SONBAHAR ESİNTİSİ 12. BÖLÜM

” YANLIŞLAR ”

Beni sevmiyordun, bilirdim 
Bir sevdiğin vardı, duyardım 
Çöp gibi bir oğlan, ipince 
Hayırsızın biriydi fikrimce 

Mere Haath Mein 

Hae Min ertesi sabah ilk iş Jon Won ‘un yanına gitti. Tae Jun da Jon Won ile konuşacaktı . Sabah sabah onun ofisine giderken bu işi bir an önce sonuçlandırmak istiyordu . Böylece aklında hiç bir soru işareti kalmadan yoluna devam edebilirdi. Sekteri Jon Won un yanında biri var buyurun bekleyin diyerek Tae Jun u bekleme odasına aldı ama Tae Jun fazla sabırsızdı yerinde duramadı , Bekleme odasından çıkınca Jon Won un açık olan kapısından içeriyi daha doğrusu Hae Min i gördü . Merakına yenik düşüp yaklaştı Hae Min  , Jon Won u öpüyordu . Bu bir yalan olmalıydı yada onun gibi bir şey bir hata evet bir yerlerde bir hata vardı . Belki Jon Won onu öpmüştü şimdi Hae Min onu itip tokat atacaktı değil mi Tae Jun bunu bekledi . İçeri girip bu adam bir yumruk atmamak için zor duruyor içinden bir ses bekle Hae Min i bekle diyordu ama öyle olmadı Hae Min ona tokat atmadı Tae Jun kapının eşiğinde iyice yaklaşmış şekilde beklerken Hae Min teşekkür ederim dedi. Teşekkür mü .  Ona teşekkür etti. Tae Jun yıkıldı olduğu yere çökmemek için tüm gücüyle kendini dışarı attı. Dünya etrafında döndü. Beyninden vurulmuş gibiydi ya da kalbinden . Dizlerdeki  gibi olmadı işte Hae Min ona tokat atıp ben başkasını seviyorum demedi işte.  Demek böyle aldanmıştı ne kadar saftı . O  kadın onu sevmiyordu İşte. Nasılda inandırdın kendini bu yalana . Kim bilir ne kadar eğlenmişti onunla dün gece . Ah aptal kafam benden sonra çok gülmüştür herhalde,  saf patronu ona deli gibi aşık olmuştu ama onun umurunda değildi. Daha kısa zaman öncesine kadar başkasını tavlayamayacağını iddia ettiği bu kız onu tavlamıştı , ava giderken avlanmıştı . Üstelik ona hiç değer vermiyordu .Bir başkasıyla birlikte ve benimle alay etti. Bu acı , bu öfke , bu kırgınlık geçmiyordu.

Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın, 
Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın, 
Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı; 
Beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın.

**********************************************************************************

Hae Min , Jon Won ‘un yanında ayrılırken biraz üzgün, kendisine kızıyordu . Haksızlıktı yaptığı ama elinden bir şey gelmezdi. Ama ofisi gelince içi mutluluk doldu. Daha fazla bekleyemeyerek Tae Jun un odasına gitti. İçeri girince ona sarılacak bir Tae Jun hayal ederken kızgın bir Tae Jun buldu. Bakışları , yüzü öfkeden deliye dönmüştü. Hae Min ağzını açamadan Tae Jun onu yakalayıp öptü ama bu sefer çok farklıydı dünkü gibi değildi sevecen şefkatli değil hayır şefkati bırak sevgi bile yoktu içinde , onu canını yakmak ister gibiydi. Öyle sert öyle kızgın , öfke dolu acımasız ve zalimce öpüyordu. Dün gece suya susamış dudakları gibi ona susamış kana kana içen o dudaklar şimdi sadece acı veriyordu.  Hae Min daha fazla dayanmayarak Tae Jun u itti.

Tae Jun yüzünde alaycı bir sırıtış , elini çenesine koyup ‘’  Ne oldu . Hoşuna gitmedi mi?  Bana da teşekkür etmeyecek misin ‘’dedi.

