.  Sokaklardan birini köşesine park etmiş şekilde  kendini ikna etmeye , cesaret toplamaya çalıştı.

‘’ Belki ‘’ dedi  ‘’ Belki de yalnızdır, belki de beni hiç unutmamıştır. Ona olan sevgim ne kadar zaman geçerse geçsin bitmedi . Belki onun ki de bitmemiştir.’’

Ama sonra Hae Min’ in konuşmasını hatırladı.

Ben burada olmayan birine kendimi bağlamak istemiyorum. Çok üzgünüm ama neler olacağını bilemem. Belki yeniden aşık olurum. Sana bu sözü veremem. Burada bitsin. ‘’

Bunlar onu sözleri değil miydi?  Şimdi gidip Hae Min i başka bir adamla görmek vardı .  Buna cesaret edemem.  Hayır onu başkasıyla görmeye dayanamam.

O boş sokaklara bakarken sanki Hae Min i görüyormuş gibi içini döktü.

Ben seni hiç unutmadım . Hiç bir zaman . Kaç defa elim telefona gitti . Sana kaç defa gönderemedim mailler attım . Kaç tane mektubu yaktım biliyor musun . Ne çok şey yazdım . Neler anlattım yanımda değilken,  yaşadıklarımı ben her gece resmine fısıldadım .

Ben seni hiç unutmadım.  Her kahve içişimde , her yağmur yağdığında , her papatya gördüğümde , sevdiğin yemekleri yediğimde , sevdiğin kokuyu duyduğumda , en sevdiğin şarkıda,  ben seni sensiz de yaşadım . Ben hiç unutmadım. Hayır hiç bir şeyi .  Ne beni sevdiğini söylediğin zamanı , ne ilk buluşmamızı , ne son buluşmamızı,  ben sana dair seninle geçen hiç bir anıyı unutmadım.

Ne ilkleri ne de sonları ben seni hiç unutmadım.

Sonra arabasını yine yaptığı gibi evine doğru sürdü. Belki bir gün cesaret ederde seni görürüm meleğim . Belki bir gün sende benden vazgeçmemişsen bizim yeni anılarımız olur .

Belki bir gün hala …

 

NOTLAR :  BEN HİÇ BİR ŞEYİ UNUTMADIM ADLI ŞARKININ TÜRKÇE SÖZLERİ MEVCUTTU VİDEO DA ŞARKILARI HEP DURUMLARA UYGUN SEÇMEYE ÇALIŞTIM UMARIM KEYİF ALIRSINIZ.

SONBAHAR ESİNTİSİ 7.BÖLÜM

george moustaki

” HOŞ GELDİN ”

Pazar gününden bir kaç gün önceydi. Young  Jae bir restoranda oturmuş eski bir arkadaşıyla yemek yiyordu. Yüksek sesle tartışan bir çift dikkatini çekmişti. Sesin geldiği yöne doğru bakınca Tae Jun ile Hae Min ‘i hararetli bir tartışmanın ortasında gördü. Tae  Jun o kadar dalmıştı ki tartışmaya  Young  Jae ‘yi görmedi bile.

Arkadaşı Young  Jae ‘nin baktığı yöne baktı ” aaa o Tae  Jun değil mi ? diye sordu.

Young  Jae ‘ ‘ Evet o ” dedi  umurunda olmadığını belli eden bir bakışla.

Sonra konu Tae  Jun ‘un üzerinden devam etti.  Arkadaşı Young  Jae ‘ye dönüp ‘’O adam hayranım, çok zeki biri ‘’dedi.

Young  Jae ”  Hımm zeki, çok zeki , o kadar zeki ki daha aşık olduğunun bile farkına varamayacak bir kalas dedi ” alay edercesine bir sırıtışla.

Arkadaş, Young Jae ‘nin söylediklerinden sonra  ikna olmamıştı ” Aşık mı?  Ne aşkı?  Tae Jun ‘dan bahsediyoruz . O öyle biri değil ” dedi.

Young Jae haklı olduğunu ispat etmek istedi. ‘’ İnan bana o fena halde aşık ama anlaması için biraz yardıma ihtiyacı var  ve ben ona yardım edeceğim ‘’  diyen Young  Jae filmlerdeki kötü kahkahaların sahibi meşhur cadılar gibi görünüyordu.

Pazartesi sabahı Hae Min ‘e bir demet kırmızı gül gelmişti. Masadaki güller hemen dikkat çekiyordu. Üzerinde Young  Jae ‘den gelen bir not vardı.  Geçen gece söylediğim şeyi unutmadın değil mi ?  Tae  Jun notu okurken Hae Min içeri girdi.

Hae Min ‘i görmezlikten gelen Tae  Jun notu masaya fırlatıp odasına geçti. Ne söylemiş olabilir ki diye düşünmeden edemedi. Tae Jun ‘un dalgınlığı yüzünden toplantıları kötü geçmişti.

Çok geçmeden işler değişmeye başlamıştı. Hae Min artık daha çok sorumluluk alan  biri haline geldi. Tae  Jun onun için her şeyi daha kolay hale getiriyor, her detay ile ilgileniyor, o fark etmeden her şeyi düzeltiyordu.  Hae Min artık  iş yerinde çok daha iyi vakit geçirmeye başlamıştı. İşe başladığından beri geçirdiği en iyi hafta buydu. Hae Min , Tae  Jun ‘un onun için yaptıklarının farkında değildi belki ama onun son zamanlarda çok dalgın olduğunu gözden kaçırmamıştı.

Young  Jae de şirkete sık sık uğrar olmuştu. Her defasında Hae Min ‘in yanına gitmeyi de ihmal etmiyordu. O gün Young Jae , Hae Min  i öğle yemeğine çıkarmıştı.

Hae Min bu ani ilginin nedenini merak ediyordu. Bu adamın neden bu kadar sık ona uğradığını merak etmemek elde değildi. Sonunda dayanmayıp sordu.

” Benden ne istiyorsun ”

Young  Jae ” Ne mi istiyorum?’’

Hae Min ‘’ Evet ne istiyorsun yani neden devamlı benim etrafımdasın? ‘’

Young Jae  ‘’Bilmem sadece iyi bir arkadaşsın, seninle iyi vakit geçiriyorum, iyi bir dostsun işte.’’

Hae Min  pek ikna olmamıştı  ‘’ Hepsi bu mu ? ”

Young  Jae ” Tam olarak değil galiba. Bir de senden bir iyilik isteyeceğim .”

Hae Min’’  aha!!!  Tamam işte biliyordum’’ dedi içinden . Yoksa Tae Jun’ a karşı casusluk yapmasını falan mı isteyecekti. Belki şirketi ele geçirmek gibi hain planları vardı.

Young  Jae   kızın beynindeki sorulardan habersiz anlatmaya devam etti. ” Belki birinin burnunu sürtmeme  yardım edersin. Bende sana yardım ederim. Sonra sen bana bir yardım da daha  bulunursun ve güzel bir kız arkadaşınla tanıştırırsın. Ne dersin ?’’ dedi alay eden bir sırıtışla.

Hae Min ” Nasıl bir yardım’’ dedi  cingöz bir tavırla.

Young  Jae ”  Belki patronunu elde etmene yardım ederim ” dediğinde   Hae Min yine mi diye düşündü. Neden bunlar hep beni başıma geliyor ki?

Hae Min ” Saçmalama o benden hoşlanmaz. Hem sana anlattım seni ayartmamı söylediğinde bunun bir mucize olacağını söyledi.’’ Bunları söylerken Tae Jun aklına geldi yüzü ekşidi, bütün neşesi kayboldu.