Hae Min ‘’ Teşekkür mü’’  dedi şaşırmıştır. Sonra anladı Tae Jun demek ki onu görmüştü . Tae Jun kıskançlıktan bir canavara dönmüştü. Jon Won o iyilik dolu adamı bu yüzden mi bırakmıştı. İçi acıdı sonra Tae Jun,  Hae Min i parça parça edecek sözler sarf etti.’’ Ne yani ben o kadar iyi değil miyim . ama aferin sana çok iyi iş başardın . Ne güzel idare ettin hepimizi söylesene daha başka kaç kişi var ‘’ Bu zehir dolu cümle Hae Min in tüm sabrını tüketti. Tae Jun a bir tokat attı . Kapıyı çarpıp çıkarken kalbi sızlıyordu. Bir kaç dakika önce dünyanın en mutlu insanıydı şimdi ise en mutsuzu . Başından aşağı kaynar sular döküldü.  Tae Jun un o son cümlesi aklından çıkmadı bir türlü. Ağlayarak asansöre bindi. Tae Jun geride yıkılmış kendinden, Hae Min den herkesten nefret eden bir adam olarak olduğu yere çöktü. Dün geceden bu sabaha bütün mutluğu akıp gitmişti işte bir gecede her şey tuzla buz olmuştu. Aptallığına kızarak eli yanağında kala kaldı. Ve aklında tokattı attıktan sonra Hae Min ‘in sarf ettiği son cümle  ‘’ senden nefret ediyorum Tae Jun .’’

Hani bendim yedi renk hani tende can idim
Hani gunduz hayalin geceler ruyan idim
Demek ki senin icin ask degil yalan idim

Hae Min olanlardan sonra bir daha o şirkte gitmek istemedi. İşi bıraktı Young Jae’ yi ikna etmek zor olsa da oraya gitmeyeceğini çok sert bir dille anlatmıştı. Artık asistanlık yoktu , köle olmak yoktu narsist,  bencil Tae Jun da yoktu artık Hae Min vardı. Bir tek Hae Min .

********************************************************

Hae Min , Jon Won ile hala arkadaş olarak görüşüyordu. O sabah onunla  duygusal bir konuşma yapmıştı . Ona , ilk aşkına veda etmişti. Onu da kendisini de özgür bırakmıştı . başlarda  Jon Won’ u bırakmak istemiyordu ama şimdi başkasını sevdiğini fark ettikten sonra bu yaptığının haksızlık olduğunu anladı . Jon Won ona tekrar sevgilisi olmasını istediğini söylediği zaman yapması gerekeni yapmıştı. O kadar iyi birisin ki demişti  ve ben seni gerçekten çok seviyorum ama artık sana aşık değilim, bu sevgi değişti . Aynı bizim gibi,  biz de eğiştik. Sana aşıktım ama artık bir başkasını seviyorum. Nasıl oluyor bilmiyorum ama durum bu . Jon Won hüzünlüydü,  zorla gülmeye çalışarak bunun geleceğini biliyordum dedi. Aşk hiç değişmezmiş ama kalbimizde ki kişi değişirmiş bu yüzden aşık olduğun zaman kişi değişse de hissettiklerin hep aynıymış dedi. Seni birinin gelip benden alacağını biliyordum  ama hangisi olacağına emin değildim.  Söylesene  Tae Jun değil mi ?  diğer zıpırın hiç şansı yoktu. Hae Min biliyor muydun dedi. Tae Jun’ u yani .

Evet tabi ki biliyordum,  o adam sana deli gibi aşıktı ve bunu saklama gereği bile duymuyordu ama sanırım bunu bilmeyen tek kişi sendin.  Ayrıca şimdi anlıyorum sende ondan hoşlanıyordun bir zamanlar bana bakar gibi bakıyordun ona, Fakat ben  bir türlü bunu kabul etmek istemedim sanırım. Evet şimdi düşününce Hae Min her zaman Tae Jun ‘a bakarken bir başkaydı. Jon Won şansına küstü kaderine sövdü ve sonunda sevdiğini gidişini izledi. Hae Min son bir şey istiyorum senden dedi. Jon Won ne olduğunu merak etti. Hae Min bir şeyi test etmeliyim diyerek Jon Won’ u öptü ve sonra teşekkür etti. Jon Won ne olduğunun anlamadı . Hae Min emin olmalıydım dedi. Ben hala emin değildim ama şimdi biliyorum sana  çok teşekkür ederim her şey için. Asla unutmayacağım benim için yatıklarını . Jon Won unutabilirsin dedi. Hatta şimdi bu kapıdan çıktığında unut dedi. Bedelini de bu öpücükle ödedin sana veda ediyorum meleğim .

Jon Won sevdiğinin gidişini izlerken aklına o meşhur şiir düştü .