Young  Jae ” Ben yardım edersem olur” dedi. ‘’Hem unutma ava giden avlanır. O eni avlamaya çalıştı. Şimdi  sıra  onda. Ne yani ona söylediği sözleri yedirmek istemez misin? ‘’

Hae Min ” Hayır istemiyorum diye parladı. Neden hep beni kullanmak istiyorsunuz. İkiniz de küçük çocuklar gibisiniz. Ben sizin oyuncağınız değilim. Tamam mı.  Benimde bir insan olduğumu unutuyorsunuz. Benim duygularım yok mu? Derken hem sinirli hem de üzgündü.

Anlaşılan Hae Min çok kızmıştı. Young   Jae  konunun üstüne fazla gitmek istemedi. Hae Min ‘in gönlünü aldı. O tatlı dili ile verdiği sözler ve özür kelimeleri Hae Min’in gönlünü almaya yetmişti. İkisi fazla iyi anlaşıyordu. Hae Min artık Tae  Jun ‘a  ikisinin buluşmaları ile ilgili bilgi vermeyi kesmişti. Tae  Jun için bu durumun tek bir nedeni olabilirdi o da işin ciddiye binmesiydi.  Belli ki bu yüzden anlatmayı kesti diye düşünüyordu.

“Puerto Montt” – Los Iracundos

Hae Min ‘in işi başından aşkındı. Küçük bir mola için bir kahve alıp terasa çıktı. Şirketten diğer insanlarda burada şirket dedikodusu yapıyordu. Hae Min için bu konuşmalar ilginçti. Bilmediği ve çoğunun uydurma olduğu bir sürü tuhaf bilgi ediniyordu. Şimdi de yanına gittiği grup patronu hakkında konuşuyordu. Geçen gün onu ziyarete gelen kadının eski sevgilisi olduğundan, ona deli gibi aşık olduğundan, ne kadar şık ve zarif olduğunda bahsedip durdular. Hae Min patronu ile ilgili hiçbir şeyi merak etmiyordu. Dedikoduları dinlemeye dayanamayıp  içinde neden böyle garip bir his duyduğunu anlamadan orayı terk etti.

Rakip şirket yurt dışında güçlü olmak için ortaklık teklif etmişti. Birlikte çalışacakları bir proje için görevlendirdikleri bir temsilciyi Tae Jun’ a yollamışlardı. Joo won  takım elbisesinin içinde çok saygın ve yakışıklı görünüyordu. Evrak çantasını almış, son derece ciddi bir şekilde asansörlere doğru yürürken aklında projenin detayları vardı. Tae jun ‘u ikna etmesi çok önemliydi.

Tae Jun , Hae Min ‘in masasına bir kaç evrak bıraktı. Hae Min ‘e emir yağdırmakla meşguldü. Jon Won asansörden indiğinde hemen karşısında Hae Min ‘in masasını gördü ama kızın önünde bir adam dikilmiş , aralıksız konuşuyordu. Tae Jun , Jon Won ‘u fark etmedi bile. Hae Min ise Tae Jun ‘un yüzünden sıkılmış bir şekilde kafasını çevirdiğinde karşısında Jon Won ‘u buldu.  Kızın yüzünü koca bir gülümseme kapladı hemen atılıp Jon Won ‘a sarıldı. İkili uzun süre ayrılmayınca Tae Jun öksürük krizi geçirmek zorunda kaldı.

Hae Min hala Tae Jun ‘un varlığını reddediyordu. Gözlerini yakışıklı adamdan ayırmadan heyecanlı ve sevinçle konuşmaya başladı.  ‘’ İnanamıyorum sen karşımdasın. Ne zaman döndün ? Ne kadar kalacaksın. Burada ne işin var. Dur beni nasıl bulun?’’

Jon won ile konuşurken nasıl şen şakrak bana gelince suratsızın teki dedi Tae Jun içinden.

Jon won ise baktı soruların ardı arkası kesilmiyor. Parmağını Hae Min’in dudaklarının üzerine koydu. ‘’ Sakin ol meleğim , yine nefes almayı unuttun ‘’ dedi gülümsemesiyle.

Hae Min hala heyecanlı bir şekilde elini Jon Won ‘un omzuna vurup ‘’ Aman sende’’  dedi .