Beklide bir rüyaydım
Senin için..
Uyandın ve ben bittim
Beni güzel hatırla
Çünkü sevdim seni ben her şeyini
Sana sırdaş oldum dost oldum koynumda ağladın

Alışıktım vefasızlığa el oldun aldırmadım
Beni güzel hatırla
Sayfalarca mektup bıraktım sana
Şiirler yazdım her gece
Çoğunu okutmadım

Söylenmemiş merhabalar sakladım her köşeye

Beni güzel hatırla
Dizlerimde uyuduğunu düşün
Saçını okşadığımı üşüyen ellerini ısıttığımı
Mutlu olduğun anları getir gözünün önüne
Anlından öptüğüm dakikaları
Birazdan kapını çalan kişi olabileceğini düşün
Şaşırtmayı severim biliyorsun
Bu da sana son sürprizim olsun
Şimdi seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum
Beni güzel hatırla
GİDİYORUM …

*************************************************************

A.Vivaldi – Four Seasons -Winter 

Kim Mun , Gong Chan’ in davetini kabul etmeden önce dediğim her şeyi yapacaksın yoksa bildiğim her şeyi anlatırım duydun mu beni dedi. Kim Mun şantaj yapmanın kolay bir şey olduğunu düşünüyordu. Kendisini yakmak uğruna Gong Chan’ i ihbar edemezdi ama onu parmağında oynatabilirdi. Bilmediği tek şey ise Gong Chan’ i şantaja asla prim vermemesiydi. Bu kadının öterse kendisini de yakacağını blöf yaptığını biliyordu. Asla konuşmaya cesaret edemezdi. Yine de Gong Chan’ in kibri kendisini böyle küçük gören birinin yaşamasına müsaade edemezdi. Bu ne cüretti.

Gong Chan ihaneti affedemiyordu. Kim Mun’ u son bir veda buluşması için dağ evine çağırdı . Onu tek istediğinin dostça ayrılmak olduğuna ikna etmesi hiç kolay olmamıştı bu kadın sandığından dişliydi. Bunca zaman nasıl olmuştu da bunu fark edememişti. Kim Mun keyfi yerinde kırmızı şarabını içerken biraz sonra başına geleceklerden habersiz bu dertten de kurtulduğuna seviniyordu. Birden başı dönmeye başladı. Gözleri karardı etrafında her şey yok oluyor yerini karanlığa bırakıyordu. Vücudu onu kontrol edemiyordu. Gong Chan’ in sesi kesilmişti duyamıyordu ara sıra aralayabildiği gözlerinden onun bir şeyler söylediğini görüyordu, dudakları kıpırdıyor ve son bir güçle açtığı gözleri onun sırıtan dudaklarını hafızasının en kuytu köşesine kazdı. Kim Mun’ un kadehi elinden düştüğünde beyaz halı kırmızıya boyandı. Saatler sonra Kim Mun başında büyük bir ağrıyla uyandı. Bir sandalyede oturuyordu, elleri ve ayakları bağlanmıştı . Kıpırdamak için çabalaması boşunaydı hala güçsüzdü. Zar zor konuşuyordu. Karşısında ki Gong Chan’ i ve o zalim gülümsemesini görünce kanı dondu , Birden bire vücudundaki bütün kan çekildi. Ne oluyor neden buradayım diye inleyerek kısık bir sesle konuşuyordu. Gong Chan normal bir sesle konuşuyordu ama Kim Mun için bu ses çığlıktan farksızdı. Sanki bağırıyordu, baş ağrısı gittikçe arttı. Çünkü canım bana ihanet ettin, her ihanetin bir bedeli olmalı. Kim Mun ölüm fikrini düşündükçe korkudan yüzü bembeyaz kesildi kireç gibi oldu. Dur bak dinle ben blöf yapıyordum seni asla ele vermeyecektim dedi. Gong Chan blöf yaptığını zaten biliyordum dedi. Seni bu yüzden burada tutmuyorum, beni ele veremezdin sen de yanardın. Ben seni buraya öldürmeye getirdim çünkü beni aldatabileceğini düşündün . O küçük beynin bana numara çekebileceğini nasıl düşündü. Buna nasıl cesaret ettin. Beni tehdit ettin üstelik bu blöfü yiyecek kadar aptal olduğumu düşündün . Bu aşağılanmayı kaldıramam anladın mı beni . Ben bunu ödeteceğim . Kim Mun korkuyla onu izlerken elinde parlayan bir şey gördü. Gözleri fal taşı gibi açıldı bu parlak şeye bakıyordu. Gong Chan ah o mu bıçak.  Bence bu iş için en uygun şey dedi. Nasıl da soğuk anlatamam ya da neden anlatıyorum ki dedi ve elinde ki büyük bıçağı Kim Mun’ un göğsüne batırdı.  Kim Mun acı dolu bir çığlık attı. Ne olduğunu anlamadan bir daha aynı acıyı hissetti. Gong Chan bundan zevk alıyordu gülerek aynı işlemi daha yavaş bir şekilde tekrar etti. Merak etme hemen ölmeyeceksin ödevimi iyi yaptım. Bu darbeler seni öldürmek için değil sadece acı vermek için . Gerçekten de Gong Chan her darbeyi iyi hesaplıyor, ölümcül olmaması için çabalıyordu. Bu zevkten hemen vazgeçemezdi. Eğer Kim Mun hemen ölürse bu eğlence de son bulurdu. Bir süre ara verdikten sonra kan kaybeden kadına döndü. Bunun böyle haz verebileceğine inanmazdım dedi. Kim Mun boş gözlerle Gong Chan’ e bakarken artık sonunun geldiğini biliyordu.