Jon won da çok şaşkındı karşısından görmeyi en çok istediği ama aynı zamanda görmeyi en son umduğu kişiyi görmüştü. Kalbi bir kuş gibi çırpınıyordu. Yine o okullu çocuk oldu. Sanki yıllar hiç geçmemişti. Sanki bütün bir zaman, dünya her şey, onunla son görüştüğü anda durmuştu. Orada takılı kalmıştı işte. Şimdi yeniden devam ediyordu.  Zamanın bütün izlerini şu güzel kız silmişti yine. Beni çocuklaştıran sendin dedi içinden.

Tae Jun ikisinin burnunun dibine gelip bir adama bir kıza baktı. ‘’ Çay kahve de ister misiniz ‘’ diye sordu sinirli bir şekilde.

Jon Won bir açıklama yapması gerektiğini düşündü. Aslında Tae Jun ‘un delici bakışları yüzünden buna mecbur hissetti.  Elini uzatıp ‘’ Merhaba ben Jon Won, Song şirketi adına buradayım, Song şirketi için pazarlama bölümü yöneticisi olarak çalışıyorum. Sizinle bir randevumuz vardı.’’ Dedi gayet ağırbaşlı bir tavırla konuşuyordu.

Tae Jun adamın  elini sıkıp ‘’ Öyleyse toplantıya geçelim, zaten yeteri kadar bekledim’’ dedi.

Hae Min dudaklarını bükmüştü. Sormak istediği bir sürü şey vardı.

Jon Won ‘’ Kusura bakmayın’’  dedi. Hae Min’i görünce çok şaşırdım,  hiç beklemiyordum.’’  Sonra Hae Min’ in yanağına bir öpücük kondurarak  ‘’ Çıkışta görüşürüz meleğim ‘’ dedi.

Hae min yine de somurtmaya devam etti. Bu sefer Jon Won kızın kulağına doğru eğilerek ‘’ Korkma seninle geçirecek daha çok zamanımız var’’  diyerek Tae Jun’ un peşinden gitti.

Evrakları masaya dökmeye başlayınca Jon Won çok ciddi bir hal aldı. Bu işi ne olursa olsun almalıydı. Uzun ve zorlu bir toplantıdan sonra Jon Won çantasını alıp çıkmak üzereydi. Tae Jun onu durdurarak.’’ Kusura bakmasanız özel bir şey sorabilir miyim ‘’ dedi. Çok merak ediyordu ama bunu belli etmek de istemiyordu.

Jon won ‘’Tabi’’ dedi.

Tae Jun :’’  Hae Min onunla nereden tanışıyorsunuz?  Yani asistanımın rakip şirketle ne işi olabilir ki ?’’

Jon Won bunun iş kaygısıyla sorulan bir soru olduğuna inanıp ‘’ Biz okul arkadaşıydık ‘’ dedi içiniz rahat olsun  Der gibi ‘’ Bir sürede sevgiliydik’’ dedi.

Jon Won gittikten sonra Tae Jun kendini sinirle koltuğuna bıraktı Sevgili mi ? Artık daha çok uyuz olmuştu. Eski sevgililer bu kadar samimi olur mu ya?  Birbirlerini gördüklerinden nasıl sevindiler. Ben benimkilerden hep kanlı bıçaklı ayrıldım. Eski sevgili adı üstünde eski. Yürümemiş ayrılmışsın. Nedir bu samimiyet diye geçirdi içinden. Sonra hem Young Jae ne olacak dedi. Bu kız hiç de düşündüğüm gibi çıkmadı. Baksana kaç kişiyi idare ediyorsun Hae Min dedi. Bizim  bir anlaşmamız vardı, sözünde dursan olmaz mıydı. Tae Jun kendini sadece Young Jae meselesi yüzünden kötü hissettiğine inandırmak için çok çaba harcadı.

SONBAHAR ESİNTİSİ 6.BÖLÜM

GULYABANİ KİM ?