Kim Mun acı içersinde inlerken gözlerini tekrar aralamayı başardı. Gong Chan onu izliyordu nihayet tekrar uyandın dedi. Acıdan bayılan kadın son bir çaba ile ellerini kurtarmayı denedi ama yarasızdı. Gong Chan ise gülümsemeye devam ediyordu. Boşuna yorulma dedi. Zaten çok sıkıldım . Seni öldürürken bütün acıyı hissetmeni istiyorum . Yavaş yavaş,  kıvrana kıvrana ölmeni istiyorum bu yüzden tekrar bayılma. Seni beklemek çok sıkıcı biliyor musun. Kim Mun feryat içindeydi çığlık çığlığa bağırıp son şansını da tükettikten sonra nafile olduğunu anladı . Bu sefer yalvarmaya başladı. Ben konuşmayacaktım. İnan bana söz veriyorum kimseye bir şey söylemem ne olur çöz beni çöz . Lütfen yalvarırım çöz.  Gong Chan nefesini boşa tüketme dedi. Bu ormanda seni duyacak kimse yok. Konuşma meselesine gelirsek bunu zaten yapamayacaksın çünkü seni öldüreceğim. Hayatının hatasını yaptığın için öldüreceğim beni nasıl hafife alırsın.  Ve elindeki sivri uçlu bıçağı kadının karın boşluğuna sapladı. Yüzünde inanılmaz bir haz vardı. Kim Mun acı içinde bağırırken o zevkle gülümsüyordu. Gong Chan eserine bakarken  bunu mecburiyetten yapmadığını anladı. Birinin öldürmenin verdiği o hazzı duyunca o muhteşem duygu işte o an fark etti bu dünyada onun için bundan daha güzel hiçbir şey yoktu. Şirket başarı , para , ün , hepsi boşmuş. Her şey boş…

İki gün sonra ormanda koşuya çıkmış iki genç Kim Mun’ un kanlar içindeki cesedini buldu. Tae Jun işi gelmeyen ve hiç bir aramaya cevap vermeyen Kim Mun’ un ölüm haberini gazeteden duydu. Neden Kim Mun u öldürmek iste sinlerdi ki. Polis bunun bir sapık tarafından işlenen bir cinayet olduğuna kanaat getirmişti. Kimseler şüphelenecek bir durum bulamamıştı. Katilde hiç bir iz bırakama konusunda büyük gayret göstermişti. Ta ki Jon Won , Gong Chan e gazetedeki ölü kadınınla onu gördüğünü söyleyene kadar Gong Chan’in de kimsenin gerçeği öğrenmeyeceğinden kuşkusu yoktu. Jon Won aynı şirkette çalışmaya başladıklarından beri Gong Chan e ısınamamıştı üstelik ondan uzun süredir şüpheleniyordu. Bu adamın gizli kapaklı işler çevirdiğini bilmek için medyum olmaya gerek yoktu.