A Man Without Love – Engelbert Humperdinck

Hae Min Arka tarafa doğru yürüyordu. Üç adam tarafından sarılmış Lee Young Jae ‘yi gördü. Adamlarla kavga ediyordu. Hae Min’ in şaşkınlıktan ağzı açık kaldı. Lee Young Jae onlarla dövüşüyordu ve adamlar sayıca üstün olmasına rağmen dayak yiyorlardı.

Lee Young Jae’ nin bu kadar iyi dövüşmesini sebebi çocukluğundan beri merak sardığı savunma sanatıydı. Fakat Hae Min’ in sesini duyunca dikkatini ona verdi,  arkasını döner dönmezde darbe almaya başladı. Diğer adamlar da bağıran kızı fark ettiler ve Lee Young Jae’nin tek bir çaresi kalmıştı o da hemen kaçmak.

Kızı tanıdığını anlayan adamlar Hae Min’in peşine düşünce Lee Young Jae de hemen Hae Min’in koluna yapıştı ve onu sürükleyerek arabaya bindirdi. Hızla oradan kaçmayı başarmışlardı. Hae Min nefes alışlarının normale dönmesinden sonra ‘’Kimdi o adamlar ? Neden sana saldırdılar ?’’ diye sordu.

Young Jae :  Boş ver onları. Sen benim evimde ne yapıyordun ?

Hae Min : Sana evrak getirdim değerli bay mükemmelimiz Tae Ju’ a göre bunları imzalaman gerekiyormuş ama bence sırf bana eziyet olsun diye verdi bu işi.

Young Jae elinde olmadan gülümsedi .

‘’Sırf sana eziyet olsun diye böyle şeyler mi uyduruyor?  İşte bu çok güzel.’’

Hae Min : Nesi güzel bana işkence etmesi hoşuna mı gidiyor?

Young  Jae : Haksız sayılmaz bana davranışlarını unutmadım.

Hae Min pişman olmuştu . Ses tonu az önceki gibi kızgın değildi artık üzgündü.

‘’Ben özrü dilerim . Öyle olsun istemedim ‘’ dedi kısık bir sesle.

Young  Jae : Tamam neyse seni affederim ama bir şartla. Bir gününü bana ayıracaksın.

Hae Min : Bir gün mü ? diyerek tekrarlarken şart kelimesini duyduğunda yaşadığı şoktan pörtlemiş gözleri yuvalarına geri döndü.

Young  Jae : Evet , yarın… yarın cumartesi . Cumartesi çalışmıyorsun değil mi ?

Hae Min : Hayır çalışmıyorum .

Young  Jae : İyi o zaman anlaştık . Şimdi in .  İşim var. Yarın görüşürüz.

Hae Min ne olduğunu anlamadan arabadan kapı dışarı edilmişti.

*************************************

Cumartesi sabahı Hae Min ‘in telefonu çaldı.

Hae Min : Alooooo!!!!

Young Jae : Hadisene dışarda bekliyorum geç kalma. Bekletilmeyi hiç sevmem.

Hae Min : Dışarda mı ? Sen kimsin be ? Hem neden bekliyorsun ?

Young  Jae : Cama çık ve gör .

Hae Min uyku sersemi ağzına geleni sayarken camdan dışarı baktı.  Unuttukları bir bir aklına gelirken o hazırlanmaya başlamıştı bile. Yolda Lee Tae Jun ‘a mesaj çekmeyi de unutmamıştı. ‘’Young  Jae ile buluştum.’’ Sadece bu kadar yazmıştı. Mesajı alır almaz Tae  Jun sabırsızlanmaya başladı. Bütün günü merak içinde geçirdi. Televizyon izleyemedi, gazete okuyamadı, hiç bir şeye konsantre olamadan , hiç bir şeye aklını veremeden volta atıp durdu.