*************************************************************

Jon Won,  Gong Chan ile Kim Mun’ un görüştüklerini görmüştü. Kadının haberlerini gazetede gördükten sonra Gong Chan’ e sevgilisi olup olmadığını sorduğunda verdiği tuhaf tepkiyi hatırladı . Bu işte kesinlikle bir iş vardı ama ne . Bunu öğrenmek için blöf yapmaya karar verdi. Eğer Gong Chan blöfünü yerse Jon Won bir şeyler öğrenebilirdi. Jon Won , Gong Chan ‘ın odasına girdiğinde adam onu hiç beklemiyordu. Hal hatır sorduktan sonra Jon Won baksana seninle aynı şirketteyiz ama ne kadar zamandır hiç konuşmadık belki bir içki falan içeriz . Erkek erkeğe dertleşiriz dedi. Hem bana Kim Mun ile ilgili olayı da anlatırsın . Gong Chan ne olayı dedi anlatacak bir şey yok. O kadını ömrümde bir kaç kez görüm o kadar onu tanımıyordum bile. Jon Won bana yalan söyleme her şeyi biliyorum onu çok iyi tanıyordun hatta onunla çevirdiğiniz işleri de biliyorum . Bu söyledikleri ya geri tepecekti ya da işe yaracaktı. Gong Chan sen saçmalıyorsun dedi. Nereden çıktı bu paranoya,  şimdi beni yalnız bırak işlerim var diyerek onu kovdu. Jon Won kafası Karışık acaba doğru mu söylüyor diye düşünürken Gong Chan telefona sarılmıştı. Evet işini bitirin dediğim gibi yapın . Nasıl mı ?  Döverek olsun hırsızlık için dövülen çok insan var değil mi . Hem dayak cennetten çıkmadır birilerini de cennete yollasa bir şey olmaz.

*********************************************************************

(알리 – 상처) Ali – Hurt (ROOFTOP PRINCE OST)

Jon Won , Hae Min’in  işten ayrıldığını öğrendiğinde Tae Jun’ a duyduğu öfke daha da kabardı . Hae Min ‘i böyle bir adama mı bırakmıştı . Böyle bencil birine,  sırf mutlu olsun diye ama o ne yapmıştı sadece onu daha üzmüştü. Hae Min eski neşesini kaybetmişti hep dalgındı. Bu yüzden Jon Won , Tae Jun ile karşılaştığında kavgaya hazırdı. Tae Jun yalnız mı geziyorsun dedi. Otoparkta Arabasına doğru yürürken görmüştü Jon Won’ u içi hala soğumamıştı onu bir güzel benzetmek istedi. Jon Won seni ilgilendirmez dedi. Sonra Tae Jun ‘un canını acıtmak istedi . Ama çok merak ediyorsan yakında evleniyoruz dedi. Tae Jun mahvoldu. Ama belli etmemeye çalışarak merak etmiyorum . onunla sen tam da birbirinize göresiniz . iki zavallı . Jon Won ağzını topla dedi. Tae Jun toplamazsam ne yapacaksın diyerek onun üzerine yürüdü ikisi de bir kıvılcım bekliyordu. Sadece son bir kıvılcım. İlk yumruğu Jon Won attı. Tae Jun yere yıkıldı, beklemediği kadar sert bir yumruktu . Jon Won adamın çenesinden akan kanı görünce içine su serpildi . Tae Jun Ayağa kaktı ve Jon Won a hayatının darbesini attı . O yumruk bu Sefer   Jon Won’ un burnunu kan içinde bırakmıştı . Tae  Jun elini silip arabasına doğru yürümeye başladı . Jon Won geri dön korkak dedi. Tae Jun değmezsin diyerek arabasına bindi.

Jon won,  Tae Jun un gidişini izledikten sonra etrafının sarıldığını fark etti.Jon Won dört adam tarafından köşe sıkıştırılmıştı. Ellerinde soplar onu dövmeye başladılar. Öldürürcesine vuruyorlardı. Sonunda Adamın biri ölmeden sana son Bir tavsiye dedi bilmediğin işlere burnunu sokma hele şantaj çok kötü bir şey sonra Gong Chan’ ın selamı var diyerek başladığı işe devam etti. Öldü mü Galiba işi bitti dedi adam . Jon Won’ u bırakıp giderlerken Jon Won’ dan geriye kanlar için nefesini vermek üzere olan bir beden kalmıştı. Hastanede gözlerini açar gibi olunca Hae Min’ i gördü söylemesi gerekiyordu belki bir daha fırsatı olmazdı Hae Min gözleri yaş içinde ne oldu dedi.  Bunu sana kim yaptı ama Jon Won onu duymuyor sadece dudaklarından sürekli Tae  Jun… Tae  Jun ona söyle diyordu. Doktor artık ameliyata almalıyız dedi. Hae Min kurtulacak mı durumu  ne lütfen söyleyin diye yalvarırken doktor üzgün bir şekilde  size umut vermek istemem durumu çok kötü dedi. Belki kurtulamaz. Hatta kurtulması çok güç dedi.

********************************************************