Hae Min’ in günü ise oldukça eğlenceli geçti. Önce enfes bir kahvaltı yaptılar. Hae Min bu adamın yanında duyduğu rahatlığa hayret etti. Bowling oynadılar, sinemaya gittiler, akşam yemeğinden sonra dansa bile gittiler. Hae Min normalde bunu bir buluşma olarak adlandırırdı ama bu sefer yapamıyordu sanki bir şeyler farklı  gibiydi. Kötü vakit geçirmemişti aksine çok eğlenmişti ama sorsalar sebebini bilmediği, adını koyamadığı bir his vardı işte.  Young  Jae için ise bu gün harikaydı. Hem birlikte zaman geçirebileceği birini bulmuş yalnız kalmamıştı hem de diğerleri gibi onu sıkmayan biriydi Hae Min .

Christophe Rippert – La vie sans toi

Gece yarısı eve döndüğünde Hae Min kapıda Tae Jun ‘u gördü.

Tae Jun : ‘’ Neredesin sen ?  Bu saatte eve dönülür mü ?’’  diye sinirle konuşurken hiç bir şey anlamayan Hae Min : ‘’Ne var saatte hem külkedisi bile gece yarısı dönüyor ‘’dedi. ‘’Hem neden buradasın. Çok mu bekledin? ‘’

Tae Jun : ‘’ Hayır beklemedim.  Plan işe yarıyor mu diye merak ettim durum değerlendirmesi için geldim.’’ Dedi.

Hae Min :’’ O zaman iyi gidiyor bunu bil yeter ‘’ dedi.

Tae Jun : ‘’Hey böyle kesemezsin bütün detayları istiyorum’’ diye arkasında bağırırken Hae Min merdivenleri çıkmaya çalışıyordu. Hae Min kurtulamayacağını anlayınca merdivene oturdu.

Hae Min : ‘’Tamam tamam’’ dedi ve bütün detayları anlattı. O anlatırken yüzü ışıldıyordu. Belli ki çok eğlenmişti. O anlattıkça Tae  Jun sinirlendi.

Tae  Jun : ‘’Çok çocukça . Ne yani bunları yaparak mı kızları tavlıyormuş. Desene kızlar çok saf . Bu kadar şeye tav oluyorlar.’’ Dedi gıcık olmuştu.

Hae Min sinirlenmişti. ‘’ Sen ne anlarsın . O çok romantik biri işte kızlar buna tav oluyor.  Hadi git şimdi, uyumak istiyorum. Çok yoruldum.’’ Dedi ve sinirle evine girdi.

Tae  Jun evine vardığında neden sinirli olduğunu bile bilmiyordu. Kendini odasına attığında  Young  Jae içeri girdi.

Young Jae :’’ Neden geç kaldın seni bekliyordum.’’ Dedi.

Tae  Jun :’’ Neden kendi evinde değilsin ve beni bekliyorsun ?’’

Young  Jae o alaycı gülüşünü takınarak .’’ Oraya gidemem ‘’dedi. ‘’Orayı beğenen bazı adamlar var. Hem sana teşekkür etmek istedim . O güzel asistanınla birlikteydim bu gün. Çok eğlendim. O kız çok özel biri.’’

Tae Jun :’’  Ne güzel yeni bir oyuncak bulmuşsun bunu söylemeye mi geldin? ‘’

Young   Jae : ‘’Hayır o bir oyuncak değil. Onun için düşündüklerim bundan çok farklı . Neyse zamanı gelince anlatırım.’’  Dedi umursamaz bir tavırla.

Tae Jun : ‘’Ne anlatacaksan şimdi anlat.’’ Dedi sabırsızca.

Young   Jae :’’ Olmaz . Şimdi zamanı değil. Ben yatıyorum . Sana iyi geceler.’’ Diyerek çıktı.

Tae  Jun sabah kadar uyuyamadı.  Young  Jae ise derin bir uyku çekti.

Sabah Tae  Jun bir mesaj daha aldı. ‘’Bu akşam Young  Jae ile yemeğe çıkıyorum.’’

Akşam Tae  Jun yine  Hae Min ‘i bekliyordu. Young  Jae ile Hae Min köşeyi döndü. Onları yürürken gördüğünde Tae Jun bir tek Hae Min’e bakıyordu. Onun yüzünden, ifadesinden bir ipucu yakalamak ister gibiydi. Belki de bu yüzden Young Jae’nin onu gördüğünü anlamadı. Younga Jae,  Hae Min’ in elini tuttu sonra yanağına bir öpücük kondurdu.’’ Tekrar görüşelim’’ dedi ve kulağına bir şey fısıldayıp gitti. Young   Jae’ nin kıza fısıldadığı şey Hae Min ‘i şaşkına çevirdi.

Tae  Jun arabasının içinde Hae Min’e bakarken konuşmaya başladı.

‘’ Şimdi de sen bir gulyabani oldun.’’  Tae Jun elini kalbine götürüp durmasını diledi.

Cahit Berkay -Selvi Boylum Al Yazmalım

Young  Jae , Hae Min ‘i bıraktıktan sonra yürüyerek arabasını park ettiği sokağa döndü. Köşeyi dönüp arabasına binecekken, elinde torbalar hızlı hızlı yürüyen  Hye  Jin ‘i  gördü. Hye  Jin bir taraftan bu ağır torbaları tutmaya çalışıyor diğer taraftan nerdeyse kopacak olan tokası düşmesin diye uğraşıyordu. Çabası boşuna gitti toka sesiz sokakta yankılanarak yere düştü.  Saçları rüzgarda uçuşmaya başladı. Soğuk bir gece değildi belki ama rüzgarlıydı. Lee Young  Jae de  rüzgar gibi fırlayıp tokayı yerden aldı ve ani çeviklikle Hye  Jin ‘e uzattı. Tokasını almak isteyen kız uğraştıysa da ellerinin çok dolu olması yüzünden başarılı olamadı. Young  Jae torbaları kızın elinden alıp tokayı vermeyi düşündü ama hızlı bir karasızlıktan sonra vazgeçti. ‘’Pardon ‘’ diyerek tokayı Hye  Jin ‘in saçına taktı. Hye Jin bir yabancının saçlarına dokunmasından dolayı sersemlemişti. Hemen uzaklaşmak için ellerindekilere yüklendi. Young  Jae , Hye  Jin ‘in önüne geçerek torbaları işaret ettiği gözlerini kızın yüzüne sabitleyip’’ Nereye gidecek bunlar’’ diye sordu.

Hye  Jin burnunu havaya kaldırıp’’ Hiç gerek yok ‘’ dedi sert bir ses tonuyla. Young  Jae ‘’Lütfen ısrar ediyorum ‘’ diye diretti ise de kızın bakışlarından gitmesi gerektiğini anladı.

Young Jae Arabasına binerken film sahnesi gibi Hye  Jin ‘in uçuşan saçlarını hayal etti. Sonra Hae Min ‘i düşündü. Bu sokağa daha sık gelmeliyim diye geçirdi içinden.

Kim Hae Min yatağında uzanmış Young  Jae ‘nin söylediğini düşünüyordu. O son fısıltı kulağında, beyninde bir hükümdarlık inşa etmiş. Tüm gücüyle hükmeden bir kralın sesi gibi yankılanıp duruyordu.

Hye Jin aldığı eşyaları yerleştirirken gördüğü tuhaf adamı nereden hatırladığını anımsamaya çalışıyordu.

Young  Jae  arabasında eve doğru yol alırken beynini fetheden absürt düşüncenin etkisiyle devamlı gülümsüyordu. Kendisini bile duyamadığı kadar kısık bir sesle acaba bu kıza çarpıldım mı ? dedi.

Tae  Jun ise sokağın köşesinde arabasının içinde kıpırdamadan oturmaya devam ediyordu. O artık bir gulyabani mi oldu ? Hayır hayır bu saçma düşünceyi tereddüt bile etmeden attı kafasından son hız yol almaya başladı.